Ölümün gölgesinde kurulan karanlık bir dans pisti

Depeche Mode; tekinsiz, karanlık ve ayakları yerden kesen synthpop'larını nihilist bir dans pistinde, ölümle iç içe bir hâlde yeniden keşfetti.
Ölümün gölgesinde kurulan karanlık bir dans pisti

31 Mart - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

The Irish Spirit : Logan Roy’u nasıl bilirsiniz? İşin esprisindeyiz tabii ama sadece birkaç gün önce başlayan dördüncü sezonuyla yine sohbetlerimizden eksik etmediğimiz Succession ve Roy Ailesi geri döndü. Kötü haberse veda busesi kondurmadan önce bunun medya devinin iş ve aile entrikalarıyla buluşacağımız son sezon olması… İlk bölümünü izlediğimiz 2018 yılından bu yana neler değişti ama muhabbetlerimizin de dizinin de başrollerinden olan Brian Cox ’a (Logan Roy) olan hayranlığımız hiç değişmedi. Kendisi İrlanda asıllı ve İrlanda’nın yaşadığı patates kıtlığı sırasında halk dünyanın dört bir yanına dağılmak zorunda kalırken Cox ailesi de İskoçya’ya bu dönemde göç etmiş. Rolünün getirdikleriyle ekranlardan bile sert tavrını içimize işleten usta oyuncu bu serüvene London Academy of Music and Dramatic Art’a 17 yaşında başlamasıyla adım atmış. Kariyerinde tiyatro, TV dizi ve filmleriyle sinemada birçok başarı yakalayan oyuncu hiç şüphesiz The Irish Spirit ’in yaratıcı, cesur, özgür ve eğlenceli dünyasını yansıtıyor. Öyle ki The Irish Spirit ruhunun getirisiyle farklı alanlara el atmaktan çekinmeyen Cox, yazdığı üç kitapla da birçok dilde kendine yer bulmayı başarıyor. Dahası: Dizinin pek çok sahnesinde İrlanda ruhunun boğazdan akıp giden hâli bize eşlik ediyor. Son sezona başlamak için bugünü bekleyenler ve kendine şöyle güzel bir hatırlatma yapmak isteyenler için Duende şurada dizinin unutulmaz bölümlerini listeledi. Sláinte mhath! Ne spoiler yediğin ne de spoiler ’a maruz kaldığın bir final sezonu olmasını dileyerek The Irish Spirit ’in ağızda yaratıcı bir tat bırakan ruhunu yakalamak üzere seni bu bağlantıya davet ediyoruz.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: Depeche Mode - Memento Mori 

Süre: 50 dakika

Plak şirketi: Columbia Records

Yayın tarihi: 24 Mart 2023

Kartonet: 1980’li yılların başında elektronik müzik, rock enstrümantasyonunu dışarıda bırakır ve synthsizer’ından temellenen bir müzikal devrimin aktörü olur. O dönemden kalan, önce Birleşik Krallık ardından da tüm Kıta Avrupası’nı elektronik müziğin yenilikçi fikirleriyle ele geçiren müzisyen/müzik gruplarından taze üretimleriyle hâlâ radarımızda olan çok fazlası yok. 1981 yılında başladıkları kariyerlerine 15 stüdyo albümü, sayısız tekli ve on yılları aşan birçok hit bırakan Depeche Mode ise, işte bu bir avuç isimden biri.

Grup - artık bir ikili - 40 yılı aşkın müzikal yolculuklarında atlattıkları birçok badirenin ve seslerine yaptıkları sıra dışı güncellemelerin ardından acıklı bir nostalji yaftasının yakışacağı bir öze dönüşten uzakta. Yine de Memento Mori, Depeche Mode’un synth Britannia dalgasıyla elektroniği popüler müziğin merkezine yerleştiren öncülüğünü yeniden hatırlatan, onu sahneye taşıyan ve 40 yıldan sonra bile grubun heyecan verici kompozisyonlara vâkıf olduğunu gösteren bir albüm. 

2017 yılının Martin L. Gore ve Dave Gahan arasındaki yıpratıcı fikir ayrılıkları ve çatışmaları arasından çıkan ve grubun kataloğunun belki de en zayıf halkası Spirit’i takip eden Memento Mori, 27 yıldır bir üçlü olan Depeche Mode’un bir ikili olarak kaydettiği ilk albüm. 2022’in 26 Mayıs'ında aniden hayatını kaybeden Andret “Fletch” Fletcher’ın hiç duymadığı 16 şarkıdan oluşan Memento Mori, Martin L. Gore ve Dave Gahan’ın inişli çıkışlı yaratıcı işbirliklerinin öngörülemez bir uyumla hayat verdiği müşterek bir çaba. 

Martin L. Gore’un Santa Barbara’daki stüdyosunda, Florence + the Machine ve Arctic Monkeys gibileriyle çalışan James Ford prodüktörlüğünde kaydedilen albümün mühendis koltuğunda Björk, Frank Ocean ve the xx’in fonetik alfabesini yazanlardan Marta Salogni var. Geç 70’ler ve erken 80’ler Birleşik Krallığı’na yukarıdan aşağı nüfuz eden ve punk sonrası müzik devrimlerinin (post-punk, synth-pop, gothic rock, vb.) belgeselciliğini yapmış efsanevi fotoğrafçı ve yönetmen Anton Corbjin, Memento Mori’nin ölümle kol kolalık anlatısının karanlık görsel estetiğini oluşturdu. 

Depeche Mode, Memento Mori

Neden dinleyelim? Dave Gahan, 2021 yılında Soulsaver grubuyla Imposter albümünü yayınlayıp aralık ayında albümün turnesine çıktı. Turne sona erdiğinde Gahan’ın aklında müzik yapmaya devam edip etmemek vardı. The New York Times yazarı Alex Pappademas’ın “Dave turne sonunda bir şeyin sonuna gelmiş gibi hissetti” diyerek ifade ettiği durum, Martin L. Gore’un Dave Gahan’a dinlettiği Ghost Again demosuyla değişti: “Bu şarkıyı seslendirmek için sabırsızlanıyorum.” 

Gahan ve Gore arasındaki yaratıcı ortaklığın yıllara dayanan mirası, bu albüm için de değişmedi. Memento Mori, Martin L. Gore’un sözlerini ve müziğini yazdığı; Dave Gahan’ın ise distopik bir dünyanın kürsüsünden yankılanan vokalleriyle gruba alametifarikası tekinsizliğini verdiği bir erken dönem Depeche Mode 101 dersi. 

Ölüm, Memento Mori’nin sık sık ziyaret ettiği, albümün ortasında tüm şeffaflığıyla duran bir tema. Öyle ki albümün Latince’den kabaca çevirisiyle “öleceğini hatırlamak zorundasın” anlamına gelen ismi bile ölümlü oldukları ve artık onunla yan yana gezdikleri hissi içlerinde iyice büyüyen Gahan ve Gore’un kenarında durdukları yeni bir zihinsel eşiğe işaret etti. Gahan’ın “Şarkıların çoğu, bize zamanımızın uçucu olduğunu hatırlatan o yerden temellendi” sözünde cisimleşen bu ölüme içkinlik durumu, Memento Mori’nin hayatın sona erişlerle dolu olduğu gerçeğiyle cesur bir yüzleşmesi. 

Öte taraftan, sanılanın aksine, albümün Depeche Mode standartları için bile ölümle-takıntılı hâlleri; Andrew Fletcher’in hayata veda edişinden bağımsız. Zira şarkıların hepsi (ve albüme girmeyen 4 dört tanesi) Andrew Fletcher’ın ani ölümünden önce yazıldı. Ancak bunun, hâlihazırda fanilikleri üzerine düşünen Gahan ve Gore’un direksiyon kırdıkları yeni anlatılarını güçlendirdiğini söylemek mümkün. 

Depeche Mode’un melodik gitarı, tekrarlı drum machine’leri ve ulvi synth pasajlarını bir araya getiren alışılageldik tariflerinden biri olan Ghost Again şarkısı buna iyi bir örnek. Nakaratlarında tekrarlanan “Bir gün yeniden hayalet olacağız” sözleri ve Gahan & Gore ikilisini ölüm meleği kılığına sokarak Seventh Seal (1957) filminden enstantaneler sunan klibiyle Ghost Again, Depeche Mode’un hem sözleriyle en direkt oldukları anlardan hem de Memento Mori’nin en parlak ses duraklarından.

Gahan ve Gore, bir Depeche Mode albüm süreciyle ilk defa baş başa test edildikleri Memento Mori’de seslerinin karanlık mirasında ve albüm anlatılarında yer bulan ölümü spot ışıklarının tam altına taşıdı. Gore’un sözleriyle “bir ayakları mezardan”, hayatın uçuculuğunun içinden seslenen Depeche Mode; ölümün ağırlığının altında ezilen nostaljik bir iş çıkarmadı. Aksine, yakın geçmişlerinin en iyi işine imza atan grup; Depeche Mode’un efsanevi Violator albümünde kristalize olan o huzursuz edici karanlığın ayakları yerden kesen cazibesini, synthpop’un nihilist dans pistini yeniden keşfetti. 

Benzer işler:

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🌑 Jim Jarmusch ve Jozef Van Wissem'in ruhani birlikteliği, Depeche Mode'un ölümle dansı

Jim Jarmusch ve Jozef Van Wissem'in gerçeği yadırgayan ruhani müzikal seyahati, Elizabeth Banks'in Çıldırmış Ayı'sı, Depeche Mode'un ölümle kol kola dans eden son albümü Memento Mori.

31 Mar 2023

The Irish Spirit ile birlikte
Tasarım: Esra Yapar

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Emre Eminoğlu

·

25 Eyl 2026

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Aslı Perker

·

25 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

Burcu Dimili

·

25 Eyl 2026

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Mehmet Sindel

·

24 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.

Soner Can

·

24 Eyl 2026

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah