Operasyon: Destansı Belirsizlik

Bir süredir İran etrafında tırmanan askeri gerilim, küresel piyasalarda enerji arzı üzerinden ciddi bir yeniden fiyatlama etkisini besliyordu. ABD ve İsrail tarafından koordine edilen 'Operasyon Epic Fury' (ABD) ve 'Operasyon Roaring Lion' (İsrail) isimli askeri müdahaleler, yalnızca bölgesel bir çatışma değil, küresel enerji arzının ve makroekonomik istikrarın merkezine yönelik bir şok dalgası yarattı.
Operasyon: Destansı Belirsizlik

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Bir süredir İran etrafında tırmanan askeri gerilim, küresel piyasalarda enerji arzı üzerinden ciddi bir yeniden fiyatlama etkisini besliyordu. ABD ve İsrail tarafından koordine edilen 'Operasyon Epic Fury' (ABD) ve 'Operasyon Roaring Lion' (İsrail) isimli askeri müdahaleler, yalnızca bölgesel bir çatışma değil, küresel enerji arzının ve makroekonomik istikrarın merkezine yönelik bir şok dalgası yarattı.

İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in operasyonun ilk saatlerinde hayatını kaybetmesi ve ardından İran'ın bölgedeki ABD üsleri ile müttefik ülkelere yönelik balistik füze misillemeleri, piyasalarda siyah kuğu olarak bilinen bir kötü sürpriz etkisi yarattı.

İlk etkiyi de beklendiği üzere enerji fiyatlarında gördük. Brent petrol %8’e yakın 79USD/varil seviyesine yükselirken, bozulan LNG ağı sebebiyle ilk işlem gününde Avrupa’da doğalgaz fiyatlarının %50’ye yakın primlendiğini gördük. Şimdi ana soru bu etkinin kalıcı mı geçici mi olacağı zira bu iki senaryo bambaşka makroekonomik sonuçlara yol açacak. Bu yazı kaleme alınırken brent petrol fiyatında yıl başından bu yana yaşanan artış oranı %35’i geçmişti.

Hürmüz Boğazı: Enerji arzının can damarı

Küresel petrol ve doğalgaz ticaretinin kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı, 2026 kriziyle birlikte bir kez daha dünya ekonomisinin gündemine oturdu. Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayan tek doğal su yolu olan boğaz, küresel petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin geçiş noktası niteliğinde. Hürmüz Boğazı, konumu itibarıyla yalnızca İran'ın değil; Basra Körfezi'nden çıkan Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar ve Irak petrolünün de geçiş noktası niteliğinde.

En dar noktasında yalnızca 33 kilometre genişliğinde olan boğazda, gemilerin geçebileceği güvenli seyir kanallarının darlığı, güvenlik başlığının da her zaman gündemde olmasına sebep oluyor. Dar geçiş alanı deniz mayınları veya gemi el koyma operasyonları gibi bozucu unsurların engellenmesini zorlaştırıyor.

Bu durum, bizi “ya boğaz kapanırsa?” sorusunun bir adım ötesine taşıyor. Enerji fiyatlarının küresel çapta etkilenmesi için boğazın fiilen kapanmasına da gerek bulunmuyor. Geçişlerin riskli hale gelmesi (en azından bu algının yerleşmesi) transfer sürecindeki sigorta maliyetlerinin (ve dolayısıyla petrol/LNG fiyatlarının) sıçraması için yeterli. War Risk Premium olarak bilinen bu primlerdeki sıçrama birim başına maliyeti de büyük oranda artırıyor. Trump’ın bu sorunu çözmek üzere attığı adımların ne kadar etkili olacağı da belirsiz.

Hürmüz Boğazı'nı ikame edebilecek kolay bir rota bulunmaması da bölgenin önemini artırıyor. Olası bir blokaj durumunda kullanılabilecek alternatif boru hatları, mevcut kapasiteyi karşılamaktan çok uzakta ve en iyi tahminler bile bu kanalın boğaz hacminin sekizde birini karşılayabileceğine işaret ediyor. LNG tarafında ise pratik bir alternatif güzergah bulunmuyor.

Analistler, Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması halinde petrol fiyatlarının 100 doların üzerine hızla çıkabileceğini, daha ekstrem senaryolarda ise 150 dolar seviyesine kadar yükselebileceğini belirtiyor.

Risk-off

Yaşanan ani saldırının ve ardıl şokların ardından finansal piyasalarda riskten kaçış senaryosu devreye girdi.  İlk etki beklendiği gibi petrol fiyatlarında görüldü. Brent petrolün varil fiyatı bir anda 80 USD sınırına dayandı. Altın, ilkin güvenli liman talebiyle güçlü bir ralli gerçekleştirmesine rağmen devam eden birkaç günde yaşanan çalkantının lokal seyrinde gittiği fikriyle bir miktar gevşedi. Bu tip dönemlerde gerçek güvenli liman olarak görülen ABD Doları değer kazanırken ABD tahvilleri kısa bir oynaklığın ardından yakın vadeli ortalamalarda dengelendi.

Burada odaklanmamız gereken konu kısa vadeli (ve büyük oranda beklenen) fiyat hareketlerinden çok uzun vadeli ve kalıcı bir yeni denge durumunun tetikleyeceği küresel enflasyon dalgası olmalı. Yaşanan çatışmalar zaten kırılgan olan küresel makro görünümü daha da karmaşık hale getirmiş durumda. Bir süredir dingin seyreden ancak bölgesel gerilimi de alttan alta fiyatlan enerji fiyatlarındaki her 10 USD’lik artışın küresel enflasyonu yaklaşık %0,3–0,5 artırabileceği tahmin ediliyor. Enerji fiyatlarının kalıcı olarak yükselmesi durumu da küresel çapta bir stagflasyon dalgası (düşük büyüme, yüksek enflasyon) yaratma potansiyeli taşıyor zira dezenflasyon politikası güden büyük ekonomiler halen makroekonomik aktiviteyi canlandırabilmiş değiller. Bu durum merkez da bankalarını oldukça zorlayacak.

Enerji fiyatlarının kalıcı olarak yükselmesi özellikle (içinde ülkemizin de bulunduğu) net enerji ithalatçısı ekonomiler için ciddi riskler barındırıyor. Büyümenin sınırlandığı, enflasyonun beslendiği ve ödemeler dengesinin aleyhte bozulduğu bir senaryo, hayat bulduğu ve yaygınlaştığı halde sadece maruz kalan ülkeler için değil, küresel makro görünüm için kayda değer bir tehdit oluşturuyor.

Bu manzarada özellikle ülkemizin maruz kaldığı bölgesel riskler maalesef bunlarla da sınırlı değil. Sadece enerji fiyatlarında yaşanabilecek kalıcı ver sert bir yükseliş yeterince yıkıcı değilmiş gibi, risk primlerindeki artışın borçlanma maliyetleri üzerindeki etkisi, sürecin uzaması durumunda turizm gelirlerinde azalma ve önemli dış ticaret partnerlerimizden olan İran’la var olan dış ticaret hacminin kaybolması, yönetmemiz gereken ilave riskler listesinin ilk sıralarında yer alıyor.

Bu noktada, başta Çin olmak üzere Asya ekonomilerine ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerji akışının büyük bölümü Asya ekonomilerine gidiyor. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore bölgenin en büyük enerji ithalatçıları arasında yer alıyor. Özellikle Çin, günlük yaklaşık 5 milyon varil petrolü bu rota üzerinden ithal ediyor. Bu nedenle boğazda yaşanabilecek ciddi bir kesinti Asya ekonomilerinin büyüme performanslarını yıllık bazda 50 ila 100 baz puan aşağı çekme potansiyeli taşıyor.

Senaryolar

Olası riskler sürecin nasıl devam edeceğine bağlı ve bu sebeple erken dönemde uzun vadeli ve nokta atışı tahminler yerine genel çerçeveyi çizmek daha sağlıklı olacaktır. Mevcut durumda karşımızda üç ana senaryo bulunuyor.

Hızlı Bitiş: Çatışmaların iki üç hafta içinde sona ermesi senaryosunda piyasa fiziksel kesinti yerine korku primini fiyatlamış olacak. İran'da istikrarlı bir geçiş hükümetinin hızla kurularak batı ile uyumlu mesajlar vermesi,  piyasalardaki jeopolitik risk primi hızla aşağı çekecek. Bu senaryoda petrol fiyatlarının 70-75 USD seviyelerine çekilmesi, altın talebinin normalleşmesi ve küresel borsalarda bir rahatlama rallisi görülmesi muhtemel. Bu senaryoda, İran petrol arzının küresel arza katılması gibi unsurlar da enflasyon görünümü açısından pozitif olacaktır.

Orta vadeli çözüm: Çatışma yoğunluğunun birkaç ay azalmadığı boğazın ise tam kapanmadığı (ancak aralıklı saldırılar sebebiyle sigorta primlerinin yükseldiği) senaryoda petrol fiyatları yüksek bir bantta dalgalanmaya devam edecektir. Küresel makro görünümde, enerji kaynaklı enflasyonist baskı nedeniyle faiz indirimleri ötelenebilir ve büyüme beklentileri aşağı yönlü revize edilebilir. Özellikle enerjide dışa bağımlı ekonomilerde risk fiyatlamalarının etkisi daha belirgin olacaktır.

Uzun vadeli çatışma: Çatışmaların 3 ayı aşması ve Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanmasının, küresel ekonomiyi resesyona sürükleme ihtimali oldukça yüksek. Lojistik rotaların yeniden tasarlandığı, taşıma maliyetlerinin anormal yükseldiği, yaptırımlar, yatırım ertelemeleri, altyapı hasarları ve kalıcı güvenlik endişeleriyle enerji maliyetlerinin kalıcı olarak arttığı bu senaryo en büyük şirketlerde bile kalıcı değerleme düşüşlerine yol açabilir.

Sonuç

ABD ve İsrail’in İran’a saldırması yalnızca bölgesel bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda küresel enerji sisteminin kırılganlığını ortaya koyan önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Hürmüz Boğazı ve kritik önemi, süreci küresel bir kaosa taşıma potansiyeli barındırıyor. Çatışmaların uzaması, enerji fiyatları, enflasyon ve büyüme üzerinde yepyeni senaryolar konuşacağımız günlere adım atacağız.

Bu durum ülkemiz açısından da büyük önem taşıyor zira Türkiye sadece gelişen ülkeler liginde yer alan bir net enerji ithalatçısı ülke değil. Yoğun ticari ve kültürel bağları bulunan, bir başka komşu ülkenin siyasi çehresinin değiştirilmesi, ülkemizi sadece ekonomi ile sınırlı kalmayan çok sayıda riske maruz bırakıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Eralp Ersoy

Lex Strategic Advisory Kurucusu

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Haftalık takvim: Enflasyon Raporu haftası

Bu hafta yurt içinde TCMB'nin yılın son Enflasyon Raporu, Eylül ayı sanayi üretimi, cari işlemler dengesi ve Kasım ayı Piyasa Katılımcıları Anketi öne çıkarken, yurt dışında ABD'de Ekim ayı enflasyonu, İngiltere'de üçüncü çeyrek büyümesi ve Avro Bölgesi büyüme ve istihdam verileri ön planda.

08 Kas 2026

Haftalık takvim: Enflasyon Raporu haftası
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Workup 14. dönem Demo Day: Yapay zeka ağırlıklı 10 girişim mezun oldu

İş Bankası’nın ana destekçiliğinde 2017'den bu yana süren Workup Girişimcilik Programı’nın 14. dönemi, çevrimiçi düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yürüttüğü bu dönemde 10 teknoloji girişimi mezun oldu. Dönemi öne çıkaran iki gelişme var: Mezunların 10'da 8'i işini doğrudan yapay zeka üzerine kuruyor ve seçim süreci bu kez bilinçli olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışına açıldı. Yeni mezunlarla birlikte programın toplam mezun sayısı 198'e ulaştı.

05 Kas 2026

Workup 14. dönem Demo Day: Yapay zeka ağırlıklı 10 girişim mezun oldu
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Türk Devletleri Zirvesinin ardından: Türk dünyası kendi arasında ne kadar iş yapıyor?

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi 29-30 Ekim'de Ankara'da yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT'nin üyesi; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemcisi. Zirvenin sonunda üye devletler 163 maddelik Ankara Bildirisi'ni kabul etti. Bildiri ortak alfabeden küp uyduya, savunma sanayisi kolejinden ulaşım koridorlarına kadar pek çok konuyu kapsıyor.

Yaman Alp Ungan

·

05 Kas 2026

Türk Devletleri Zirvesinin ardından: Türk dünyası kendi arasında ne kadar iş yapıyor?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

ABD ara seçimleri sonrası potansiyel ekonomik görünüm

ABD’de 2026 ara seçimlerinin Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu elde etmesiyle sonuçlanması, Amerikan ekonomisi ve küresel finansal piyasalar açısından yeni bir siyasi denge oluşturdu. Ancak seçim sonuçlarının ekonomi politikalarında radikal bir yön değişikliğinden ziyade, yürütme ve yasama organları arasındaki anlaşmazlıkları artırması bekleniyor.

Eren Kuru

·

05 Kas 2026

ABD ara seçimleri sonrası potansiyel ekonomik görünüm
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

ABD ara seçim sonuçları: Ekonomide ve siyasette yeni dengeler

ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

Eralp Ersoy

·

05 Kas 2026

ABD ara seçim sonuçları: Ekonomide ve siyasette yeni dengeler