Ortadoğu’daki savaşlar ve yerel halkın yatırımlara dair yönelimleri

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Son beş yıl içerisinde Orta Doğu'da birçok çatışma ve savaş yaşandı. Bu çatışmaların çoğu, farklı ülkelerde devam eden iç savaşlar, etnik ve dini gruplar arasındaki çatışmalar, terör örgütlerinin faaliyetleri ve bölgesel güç mücadelelerinden kaynaklandı.
Suriye'de 2011'de başlayan iç savaş son beş yıl içinde de devam etti. Rejim karşıtı gruplar, IŞİD ve rejim yanlısı güçler arasında çok sayıda çatışma yaşandı. 2019’da Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine yönelik Barış Pınarı Harekâtı ve ABD’nin Suriye'deki askerlerini geri çekmesi gibi gelişmeler çatışmaların seyrini etkiledi.
Yemen'de 2014 yılında başlayan iç savaş, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun Husilere karşı yürüttüğü hava saldırıları ve çatışmalarla sürdü. Çatışmalar sonucunda ortaya çıkan insani kriz, son beş yılın en önemli sorunlarından biri oldu. Ülkede zaman zaman ateşkes anlaşmaları yapılmasına rağmen kalıcı bir barış sağlanamadı.
Irak’ta IŞİD’in varlığı önemli bir tehdit olmaya devam etti. 2017'de Irak hükümeti, IŞİD’in elindeki bölgeleri geri alarak büyük bir zafer kazandı. Ancak örgütün yerel hücreleri ve terör saldırıları, özellikle kırsal alanlarda devam etti. Bu durum, Irak'ın belirli bölgelerinde çatışmaların sürmesine neden oldu.
İran ve Suudi Arabistan arasındaki bölgesel rekabet son beş yılda da etkisini sürdürdü. Bu iki ülkenin vekil güçleri aracılığıyla Yemen, Suriye, Irak ve Lübnan'da süren çatışmalar, bölgede istikrarı olumsuz etkiledi. İran’a yönelik ABD yaptırımları ve Suudi Arabistan’la yaşanan gerginlikler, zaman zaman doğrudan askerî çatışma riskini arttırdı.
Gazze Şeridi'nde Hamas ve İsrail arasındaki çatışmalar zaman zaman alevlendi ve sıcak temas her geçen gün ölçüsünü artırmaya devam etti. 2021 yılında İsrail ve Filistin arasında yaşanan gerilim, Gazze'de ciddi bir askeri çatışmaya dönüştü ve çok sayıda sivil kayba neden oldu. Son olarak bu hafta füze ile saldırılarını takip ettik.
Ortadoğu, Suriye, Irak, Yemen, Libya ve İsrail-Filistin gibi bölgelerde yaşanan çatışmalar ve savaşlarla büyük bir dönüşüm geçirdi. Bu durum, bölgedeki ekonomik istikrarı ciddi şekilde etkiledi ve halkın yatırım tercihlerini farklılaştırdı. Yerel halk, çatışma ve belirsizlik ortamında varlıklarını koruma, değer kaybını önleme ve hayatta kalma çabaları içinde farklı yatırım enstrümanlarına yöneldi.
Suriye: Altın, döviz ve kripto paralar
2011’de başlayan ve son 5 yılda da devam eden Suriye İç Savaşı, ülkenin ekonomisini derinden sarstı. Yerel para birimi olan Suriye lirasının (SYP) büyük ölçüde değer kaybetmesi, halkın yatırımlarını döviz ve altın gibi daha güvenli varlıklara çevirmesine neden oldu. Altın, hem kolay taşınabilirliği hem de istikrarlı değeri nedeniyle halk arasında en çok tercih edilen yatırım aracı haline geldi.
Ayrıca Suriye'deki genç nüfus ve finansal sistemdeki belirsizlikler nedeniyle kripto paralara olan ilgi de arttı. Bitcoin ve diğer kripto para birimleri, savaşın getirdiği finansal izolasyondan kaçınmanın bir yolu olarak görülüyor. Bu durum, uluslararası yaptırımların ve bankacılık sistemindeki kısıtlamaların etkisini azaltmaya yönelik bir strateji olarak öne çıkıyor.
Irak: Döviz ve gayrimenkul yatırımları
Irak, IŞİD'in etkisiyle 2014'te başlayan ve sonrasında da yerel milisler ile hükümet güçleri arasındaki çatışmalarla devam eden bir savaş atmosferine sahip. Irak dinarının sürekli olarak değer kaybetmesi, halkın dövize yönelmesine yol açtı. Dolar ve avro, yatırımcılar tarafından en çok tercih edilen döviz birimleri. Ayrıca, Irak'ın bazı bölgelerinde gayrimenkul yatırımları da önemli bir yatırım stratejisi olarak öne çıkıyor. Özellikle güvenli olarak görülen Erbil ve Bağdat gibi şehirlerde taşınmaz mülke yapılan yatırımlar, ekonomik belirsizliklere karşı bir koruma sağlıyor.
Yemen: Temel gıda stoğu ve altına yönelim
Yemen, 2014'te başlayan ve hala devam eden iç savaşın etkisiyle ciddi bir insani krizle karşı karşıya. Ekonomik koşulların ağırlaşması, yerel halkın temel ihtiyaç malzemelerine ve gıda stoğuna yönelmesine neden oldu. Yerel para birimi olan Yemen riyali (YER) büyük bir enflasyonla karşı karşıya kaldı ve halk, yatırımlarını altın veya dayanıklı temel tüketim mallarına çevirdi. Bu temel tüketim malları, gıda, yakıt ve ilaç gibi hayati ihtiyaçları kapsamakta. Gıda stoğu, savaş sırasında malzeme kıtlığının ve fiyat artışlarının etkisini hafifletmek için bir çeşit yatırım olarak görülüyor.
Lübnan: Döviz, altın ve uluslararası yatırımlar
Lübnan, 2019'dan itibaren başlayan finansal kriz, döviz likidite sorunu ve hükümetin döviz rezervlerini tüketmesi nedeniyle ciddi bir ekonomik çöküş yaşadı. Lübnan lirasının (LBP) dramatik bir şekilde değer kaybetmesi, halkı döviz (özellikle dolar) ve altın gibi güvenli yatırım araçlarına yönlendirdi. Birçok Lübnanlı, varlıklarını dövizle tutarak yerel para biriminin devalüasyonundan korunmaya çalıştı. Ayrıca yurt dışında banka hesabı açmak ve uluslararası borsalarda yatırım yapmak, varlıklı Lübnanlılar arasında sıkça görülen bir strateji.
Yemen, Irak ve Suriye'de ortak stratejiler: Yerel işletmeler ve kripto paralar
Bu ülkelerde yaygın olan bir diğer yatırım stratejisi ise yerel işletmelere yatırım yapmak. Gıda, tekstil, küçük perakende dükkanları ve temel tüketim mallarına yönelik iş kolları, halkın kısa vadede gelir elde etmesine ve enflasyona karşı korunmasına olanak sağlıyor. Ayrıca, kripto paralara olan ilgi, bu ülkelerde artan bir trend olarak dikkat çekiyor. Özellikle finansal erişim sorunu yaşayan bölgelerde kripto para borsalarının kullanımı yaygın.
Ortadoğu’daki savaşlar, yerel halkın yatırım stratejilerini büyük ölçüde değiştirdi. Altın ve döviz gibi geleneksel güvenli limanlar, bu dönemde en çok tercih edilen yatırım araçları oldu. Ayrıca, savaşın yarattığı belirsizlik ve bankacılık sistemine erişimdeki zorluklar, kripto paralara olan ilgiyi de artırdı. Gayrimenkul yatırımları, temel tüketim malzemelerinin stoku ve küçük yerel işletmelere yatırım, bu ülkelerde halkın ekonomik varlıklarını koruma yolları olarak öne çıktı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verileri piyasa beklentisinin üzerinde olsa da enflasyon üç yıl sonra ilk kez TCMB politika faizinin altına geriledi.
04 Eki 2024

YAZARLAR

Eren Kuru
Sipay Hazine Müdürü ve yatırım danışmanı. Daha önce Borsa İstanbul’da İş Geliştirme Departmanı’nda, Vakıf Yatırım'da Yatırım Danışmanlığı ve Algoritmik Trading Departmanı'nda, Ziraat ve Allbatross Portföy tarafında da Fon Yönetimi'nde çalıştı.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Jeopolitik gelişmeler piyasaların en zor fiyatladığı risklerden biridir. Savaşın ne zaman sona ereceğini, bir zirveden hangi kararın çıkacağını veya seçimlerin siyasi dengeleri ne ölçüde değiştireceğini önceden bilmek mümkün değildir. Buna rağmen jeopolitik haber akışı yatırımcı açısından tamamen öngörülemez bir alan da değil.

Türkiye’de para politikasının yakın vadeli geleceğine dair soru işaretleri, jeopolitik karmaşa ve yansımalar bir yana, makro gündemin ana maddesi olmaya devam ediyor. Dezenflasyon sürecinde izlenen yatay-aşağı görünüm, şirketlerin birikimli finansman ihtiyacı ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın hareket eğilimine aynı anda ancak farklı yönlerde etkiliyor. 10 Eylül tarihli PPK kararını da bu kapsamda ve daha geniş bir çerçevede okumak gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı açıkladı. Bu programa iki ayrı soruyla yaklaşılabilir. Birincisi iç tutarlılıktır. Büyüme, enflasyon, işsizlik ve bütçe rakamları birbiriyle uyumlu mu? İkincisi dış geçerliliktir. Bu belgelerin geçmişte verdiği rakamlar, kaydedilenle karşılaştırıldığında ortaya nasıl bir sicil çıkıyor?

Ekonomi yönetimi Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programının limitini Temmuz ayında 750 milyar TL’ye yükseltti. Yakın zamanda açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nda (OVP) ise katma değeri yüksek, daha küçük ölçekli imalat yatırımları için yeni bir uygulama hazırlanması kararlaştırıldı. Peki finansmanın koşulları neler?

Temel ekonomik hedeflerin yer aldığı 2027-2029 dönemine ait Orta Vadeli Program’da 2026 büyüme tahmini yüzde 3,8'den yüzde 3,3'e düşürülürken, enflasyon tahmini yüzde 16'dan yüzde 28,4'e yükseltildi. OVP, net şekilde seçim ekonomisine geçildiğini göstermese de, 2027’nin seçim açısından kritik bir hazırlık yılı olabileceğine dair bazı işaretler mevcut.




