Örümcek-Evreni'nin kapıları bir kez daha açılıyor

Örümcek-Evreni yine hem hikâye anlatıcılığı hem de animasyon teknikleri açısından çığır açıyor.
Örümcek-Evreni'nin kapıları bir kez daha açılıyor

2 Haziran - İBB Kültür AŞ - Duende
İBB Kültür AŞ ile birlikte

İstanbul’un tarihî sarnıçlarında bir haziran ayı: Night Shift Tarihinin en kapsamlı restorasyonunun ardından ziyarete açılan 1500 yıllık Yerebatan Sarnıcı ve İstanbul'un en eski sarnıçlarından 1600 yıllık Şerefiye Sarnıcı, Night Shift etkinlik serisiyle farklı deneyimler sunmaya devam ediyor. Nedir? İBB Kültür AŞ ’nin Yerebatan Sarnıcı ve Şerefiye Sarnıcı ’nın kapılarını ziyaret saatleri bitiminden sonra araladığı program serisi Night Shift , sarnıçların mistik atmosferini çeşitli disiplinlerden seslerle buluşturarak sanatseverleri büyülü yolculuklara davet ediyor. Neler var? Bazilikanın Karanlığı: Yerebatan Sarnıcı ’nı karanlıkta şifalı sesler eşliğinde deneyimleme imkânı sunan, Suzin Maçoro eşliğinde gerçekleşen ses terapisi etkinliği, katılımcılara ışık, koku ve mekân algısını bir arada yaşatacak. Derinden Gelen Sesler: Tüm insanlığın ortak mirası olan müziği Yerebatan Sarnıcı’nın büyülü atmosferinde kutlayan Derinden Gelen Sesler; Bach’tan Itrî’ye ve Handel’den Tanbûrî Mustafa Ça vuş’a olmak üzere Ensemble Orient - Occident İstanbul orkestrasının yürütücülüğünde gerçekleşecek iki farklı konser serisiyle haziran boyunca dinleyicilerini bekleyecek. Suyun Yankıları: Ses şifası pratisyeni Rida Kıraşı ve müzisyen Can Dedeoğlu ortaklığında gerçekleşen Soundala Therapy Gong Bath: Suyun Yankıları etkinliği haziran boyunca Şerefiye Sarnıcı ’nda ziyaretçilerle buluşacak. Circle Horn: Trompet sanatçısı Can Ömer Uygan ’ın “Hafıza” teması etrafında Tuğçe Göncü, Berk Can Ceylan, Meltem Şahin ve Serra Utkum İkiz gibi sanatçılarla buluştuğu Circle Horn , 10 Haziran ve 17 Haziran’ da Şerefiye Sarnıcı ’nda farklı konuk sanatçıları ağırlayacak. Night Shift etkinliklerinin haziran ayı takvimini incelemek ve biletlere ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: Spider-Man: Across the Spider-Verse

Yönetmen: Joaquim Dos Santos, Kemp Powers, Justin K. Thompson

Süre: 140 dakika

Yapım yılı: 2023

Bazı büyüme hikâyelerinin esas meselesi genelgeçer büyüme sancılarından ötesine geçer: Herkesten farklı olduğunu anlamak, "normalin" dışında kaldığını fark etmek, çoğunluğun kurallarıyla dönen bir dünyada azınlık olmak; fiziksel özelliklerin, cinsel kimliğin ya da etnik kökenin nedeniyle dışarıya itilmek ya da itileceğini düşünmek... Herkesin bir büyüme hikâyesi vardır. Ve benim hikâyeme Spider-Man eşlik etti. Radyoaktif bir örümcek tarafından ısırıldıktan sonra süper güçlere sahip olan liseli Peter Parker'ın ezbere bildiğim hikâyesinin sinemadaki farklı izdüşümlerini Tobey Maguire, Andrew Garfield ve Tom Holland'ın geçirdiği dönüşümlerle izledim; kendi dönüşümümü ve kabullenişimi Tobey Maguire ve Andrew Garfield arasında bir yerde yaşadım. 

"Ezbere bildiğim" dedim ya; işte 2018 yılında gösterime giren animasyon film Spider-Man: Into the Spider-Verse, hikâyesinin herkes tarafından ezbere bilindiğinin bilincinde olarak çıkmıştı yola. Peter Parker'ın, namıdiğer Spider-Man'in ölüm haberiyle sarsılan bir evrende yaşayan; siyah ve Latin Amerikalı köklere sahip liseli genç Miles Morales de filmin kendisi kadar farkındaydı hikâyesinin ezbere bilindiğinin ve sil baştan anlatıldığının. Aynı evrende yeni bir Spider-Man yaratan yeni bir örümcek ısırığı, çoklu-evrende yarattığı anormallik sebebiyle türlü evrenden Spider-Man ve Spider-Woman'ları (hatta bir Spider-Pig'i) Miles'ın evreninde toplamış ve hem hikâye anlatıcılığı hem de animasyon teknikleri açısından çığır açan bir film ortaya çıkarmıştı.

İlk film o klasik mesajın ("Büyük güç büyük sorumluluk gerektirir.") olduğu kadar bir açılma sürecinin filmiydi. Miles'ın yeni Miles'ı, yani kendini ve gücünü kabullenişinin filmi. Büyürken, kendimizi anlamaya ve kabullenmeye çalışırken beynimizin içinde dolaşan onlarca farklı "bizin" farklı şekil ve suretlerde tezahür etmiş hâlleri filmde Miles'ın kendiyle barışması için bir araya geliyor ve onun kendini kabullenmesi için birlik oluyordu. 

Beş yıl sonra gelen devam filmi Spider-Man: Beyond the Spider-Verse, bir kez daha farklı evrenlerden onlarca Örümcek-İnsanı bir araya getiriyor. Bu kez Miles; farklı evrenlerin yüzleşmek zorunda kaldığı bir tehditle karşı karşıya kalıp işleri kendi başına düzeltmeye çalışınca, ilk filmden hatırladığımız Örümcek-Kadın Gwen Stacy dâhil birçok Örümcek-İnsanı yanında değil karşısında buluyor. Devam filmleri aynı tadı vermez, bilirim. Ama iç içe geçen farklı animasyon tekniklerinin ahengi, yaratılmış farklı evrenlerin görsel zenginliği ve Daniel Pemberton'ın temposu yüksek müzikleri ilk filmin çizgisini korumakla kalmayıp onun ötesine geçmeyi başarıyor. Oscar ödüllü ilk filmin verdiği bir solukta okunan çizgi roman tadı bu filmde de var: 140 dakikanın nasıl geçtiğini asla anlamıyorsun. Üstelik o 140 dakikanın sadece bir "Bölüm 1" olması (filmin kaldığı yerden başlayacak Spider-Man: Beyond the Spider-Verse çok bekletmeden, önümüzdeki yıl gösterimde olacak) seni zerre rahatsız etmiyor.

Bu ikinci filmin meselesi de büyümekle, kabullenmekle ve "Büyük güç büyük sorumluluk gerektirir." mesajıyla ilişkili pek tabii ki. Fakat film, kendini kabul etmek ya da kendini kabul ettirmekten çok gerçekleri kabulleniş süreciyle ilgili: Bazı şeylerin senin elinde olmadığı, bazı şeyleri ne yaparsan yap değiştiremeyeceğin, her şeyi düzeltmek ve yoluna koymak için bazı şeyleri fedâ etmek gerektiği ile ilgili. Miles'ın bu filmdeki yolculuğu fedâ edemeyiş ve kabullenemeyişlerin en acı, en tatsız şekilde sonuçlanabileceğini gösteriyor ve söylüyor: Yapman gereken fedâkarlıklardan kaçınır ve değiştiremeyeceğin şeyleri kabullenemezsen bu dünyanın en kötü insanıyla karşı karşıya gelirsin; kendinle. Geçtiğimiz yıl izlediğimiz bir filmden hatırlayabileceğin gibi: Hangi evrene gidersen git kaçamayacağın şeyler vardır ve "her şeyi" bir bagel'ın üzerine koymaya çalışırsan hiçbir şeyin tadını alamazsın.

Nereden izleyebilirsin? Spider-Man: Across the Spider-Verse, bugün gösterime girdi.

Benzer işler:

  • Spider-Man: No Way Home (2021, Jon Watts)
  • Everything Everywhere All at Once (2022, The Daniels)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

👑 Güzel ve kaba Tina Turner, Örümcek-Evreni'nde Spider-Man

Rock 'n' roll'un kraliçesi Tina Turner'in ilham dolu müziği ve yaşamı; Örümcek-Evreni'nin yeniden açılan kapıları, Billie Holiday'in ABD ırkçılığının grotesk hakikatleriyle doğrudan yüzleşen sansürsüz klasiği Strange Fruit'un hikâyesi.

02 Haz 2023

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Fotoğraf: Jack Robinson

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?
DuendeDuende

HİKAYE

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Nis Tuğba Çelik

·

17 Ağu 2026

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
DuendeDuende

HİKAYE

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Soner Can

·

17 Ağu 2026

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
DuendeDuende

HİKAYE

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Ayça Örer

·

16 Ağu 2026

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

14 Ağu 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi