"Müziği okutmak": Pan Yayıncılık


Eğlenceye +1 demek için takip et Sanata, müziğe, festivallere ve daha birçok etkinliğe her daim destek veren +1 unutulmaz deneyimler sunuyor. Dansı, eğlenceyi ve sanatın her hâlini çok sevdiğini biliyor, hayatından hiç eksik etmemek için çalışıyor. Heyecanı, tutkuyu ve coşkuyu hissetmeni, gençliğini doyasıya yaşamanı ve daima genç kalmanı istiyor. Güncel etkinliklerden haberdar olarak en unutulmaz ve en güzel anları yakalamak için +1 hesabını takip etmeyi unutma.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Ne oluyor? Yayıncılık evreninde 35. yılını doldurmaya hazırlanan Pan Yayıncılık, “müziği okutmak” için çıktıkları yolculukta açtıkları kültürel kanallar sayesinde bugünden nefes almaya, geçmişe referans verip geleceği aydınlatmaya devam ediyor. Var olsun.
Neden önemli? İlk 25 yılında müziğin kültürel ve kuramsal gelişimine katkı sağlayan Pan Yayıncılık, son on yılda kataloğuna müziğe popüler filtrelerden arınarak sevgiyle ve bilgiyle yaklaşmaları için çocukları ve gençleri hedefleyen eserler de ekledi. Pan Yayıncılık, çoktandır yayımcılığın ötesinde, yarattığı kültürel temsiliyetle eşsiz bir değere sahip.
Ne söyledi? Yayımcılık hazzını bütünüyle hissederek yılları yanına ekleyen yayınevinin kurucuları Işık Gençer ve Ferruh Gençer’e merak ettiklerimizi sorduk.

Ferruh Gençer ve Işık Gençer
25 yılı geride bıraktığınızda İdil Biret’in “Ben size piyanist yetiştiririm, siz o piyanistleri dinleyecek halkı yetiştirebilir misiniz?” sözüyle yaşadığınız bir farkındalığın ardından müzik yayıncılığında odağınızı müzisyenlerden daha çok çocuklara ve gençlere çevirdiniz. Aradan 10 yıla yakın süre geçti. Değişimin ardından attığınız adımlar neler oldu?
İdil Biret’in o sözüyle beraber, Pan Yayıncılık’ın yayın hayatında temel bir değişiklik olduğu doğrudur. Örneğin İngiliz çellist Isserlis’in Beethoven Çorbayı Neden Fırlattı? ve Handel’in Kıpır Kıpır Peruğu kitaplarını, ilkokul çocukları için müzik kitaplarını, ayrıca Maria Callas, İnci Çayırlı gibi biyografi kitaplarını yayımladık. Böylece mesleği müzik olmayanlara da seslenebildik.
Tabii ki bu, müzisyenler için kitaplar yayımlamadığımız anlamına gelmiyor. Zahmetsiz Ustalık, Saygun Yaklaşımıyla Armoni Eğitimi, Türk Makam Müzikçisinin Seyir Defteri gibi kitapları bunlara örnek olarak verebiliriz.
Yelpazeyi genişletmenin etkilerini gördük diyebiliriz ancak pandemiyle birlikte bütün alanlarda olduğu gibi yayıncılık alanında da işler zora girdi. O nedenle çok olumlu bir etkiden bahsetmek şimdilik söz konusu olamayacak. Yine de bunun daha doğru bir yol olduğunu düşünmeye devam ediyoruz.
Yayıncılığın yanı sıra nitelikli, yaşayan, etkileşime açık bir müzik kütüphanesinin önemi nedir? Tabar Müzik Kütüphanesi’ni yeniden açmayı düşünüyor musunuz?
Tabar Müzik Kütüphanesi’ni hiç kapatmadık. Taşınma ve pandemi üst üste geldiği için kütüphanenin düzenlenmesi uzun sürdü. Hâlâ büyük ölçüde evden çalışıyoruz. Kütüphaneden yararlanmak isteyen herkese yardım etmeye hazırız.
Her zaman kütüphanelerin önemli olduğunu düşündük — herkesin her kitaba sahip olması zaten mümkün değil. Bir konuda araştırma yapan bir insanın aradığı kitapları bulması ve rahatlıkla çalışma imkânı bulması bizce eşsiz bir şey. Bu kütüphaneyi açmak da bizim bir şekilde boynumuzun borcuydu.
Müzik eleştirmenliği zamanla ana akım yayınlardan uzaklaştırılarak kişisel görüş bildirilen mecralara itildi. Günümüzde olumlamaların dışında eleştiriler okumak oldukça zor. Bunun sebebi nedir? Sizce iyi bir müzik eleştirisinin önemi nedir?
Bizim alanımızın dışında olmakla beraber, sadece müzikte değil edebiyatta da “olumlamalar”ın daha yaygın ve görünür olduğunu söylemek mümkün. Yaygın akım yayınlar zaten sanata yeterince ve gereğince yer vermiyorlar — en fazla tanıtımla yetiniliyor.
Aslında eleştiri, sanatçının sanatını dışardan bakan birinin gözüyle görmesi ve üretimini gözden geçirmesi için olmazsa olmaz bir etkinlik. Belki yaygın akım yayınlardan bunu beklemek yerine bu alanlarda söyleyecek sözü olan mecraların ortaya çıkmasını istemek daha doğru.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
35 yıldır "Müziği Okutun" Pan Yayımcılık; Radiohead'den Kid A Mnesia albümüne sergi; Dünyanın En Kötü İnsanı; Balthazar'dan yeni albüm: Sand.
19 Kas 2021

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




