Pasajlar: Kırmızı bayraklı bir aşk üçgeni


Web3 Ekonomisi Eğitimi başlıyor Blok zinciri teknolojisini ve blok zincirinin finansal kullanım alanlarını keşfetmek isteyenler ReFi Türkiye ve Center of Excellence in Finance ’ın iş birliğiyle ücretsiz olarak gerçekleşecek Web3 Ekonomisi Eğitimi ’nde yerlerini almaya başladılar. Nedir? 27 Nisan - 27 Mayıs tarihleri arasında Zoom üzerinden gerçekleşecek eğitimler beş hafta boyunca her hafta perşembe akşamı ve cumartesi sabahı olmak üzere 2’şer saat sürecek. Siz de Araştırmacı - Yazar Turan Sert ’in keyifli anlatımıyla gerçekleşecek eğitime hemen başvurabilir , eğitimi tamamladıktan sonra sertifikanızı alabilirsiniz. Sınırlı katılımcıyla gerçekleşecek Web3 Ekonomisi Eğitimi ’nde yerinizi almak için son başvuru tarihi 16 Nisan . Detaylı bilgi ve başvuru için bu adresi ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Passages / Pasajlar
Yönetmen: Ira Sachs
Süre: 91 dakika
Yapım yılı: 2023
Festival bölümü: Nerdesin Aşkım?
ABD kuir bağımsız sinemasının önemli figürlerinden biri olan Ira Sachs’in kariyeri, yarı-otobiyografik filmi Keep the Lights On (2012) ile Berlinale’nin kuir ödülü Teddy’yi kucakladıktan sonra yükselişe geçmişti. Ardından Love Is Strange’de (2014) yaşını almış bir eşcinsel çifti New York’un soylulaştırma kaynaklı konut sorununun kurbanları seçmişti. Little Men (2016) ve Frankie’de (2019) sadece kuir filmler üreten bir yönetmen olmadığını ispatlamıştı. Frankie’yle Avrupa’ya taşıdığı kamerasını orada biraz daha tutmuş Sachs: Avrupa sinemasının yıldız oyuncularının rol aldığı yeni filmi Passages, Paris’te geçiyor. Prömiyeri Sundance Film Festivali’nde gerçekleşen film, geçtiğimiz aylarda Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde gösterildi. Passages; iki erkek ve bir kadın arasındaki aşk üçgenini konu alırken merkezine yüksek egolu, bencil ve çevresindekilere zarar veren bir yönetmen olan Tomas’ı yerleştiriyor.
İkili ilişkilerde ortak zevklere sahip olmak ve birbirine benzemek kurulacak bağı sağlamlaştırır. Öte yandan bilimin de kanıtladığı üzere zıt kutupların birbirini çekmesi kaçınılmazdır. Hatta kendi deneyimlerime dayanarak da söyleyebilirim ki uzun süreli bir ilişkinin temellerinin sağlam kurulabilmesi için farklılık ve zıtlık zaruridir. Partnerlerin uzun süre birbirini besleyebilmesi, birbirinden bir şeyler öğrenebilmesi, birbirine bir şeyler katabilmesi ve nihayetinde her ikisinin de bir ortalamalarına dönüşebilmesi için mümkün olduğunca farklı olmaları olumlu bir zıtlıktır. İlişki canlı kalır, orta yolu bulmakla sonuçlanacak çatışmalar ikisini yakınlaştırır. Öte yandan tüm bunların sağlıklı ve adil bir şekilde yaşanabilmesi için her iki tarafın da aynı durumda olması, karşısındakini yontulacak bir kaya olarak değil; bir birey olarak görmesi gerekir. Passages’ta tasvir edilen ilişkinin tarafları Tomas ve Martin arasındaki temel problem de burada yatıyor işte: Tomas’ın dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanması ve Martin’i bir birey olarak görmemesi.

Passages | Kaynak: İKSV
Auteur kuir yönetmen Tomas’la bir film setinde tanışıyoruz, adı Passages olan bir filmin setinde. Hatta Tomas’tan önce egosuyla tanışıyoruz. Setteki mükemmeliyetçiliği ve ekip arkadaşlarına davranış şekli, egosu hakkında ipuçları veriyor. Filmin çekimlerinin bitmesiyle düzenlenen partide set ekibinden Agathe ile yakınlaşıyor Tomas. Partneri Martin de partide ama o bir parti insanı değil. Tomas Agathe’ı Martin’in yanından alıp dans pistine sürüklüyor, gece yatakta bitiyor. Tomas’ın eve ertesi sabah dönüp de çok heyecan verici bir şey olduğunu, bir kadınla yattığını söylemesi değil; haber vermeyip onu merakta bırakmış olması sinirlendiriyor Martin’i.
Tomas’ı tanıdıkça anlıyoruz: Düşüncesizlikleri, saygısızlıkları ve kabalıkları Martin’e özel değil, seksin cazibesi ve heyecanı alışkanlığa dönüştükçe Agathe’la da benzer sorunlar yaşamaya başlıyor. Sorunlar baş göstermeye başladıkça eski ilişkisine, o güvenli limana geri dönmeye çabalıyor Tomas. Sanki Martin’in kendine ait bir yaşamı yokmuş da onu beklemek zorundaymış gibi. Sadece kendine ait bir yaşamı değil, kendine ait bir odası bile olduğunu kabullenemediği eski partnerinin alanına zorla geri girmeyi kendine hak görüyor. Ve ne yazık ki Martin, dünyada ve ilişkilerde bu haksızlıkları görmezden gelip ikinci şanslara inanan insanların hâlâ var olduğunu hatırlatarak tekrar tekrar boyun eğiyor.
Ira Sachs’in Passages ile yapmayı başardığı en önemli şey; heteroseksüel çiftler ve heteroseksüel ilişki dinamiklerine dair tekrar tekrar izlediğimiz o toksik, problematik hikâyeyi kuir bir çift üzerine giydirmiş olması. (Bu noktada aklıma önce François Ozon’un Fassbinder’in Petra von Kant’ını ödünç alarak kuirleştirdiği Peter von Kant, ardından Tomas karakterinin ilham kaynaklarından birinin bizzat Fassbinder olabileceği geliyor.) Sachs’in filmi; kuir sinemanın açılma, âşık olma, kendini kabullenme ve kabul ettirme gibi esas dertlerini konu alan filmlerin mutlu sonla bitenlerinin dahi “ve sonsuza dek mutlu yaşadılar” diye devam etmediğini gösteriyor. Artık 2020’li yılların Avrupa’sında açılmak, açık bir kuir (beyaz) birey olarak ayrımcılığa uğramadan çalışabilmek, özgürlüklerinin tadını çıkarmak mümkün. Tomas ve Martin’in de heteronormatif kalıplara sıkışmamış uzun bir ilişkileri, özgürce yaşadıkları bir cinsellikleri ve başarılı kariyerleri var. Yine de tüm bunların getirdiği rahat yaşamın yeterli olmadığını; her ilişkideki çatışma, kavga ve sorunların onlar için de geçerli olduğunu biliyor film: Ve sonsuza dek mutlu yaşamıyorlar.

Passages | Kaynak: İKSV, Fotoğraf: Guy Ferrandis
Ira Sachs; farklı bir hikâyede pekâlâ ezilen, zorbalığa uğrayan ve fiziksel ya da psikolojik şiddetin mağduru olabilecek kuir bir bireyi alıp ikili (ve üçlü) bir ilişkideki ezen, zorba ve fail konumuna yerleştiriyor; kuir bir villain yaratıyor. Partnerinin flört ettiği kişiye önyargılı yaklaşan, onun kişisel alanına saygı duymayan, kendi suçlu olduğu durumlarda bile mağduru oynayabilen, son derece manipülatif, başkalarının ne hissettiğini önemsemeyen… Her villain gibi karikatürize ya da abartı bir yanı da var Tomas’ın; keza toksikliğin derecesi, kırmızı bayrakların sayısı bazen o denli artıyor, Tomas’ın kendinde hak gördüğü şeyler o kadar sınırları aşıyor ki sinirden gülerken buluyorum kendimi.
Ben uzun bir ilişki, sancılı bir ayrılık ya da ilişkileri konusunda herhangi bir hayal kırıklığı yaşamış herkesin filmin üç karakterinde de kendinden bir şeyler bulacağına inanıyorum. Filmi izlerken kendini ve geçmişte sana yapılanları görüp üzülmen de eski partnerlerine davranış şekillerini görüp kendini suçlaman ve kendine kızman da çok mümkün. Üstelik bunun için kuir bir birey olmana gerek yok. Yıllarca romantik ilişkilere dair hikâyeleri heteroseksüel çiftler üzerinden okumuş, izlemiş kuir bireylerin bugünün koşullarında kendi hikâyelerini böylesi bir dille anlatabiliyor olması bazı duyguların ve sorunların evrenselliğini kanıtlıyor.
Nerede izleyebilirsin? Passages, 15 ve 19 Nisan'daki festival gösterimlerinin ardından yakında Mubi kataloğuna eklenecek.
Benzer işler:
- Closer (2004, Mike Nichols)
- The Blonde One / Un rubio (2019, Marco Berger)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Festivalin ilk haftasından notlar, Passages incelemesi ve Uluslararası Yarışma öncesi bilmen gerekenler.
12 Nis 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026




