

Odeabank’ın Sanat Platformu O’Art, yılın ilk dijital sergisini sunar: ŞİMDİ 2021 Türkiye’nin genç, yenilikçi ve dinamik bankası Odeabank’ın sanat platformu O’Art, 2021 takvimini küratörlüğünü Begüm Güney Alkoçlar’ın üstlendiği, sanatçıların pandemi dönemindeki yeni ifade biçimleri arayışını gösteren eserlerini bir araya getiren ŞİMDİ 2021 sergisiyle başlatıyor. Vebaya Arnold Böcklin'in bir tablosunda, İspanyol Gribi'ne Edvard Munch tarafından çizilen bir portrede, iç savaşın izlerine Picasso’nun bir eserinde rastlayabiliyoruz. Zira hisseden, gözlemleyen, düşünmek, ifade yolları aramak ve tüm bunları bir gerçeklikte somutlayan sanatçıların hastalıkların, felaketlerin, savaşların, toplumsal olayların izlerine rastlanan eserleriyle yaşadıkları gerçekliğin, şimdinin de şahidi oluyor. Şüphesiz, düşünsellik üzerine inşa olunan sanatın çıktıları, sanatçısının dönemsel şahitliğinin yaratıcı yollarla ifade edilmiş bir çıktısı olarak var oluyor. Odeabank'ın sanat platformu O'Art'ın bu yıl dijitale taşıdığı yıllık programının ilk sergisi olan ŞİMDİ 2021, bu noktadan hareketle şimdinin tanığı olan sanatçının pandemi dönemindeki yeni ifade biçimleri arayışını gösteren eserleri bir araya getiriyor. ŞİMDİ 2021: Açıldığından beri çağdaş sanatın temsilcilerine ev sahipliği yapan Odeabank’ın sanat platformu O’Art’ın dijital ortama taşıdığı yıllık programının ilk sergisi olan “ŞİMDİ 2021”; küresel salgınla ortaya çıkan sürreal akışın yarattığı “yeni gerçekliğin”, sanatçıların duygusal ve düşünsel kavrayışını nasıl etkilediğini göstermeyi amaçlıyor. “Zamanına tanıklık eden sanatçının kurduğu her tür ilişkinin daima ‘şimdi’ ile ilintilendiği” düşüncesinden hareket eden sergide yer alan işler, bir “kendini anlatmanın yollarını arama uğraşı” olan sanatın bu arayış yolculuğunu tartışıyor. Bilinçli bir indirgemeyle tekil bir renk tonu üzerinden gerçekleştirilen seçki, güncel sanatta yeniyi yaratmanın olanaklarını ve olanaksızlığını sorgularken yaratımdaki arayışı sembolize eden beyaza övgüde bulunurken “yeni normal”in travmatik koşulları içinde süren yeniye ulaşma gayretini ince bir ironiyle eleştiriyor. Berkay Tuncay, Eda Aslan, Eda Gecikmez, Egemen Tuncer, Erman Gürcüm, Levent Kazgan, Mehmet Dere, Nejat Çınar, Özge Topçu, Sibel Horada, Sinan Borovalı, Soyhan Baltacı, T. Talha Okan, Taylan Sinan Yılmaz ve Zeynep Sümerval’in katılımıyla, Begüm Güney Alkoçlar’ın küratörlüğünde gerçekleştirilen sergi, Odeabank’ın web sitesinden izlenebiliyor. O’Art: Odeabank'ın sanat platformu O'Art, güncel sanatın tüm disiplinlerini sosyokültürel yapının güncel sorunlarının eleştirisiyle farklı mekânlarda herkes için ulaşılabilir kılmayı amaçlıyor. Geçtiğimiz yıllarda sergilerini çağdaş sergileme yaklaşımıyla sanatçı-yapıt-mekân-izleyici ilişkisinin kurulduğu fiziksel mekânlarda gerçekleştiren O'Art, bu yıl ilk kez yıllık programını dijital platforma aktarıyor. Bu yıl da yıllık programında yeni sanat üretimlerini biçim, form, içerik ve yaklaşım kısıtlaması olmadan destekleyen sanat platformu O'Art, sergi içeriklerine paralel olarak hazırladığı atölye çalışmaları ve konuşma serileriyle etki alanını genişleterek sanatçıların ve sanatın görünürlüğüne katkıda bulunuyor. ŞİMDİ 2021 sergisini dijital olarak gezmek ve ayrıntılar hakkında bilgi almak için bu adresi ziyaret edebilirsiniz. Odeabank Hakkında: Türkiye’nin genç ve yenilikçi bankası Odeabank, 2012 yılında Lübnan ve Orta Doğu bölgesinin en güçlü finansal kurumu Bank Audi Grubu’nun yatırımıyla kurulmuştur. International Finance Corporation (IFC) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD)’nın da hissedarları arasında bulunduğu Odeabank, Türkiye bankacılık sektöründe 15 yıl aradan sonra lisans alarak kurulan ilk bankadır. Toplam aktif büyüklüğü açısından özel mevduat bankaları arasında 10. sırada yer alan Odeabank ticari ve bireysel bankacılık alanlarında müşterilerine hizmet vermektedir. Odeabank 2020 yılı itibarıyla, müşteri odaklı stratejisi doğrultusunda 16 ilde, 48 şubede, 1120 çalışanı ile faaliyet göstermektedir. “Görünenden Fazlası” mottosuyla hizmet veren Odeabank, kişiye özel bankacılık hizmetleri, teknolojik yatırımları ve kaliteli insan kaynağı ile Türkiye ekonomisine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Odeabank 2020 yılında bağımsız marka değerleme kuruluşu Brand Finance’ın ‘Türkiye’nin En Değerli ve Güçlü Markaları’ listesine girmiştir. Kadın çalışan oranı %58 olan Odeabank, Birleşmiş Milletler’in Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni desteklemekte ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilkelerini benimsemektedir. Odeabank, O’Art sanat platformu ile 2015 yılından bu yana, çağdaş sanatı herkes için erişilebilir kılmayı hedefleyerek günümüz sanatçılarının ve sanatın görünürlüğüne katkıda bulunmaktadır.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Üniversitede elbette biraz da abartılı bir şekilde hocamın söylediği söz aradan geçen yıllara rağmen Pink Floyd dinlediğim her an kulağımda çınlar: “İnsanlar ikiye ayrılır; Pink Floyd dinleyenler ve Pink Floyd dinlemeyenler”. Muhtemelen anonimleşen ve elbette ayrımcılık kokan bu önerme, aslında hayranları nezdinde Pink Floyd'un ne denli değer gördüğünün de önemli bir göstergesi. Bu hafta artık bir efsane hâline gelen Pink Floyd'un hikâyesini konu edinen bir kitabı Raftan indiriyoruz.
Yazıyı yazmaya başlamadan önce hangi Pink Floyd şarkısını açacağıma karar vermek dahi epey bir zamanımı aldı. Zira ilkokul yıllarımda The Wall video klibiyle tanıdığım ama elbette es geçtiğim, lise yıllarımda ise yavaş yavaş idrak etmeye başladığım bu grup, ilk gençlik yıllarımdan bugüne değin bilinçli ya da bilinçsizce inşa ettiğim müzikal zevkimde hep bir çıta oldu. Netice itibarıyla yazının şarkısı Welcome to the Machine oldu.
Sümeyra Teltik ve Fatma Berber'in Destek Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan Pink Floyd: Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı isimli çalışmaları, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönüşen müziğin öncülerinden bir grubun kuruluşundan dağılışına farklı yönlerini irdeliyor. Kitap; Syd Barret, Roger Waters, Nick Mason, Richard Wright ve gruba daha sonradan katılan David Gilmour'un gençlik yıllarında başlayan bu müzikal maceralarının, hem kendilerini hem de farklı jenerasyonları, dolayısıyla da dünyayı değiştireceğini bilmedikleri yıllarından bahsediyor.
Kitabın içeriğine geçmeden böylesi bir eserin yazılmasının önemine değinerek yazıya bir parantez açmak istiyorum. Lise yıllarında müzik dergilerinin verdiği cep kitaplarını bir yana koyarsak Türkiye’de popüler müzik konusunda bundan 20 yıl öncesine kadar kaynak sıkıntısı had safhadaydı. İnternetin olmadığı o dünya, elbette bizler için büyük bir bilgi açlığı anlamına da geliyordu. Pink Floyd: Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı kitabıyla da aslında arada geçen zaman içinde Türkçedeki belli başlı müzik kitapları üzerine duracağım bir seriye de başladığımızın haberini vermiş olayım.
Orta sınıf ailelerin zeki çocukları: "Balo salonlarında, kulüplerde devam etmeyeceğiz. Büyük bir çadır kirayacağız, gezici sirkler gibi gezeceğiz." diyordu Roger Waters, grubun daha ilk yıllarında gelecek planlarını anlatırken. Birleşik Krallık'ta biri hariç (Nick Mason) orta sınıf ailelere mensup üniversiteli, zeki ve duyarlı gençlerin bu yolculuğu, elbette gül bahçeleriyle çevrili olmamıştı. Pink Floyd: Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı bir grubun biyografisi olarak Syd Barrett'in müzikal fikirlerinden yola çıkarak grubun diğer üyeleriyle bir araya gelmesi ve son olarak da David Gilmour'un ekibe katılma sürecini ele alıyor.
Kronolojik bir düzlemde ilerleyen kitap, grubun çok ses getiren albümleri, Syd Barret'ın ortalıktan kaybolması ve en nihayetinde herkesin malumu bir şekilde Roger Waters'ın gruptan kavgalı bir şekilde ayrılmasıyla devam ediyor. Ne hazindir ki pek çok grupla aynı kaderi paylaşan Pink Floyd, bu kez yoluna iki esas kurucusu olmadan ve elbette üslubunu da bir nebze değiştirerek yakın zamana kadar devam etmişti. Bilindiği üzere içinde Anisina isimli bir şarkının da bulunduğu Endless River, efsanevi grubun son ortak albümü olarak açıklanmıştı.
Dünya çapında her an bir yerde bir şarkısı çalındığı varsayılan Dark Side of the Moon gibi çığır açan albümlere imza atmış, rock tarihinin en önemli sololarından birini barından Comfortably Numb ve High Hopes gibi şarkılara hayat veren Pink Floyd hakkında kendisine “nereden başlamalı?” diye soran meraklıların faydalanabileceği bu kitap, bilgilerini tazelemek isteyen eski kurtların da kitaplığında yer alabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Tom Waits'in reklamcılarla mücadelesi, "kadın sanatçı" meselesi, kısalan listeler
12 Şub 2021

YAZARLAR

İhsan Dindar
Kitap yazarı @ Duende

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



