Poiret'in ironisi

Moda dünyasında değişime karşı durmanın bedeli üzerine.

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Geçtiğimiz haftalarda Dior, Chanel ve Yves Saint Laurent gibi sadece kurucularının hayatları boyunca değil, günümüze kadar yaşayan markaların mirasları, esin kaynakları ve kurucularının bu markaları farklı kılan tutkuları arasında yolculuğa çıkmıştık. Peki ya kendi döneminde imza attığı ilklerle moda dünyasında yankı yaratan; ancak mirası bugüne kadar ulaşmamış tasarımcılar?  

Paris doğumlu tasarımcı Paul Poiret, 1910’lu yıllarda Amerika’da “The King of Fashion”, Paris’te ise Muhteşem Süleyman’a vurgu yapılarak “Le Magnifique” olarak ün salmıştı. Bu unvanı modada hem teknik hem de ticari inovasyonlarıyla kazanmış olmasına ve moda dünyasının ilk modernisti olarak anılmasına rağmen Birinci Dünya Savaşı sonrasında modernizmi reddederek çöküşünü hızlandırması şaşırtıcı bir ironi yaratıyor.

Poiret
Poiret’nin tasarımlarından
The Collection of the Kyoto Costume Institute, FASHION, A History from the 18th to the 20th Century Volume II: 20th Century
  • Korseye ve iç eteğe veda: Poiret, 1903 yılında tasarımlarıyla silüetleri önce iç etekten kurtararak özgürleştiriyor ve basitleştiriyor. 1906 yılında, Avrupa’da neredeyse Rönesans Dönemi’nden itibaren kesintisiz olarak varlığını sürdüren korseye veda ediyor. Aslında Poiret, elbisede reform yaratan bu vizyonda yalnız değildi. Lady Duff Gordon olarak da bilinen Lucile ve Madeleine Vionnet de bu yeni görünüm akımına katkıda bulunan tasarımcılardı ancak Poiret’nin tasarımlarını tanıtmadaki yeteneği, onun diğer tasarımcılara göre bu yeni görünümle daha çok özdeşleşmiş olarak anılmasını sağladı. 1910 yılında Ballet Russe’nin Paris Operası’nda sahnelediği Scheherazade üzerine Poiret tasarımlarında oryantalist anlayışını serbest bırakıyor ve “Harem Pants” olarak da bilinen şalvarı moda sahnesine çıkarıyor.
     
  • Les Robes: Poiret’nin ilkleri sadece silüetlerde kendini göstermiyor. Tasarımlarının tanıtımı amacıyla illüstratör Paul Iribe ile yaptığı iş birliği sonucu ortaya çıkan Les Robes, kullanılan teknik ve renkleriyle moda görsellerinde yeni bir akımın başlangıcı oluyor ve moda ve sanat arasındaki ilişkiyi daha da ileriye taşıyor. Tasarladığı fantastik kıyafetler, düzenlediği kostümlü partiler ve modelleri ile çıktığı St. Petersburg’u da kapsayan Avrupa turuyla tamamlanıyor. Poiret, kendi parfüm ve kozmetik firmasını kuran Fransa doğumlu ilk modacı olmasının yanı sıra modayı dekorasyonla birleştirerek modayı bütünsel yaşam stili olarak sunan ilk moda tasarımcısı olarak da biliniyor.
Les Robes, İllüstrasyonda Poiret’nin tasarımları renkli, eski korseli görünüm siyah beyaz sunulmuş
Les Robes
İllüstrasyonda Poiret’nin tasarımları renkli, eski korseli görünüm siyah beyaz sunulmuş.
  • Gerileme dönemi ve kapanışı: İnovasyon, tanıtım, ürün değil deneyim sunumu… Poiret, bugün bir markanın devamlılığını sağlaması için önerilen tüm vitaminleri almış gibi görünüyor. Peki, neden Poiret bugün sadece Shinsegae International’ın lüks marka portfolyosuna katmak amacıyla 2018’de yeniden canlandırmaya çalıştığı bir markadan ibaret? İki önemli etken dikkat çekiyor: İlki, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Chanel’in başını çektiği daha sportif ve pratik kıyafetlerin tercih edildiği yeni dünyaya uyum sağlayamaması, diğeri ise yüksek bütçeli tanıtım partileri gibi harcamaları için etkin bir finansal yönetim stratejisi oluşturamaması; dolayısıyla iflasa sürüklenmesi.
     

Değişim korku mudur heyecan mı? Değişim sizde hangi duyguları harekete geçiriyor? Aslında varoluşumuzdan itibaren durmayan değişim, dijitalleşmeyle daha da hızlı hâle gelmişti. Pandeminin hayatımızdaki etkileriyle değişimin hissettiğimiz şiddeti daha da arttı. Değişimin korkuyu çağrıştırmasının arkasında alışkanlarımızdan ayrılmak istemememiz ve belirsizliğin getirdiği endişe yatıyor. Konforlu gelse de aslında sıkıcı değil midir monotonlaşan hayatlar? Oysa değişimin sürprizleri beni hep heyecanlandırmıştır. 

Şöyle bir hikâye anlatılır: Poiret, "ikonik" olarak anılan "siyah küçük elbisesini" giymiş Chanel ile karşılaştığında, Chanel’e kim için yas tuttuğunu sorar. Chanel ise “Sizin için Mösyö” der. Değişim akıntısına karşı koymak ya da değişimin heyecanıyla yelken açmak bu hikâyedeki rolümüzü belirleyebilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

Helmut Newton'la yavaş bir pazar günü

Modanın aykırı çocuğunun yeni belgeseli, portakal kabuklarının akıbeti, deodorant gerçeği ve birkaç yavaş öneri.

16 Ağu 2020

Helmut Newton'la yavaş bir pazar günü

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Pelin Cengiz

·

12 Tem 2026

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?
AngstAngst

HİKAYE

İlk şakayı kim yapar?

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Sinem Dönmez

·

10 Tem 2026

İlk şakayı kim yapar?
AngstAngst

HİKAYE

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Metin V. Bayrak

·

05 Tem 2026

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?
AngstAngst

HİKAYE

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Cem Arıdağ

·

03 Tem 2026

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?
AngstAngst

HİKAYE

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?

Deniz Aytekin

·

03 Tem 2026

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?