Powell Kasım'da hangi sinyali verecek?

Fed, Başkanlık Seçimleri nedeniyle bu ayki faiz kararını alışılageldiği üzere Çarşamba değil, 7 Kasım Perşembe günü açıklayacak. Aslında faiz kararı neredeyse kesin gibi. Ancak Powell’ın basın toplantısında nasıl bir iletişimle karşımızda olacağı çok da belli değil.
Powell Kasım'da hangi sinyali verecek?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Fed, Başkanlık Seçimleri nedeniyle bu ayki faiz kararını alışılageldiği üzere Çarşamba değil, 7 Kasım Perşembe günü açıklayacak. Aslında faiz kararı neredeyse kesin gibi. Piyasa Fed’in bu toplantıda %96 olasılıkla 25 bp’lik faiz indirimi yapacağını fiyatlıyor. Ben de piyasa beklentisine paralel FED’in bu toplantıda başkanın kim olacağından bağımsız olarak 25 bp faiz indirmesini bekliyorum.

Her ne kadar faiz kararı daha kesin olsa da Fed’in yani Powell’ın basın toplantısında nasıl bir iletişimle karşımızda olacağı çok da belli değil. Sebebi ise ABD’den son dönemde gelen karışık veri seti. Bir yanda hâlâ güçlü duran tüketici harcamaları ve buna bağlı olarak yapışkanlık emareleri gösteren enflasyon verileri; diğer yanda ise giderek daha güçlü soğuma gösteren işgücü piyasası verileri. İlk olarak tüketici harcamaları ile enflasyon kısmını inceleyelim. Geçen hafta açıklanan 3. çeyrek reel tüketici harcamalarının %3,7 ile bir önceki çeyreğin bile üzerinde artış kaydettiğini gözlemledik. Güçlü tüketici harcamaları kaynaklı olarak ekonomi, 3. çeyrekte beklenti altı olsa da %2,8 ile hala güçlü büyüme performansına sahip. 

Öte yandan Fed’in favori enflasyon göstergesi olan son çekirdek PCE verisinin %2,7’de sabit kaldığını görüyoruz. Üstelik 3. çeyrek PCE verisi de beklentilerin üzerinde geldi. Verilerin de gösterdiği üzere ABD ekonomisinde güçlü tüketici harcamaları kaynaklı güçlü büyüme ve buna bağlı yakın vadeye göre daha yavaş ilerleme kaydeden bir dezenflasyonist bir süreç var. Bu durumda FED’in bundan sonraki süreçte faiz indirimlerine kademeli devam etmesi beklenebilir. Hatta güçlü gelen bu veriler sonrasında bu yıl sadece 1 toplantıda 25 bp’lik indirimin uygun olacağını dillendirenler bile olmadı değil.

Gelelim istihdam piyasası tarafına. Son gelen veriler ABD’de istihdam piyasasındaki soğumanın güçlendiğini gösteriyor. Özellikle geçen hafta açıklanan tarım dışı istihdam verisi 12 bin ile beklentilerin ve geçen ayki rakamın (beklenti 106 bin geçen ayki veri ise 254 bindi) oldukça altında geldi. Bu veri ile geçtiğimiz son iki ayın tarım dışı istihdam verisi de 112 bin kişi aşağı yönde revize edildi. Haliyle veri sonrasında istihdam piyasasının bundan böyle çok daha hızlı soğuma gösterebileceğine dair endişelerin arttığını görüyoruz. Tabii hemen veri ile ilgili şu anekdotu da paylaşayım; son dönemde ABD’de de yaşanan kasırga ile Boeing’deki grev, beklenti altı gelen tarım dışı istihdam verisinin en önemli nedenleri arasında. Ama buna rağmen Fed’in istihdamdaki bu güçlü zayıflama nedeniyle bu toplantıda olmasa bile bundan sonraki toplantılarda daha hızlı faiz indirimine gitmesi gerekeceği görüşleri de artmışa benziyor.

İşte tam da bu noktada 7 Kasım akşamı Powell’ın basın toplantısında güçlü ekonomi ve zayıflayan işgücü piyasası verileri hakkında ne söyleyeceği önemli olacak. Bana kalırsa özellikle işgücü piyasası hakkındaki görüşleri piyasa fiyatlamaları hakkında çok daha etkili olabilir. Çünkü Powell son yaptığı konuşmalardan birinde “işgücü piyasası verileri GSYİH verilerine göre ekonominin daha iyi bir gerçek zamanlı resmini çiziyor. Bu nedenle sağlam ekonomik büyüme ve büyüme öncü göstergeleri işgücü piyasası verilerine çok daha dikkatli bakmamızı engellemeyecek” dedi. İşte bu nedenledir ki son dönemde de hep vurguladığım üzere, ABD’de ekonomik büyümeye dair verilerden ziyade istihdam piyasası verilerinin piyasayı etkileme gücü çok daha yüksek. Çünkü ABD’de GSYİH verilerinin sağlığına dair ciddi şüpheler var, asıl odaklanılan yer istihdam piyasası. Bu nedenledir ki, iki çeyrek üst üste daralmayı bile güçlü bir işsizlik artışı yok ise sadece teknik resesyon olarak kabul edip, gerçek resesyon olarak tanımlamıyorlar. 

Tüm bu anlattıklarımdan da anlaşılacağı üzere 7 Kasım akşamı piyasa fiyatlamalarını asıl belirleyecek olan Powell’ın özellikle işgücü piyasasının gücü hakkında ne düşündüğü olacak.  Piyasa Powell’ın söylemlerinden hareketle bundan böyle daha hızlı mı yoksa daha kademeli bir faiz indirim süreci olabileceğine dair çıkarımlarda bulunmak isteyecektir. Piyasa bir netlik elde etmek istemek konusunda özellikle Fed üyelerinden gelen karışık sinyaller nedeniyle de haklı. Örneğin Bowman gibi üyeler kademeli faiz indirimini desteklerken, dönem dönem zayıf gelen işgücü piyasası verilerini kötü yorumlamak yerine bu gibi kötü verileri normal karşılayarak, Fed’i daha hızlı faiz indirimlerine sürüklemeden önce sakin olmak gerektiğini söylüyor. Öte yandan Mary Daly gibi bazı üyeler de işgücü piyasasındaki risklerin arttığı, bu nedenle daha hızlı faiz indirimlerinin gerekli olduğu noktasında görüş bildiriyorlar.

Peki tüm bu karışıklıkların arasında ben Powell’dan ne bekliyorum? Açıkçası Powell’ın önümüzdeki dönemdeki faiz indirimlerinin hızı ve miktarı konusunda elini kolunu çok bağlamadan, veri bağımlı ilerlediklerini ve toplantı bazında karar alacaklarını vurgulaması benim nezdimde çok daha olası. Haliyle 7 Kasım akşamı Fed’den şahin bir 25 bp’lik faiz indirimi en olası senaryo olarak görünüyor. 

Tabii bir de Başkanlık Seçimleri'ni unutmamak gerekir. Ben bu yazıyı kaleme alırken henüz kimin Başkan olduğu belli değildi. Olur da 7 Kasım’da başkan belli olursa, hele ki bu başkan Trump olursa, Fed üyelerini çok daha zorlu toplantılar bekliyor olacak. Çünkü Harris kazanırsa ekonomi politikaları anlamında var olan düzenin devamı beklenirken, Trump’ın Başkan olması ise daha yüksek enflasyon, haliyle Fed açısından çok daha zorlu süreç anlamına gelecek. Bu nedenledir ki Trump’ın Başkan olduğu bir senaryoda, yükselecek enflasyon nedeniyle FED’in daha yavaş faiz indireceği öngörüsü hâkim. Gelişmeleri hep beraber izleyip göreceğiz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

👀 Gözler seçimlerde

Dün yurt içinde oldukça kalabalık, yurt dışında ise nispeten sakin bir haber akışı mevcuttu. Bugünse gözler neredeyse tamamen yurt dışı tarafına çevrili olacak.

06 Kas 2024

Reuters

YAZARLAR

Doç. Dr. Filiz Eryılmaz

ALB Yatırım Başekonomisti. Bursa Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Görevlisi.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Üç majör merkez bankası

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Salı günü açıklanacak merkezi yönetim bütçe dengesi ve Çarşamba günü açıklanacak Ağustos ayı Konut Fiyat Endeksi ile Perşembe günü yayımlanacak TCMB Para Politikası Kurulu toplantı özeti ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak Fed faiz kararı ile Perşembe günü İngiltere Merkez Bankası ve Cuma günü Japonya Merkez Bankası tarafından açıklanacak faiz kararları takip edilecek.

14 Eyl 2026

Haftalık takvim: Üç majör merkez bankası
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Jeopolitik haber akışı ile pozisyon almak

Jeopolitik gelişmeler piyasaların en zor fiyatladığı risklerden biridir. Savaşın ne zaman sona ereceğini, bir zirveden hangi kararın çıkacağını veya seçimlerin siyasi dengeleri ne ölçüde değiştireceğini önceden bilmek mümkün değildir. Buna rağmen jeopolitik haber akışı yatırımcı açısından tamamen öngörülemez bir alan da değil.

Eren Kuru

·

11 Eyl 2026

Jeopolitik haber akışı ile pozisyon almak
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Eylül ayı PPK kararı: TCMB'de normalleşmenin sınırları

Türkiye’de para politikasının yakın vadeli geleceğine dair soru işaretleri, jeopolitik karmaşa ve yansımalar bir yana, makro gündemin ana maddesi olmaya devam ediyor. Dezenflasyon sürecinde izlenen yatay-aşağı görünüm, şirketlerin birikimli finansman ihtiyacı ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın hareket eğilimine aynı anda ancak farklı yönlerde etkiliyor. 10 Eylül tarihli PPK kararını da bu kapsamda ve daha geniş bir çerçevede okumak gerekiyor.

Eralp Ersoy

·

11 Eyl 2026

Eylül ayı PPK kararı: TCMB'de normalleşmenin sınırları
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Orta Vadeli Program (OVP) ve hedeflerden sapmalar üzerine

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı açıkladı. Bu programa iki ayrı soruyla yaklaşılabilir. Birincisi iç tutarlılıktır. Büyüme, enflasyon, işsizlik ve bütçe rakamları birbiriyle uyumlu mu? İkincisi dış geçerliliktir. Bu belgelerin geçmişte verdiği rakamlar, kaydedilenle karşılaştırıldığında ortaya nasıl bir sicil çıkıyor?

Yaman Alp Ungan

·

10 Eyl 2026

Orta Vadeli Program (OVP) ve hedeflerden sapmalar üzerine
EXANTEEXANTE

HİKAYE

750 milyarlık YTAK küçük yatırımlara açılıyor: Ucuz kredinin koşulları neler?

Ekonomi yönetimi Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programının limitini Temmuz ayında 750 milyar TL’ye yükseltti. Yakın zamanda açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nda (OVP) ise katma değeri yüksek, daha küçük ölçekli imalat yatırımları için yeni bir uygulama hazırlanması kararlaştırıldı. Peki finansmanın koşulları neler?

Emircan Yaman

·

10 Eyl 2026

750 milyarlık YTAK küçük yatırımlara açılıyor: Ucuz kredinin koşulları neler?