

Yatırım Finansman 'da YF Yüzyüze ile görüntülü görüşme yaparak kolayca hesabınızı açabilir ve sermaye piyasalarında anında işlem yapmaya başlayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Para Politikası Kurulu, seçimden önceki son toplantısında politika faizini %8,5’te sabit tuttu. Bu karar, piyasa beklentileri ile örtüşüyor.
Karar metninde oldukça sınırlı bir değişim yapıldığı göze çarpıyor. Mart ayı toplantı tutanağının küresel finansal istikrar bölümündeki kırılganlık vurgusunun “birbirini takip eden banka iflasları” ifadesiyle güçlendirildiği görülüyor. Metnin yerel görünüm kısmına ise “öncü göstergeler, deprem bölgesinde ekonomik faaliyetin beklentilerden hızlı toparlandığını göstermektedir” cümlesi eklenmiş durumda. Burada, Kurul’un mevcut politika setinin toparlanma süreci için uygun ortamı yarattığı mesajının verildiği kabul edilebilir.
Karar metninin geri kalan kısmında ise herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Önceki toplantı sonrasında yayımlanan metindeki cari işlemler dengesi, kredi büyüme hızının takibi, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek adımlar ve liralaşma stratejisi vurgusu gibi tüm ifadeler korunmuş durumda.
Kurul, para politikası duruşunun fiyat istikrarı ve finansal istikrarı koruyarak deprem sonrası gerekli toparlanmayı desteklemek için yeterli olduğu görüşündedir.
Kararın açıklanmasının ardından kur ve faiz oranlarında önemli bir değişiklik yaşanmadı.
💾 Cep bilgisi: Toplantının özeti 3 Mayıs tarihinde açıklanacak. Sonraki PPK toplantıları ise 25 Mayıs ve 22 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek. TCMB, mayıs ayında ayrıca yılın ikinci Enflasyon Raporu (4 Mayıs) ile Finansal İstikrar Raporu’nu (18 Mayıs) da açıklayacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Seçim öncesinde gerçekleştirilen son Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizi piyasa beklentilerine paralel olarak sabit tutuldu.
28 Nis 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Fed, üç yılı aşkın aranın ardından politika faizini 25 baz puan artırarak %3,75-4,00 aralığına yükseltti. Yeni projeksiyonlar, 2026 sonuna kadar bir faiz artışının daha gündemde olduğunu, 2027’de ise faizin mevcut seviyesinde kalabileceğini gösteriyor. Yükselen tahvil getirileri ve enflasyon baskısı, Fed’i piyasaların beklediği daha sıkı para politikalarına doğru ittyor.

Finansal piyasalar açısından tarihi bir hafta geçiriyoruz demek sanıyorum abartı olmayacak. İçeride sermaye piyasalarımızda yaşanan sarsıntı, dışarıda tahvil faizlerinin zirveleri zorlamasıyla merkez bankalarının daha güçlü harekete geçmesi, hemen hemen her türlü finansal enstrümanda sert hareketlere yol açtı.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül gün içinde yayımladığı bültende Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls olmak üzere yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu, katılma payları TEFAS’ta işlem gören bütün yatırım fonlarını platformda alım ve satıma kapattığını duyurdu. Aynı kararla unvanları tek tek yazılan 130 fonun da SPK tarafından tayin edilecek yöntemle tasfiye ettirilmesine hükmedildi. Peki tasfiye kararı verilen bir fonda yatırımcının payına ve parasına ne olacak?

Serbest fonlarda yatırımcıların parasını ne zaman alacağı, fonun değerleme ve iade koşullarına göre belirleniyor. SPK’nın 28 Ağustos tarihli düzenlemesi, likidite riski kapsamında iade taleplerinin karşılanması için bu koşulların önceden ilan süresi beklenmeden değiştirilmesine izin veriyor. Atlas Portföy’ün DFI fonunda satış işlemlerini aylık değerleme tarihine bağlayan uygulaması da bu hüküm kapsamında yapıldı.

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Dünya gazetesinden Recep Erçin’e verdiği söyleşide, Türkiye’nin kamu öncülüğünde hazırlanacak ve uygulaması yakından izlenecek 10-15 yıllık sanayi planlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Türkiye halihazırda beş yıllık kalkınma planları hazırlıyor. Peki planlar ve destekler mevcutken neden yeniden planlamayı konuşuyoruz? Türkiye’nin geçmişte fabrikalar kurarak başladığı planlama deneyiminde ne değişti ve bugün hazırlanacak bir planın üretim kararları üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?



