Rabiye Kurnaz George W. Bush'a Karşı


İstanbul Film Festivali’ne heyecan katar: Nespresso Sevgili Duende okuru, seninle bugün 13.30 seansı için Beyoğlu Sineması’nda Yola Devam ’da ya da saat 13.30’da Kadıköy Sineması’nda Utama ’da karşılaşmış olabilir miyiz? Çünkü beklediğimiz gün geldi: İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) düzenlediği 41. İstanbul Film Festivali bugün başladı . Bu yıla heyecan katan, Nespresso ’nun katkılarıyla gerçekleşecek ödüllü bölümlerin de festivalde bizi beklediğinden geçen hafta bahsetmiştik. Şimdi ise seninle detayları paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Nedir? İstanbul Film Festivali'nin gelenekselleşmiş bölümlerinden, genç yönetmenlerden filmlerin yer aldığı Genç Ustalar bölümü, uzun yıllardır sanatı ve sinema yeteneklerini destekleyen Nespresso’nun katkılarıyla bu yıl yarışmalı bir bölüme dönüşürken , Genç Ustalar bölümündeki filmler, genç sinema profesyonellerini desteklemek amacıyla bir araya getirilen Nespresso Genç Jürisi tarafından ödüllendirilecek. Kim onlar? Festivalin ilk Nespresso Genç Jürisini İstanbul’da ikamet eden 18-25 yaş arası gençler arasından seçilen; Melisa Aközdoğan, Eren Yiğit Ekici, Emir Mecikoğlu, Alper Tunga Yazgan Mercan, Büşra Gül Ovalı ve Öykü Vidinli oluştururken jüri başkanlığını Can Evrenol üstleniyor. Yarışma kapsamında Genç Jüri’nin seçeceği film ve yaratıcısı, Nespresso desteğiyle 3.000 € parasal ödül değerindeki Genç Usta Ödülü’yle 19 Nisan akşamı yapılacak ödül töreninde buluşacak. Bu yıl yeniden tam anlamıyla sinemalara dönen 41. İstanbul Film Festivali programına dair ayrıntılı bilgi için burayı , film keyfini Nespresso lezzetleriyle artırmak için şurayı ziyaret edebilirsin. #NespressoKeyfi #İstanbulFilmFestivali
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Emre Eminoğlu
Film: Rabiye Kurnaz gegen George W. Bush / Rabiye Kurnaz vs. George W. Bush
Yönetmen: Andreas Dresen
Süre: 119 dakika
Jenerik: 72. Berlin Film Festivali’nden sürpriz bir şekilde iki ödülle dönen (En İyi Başrol Performansı (Meltem Kaptan) ve En İyi Senaryo (Rabiye Kurnaz vs. George W. Bush), festivalin esas yarışmasında yaygın akıma en yakın, izleyiciyi en çok güldüren yapımdı. İçerdiği güçlü mizaha rağmen film, yaralı bir annenin, gerçek hayattan uyarlanmış hukuk mücadelesini konu alıyor: Bremenli ev kadını Rabiye Kurnaz, 11 Eylül saldırılarının ardından sorgusuz sualsiz tutuklanarak Guantanamo hapishanesine kapatılan oğlunun yargılanması ve serbest kalması için uluslararası bir davanın parçası oluyor.
Neden izleyelim? Berlin’e doğru yola çıkmadan önce festivalin internet sitesini karıştırırken esas yarışmada Rabiye Kurnaz vs. George W. Bush karşıma çıkıyor. Film için seçtikleri görsele bakar bakmaz içimden “Tam Daniel Brühl’ün oynayacağı, ortalamanın altında bir Hollywood dönem filmine benziyor,” diye geçiriyor, biraz burun kıvırıyorum — yine de programıma ekliyorum.
Daniel Brühl oynamıyor ama tam da izleyici odaklı, bir şeyler anlatmak kadar iyi vakit geçirtmeyi de kafaya koymuş o yakın dönem filmlerinden bu. Sinemasal anlamda yenilikten uzak ve dümdüz bir anlatıyı tercih etse de Meltem Kaptan’ın mizahi yönden güçlü fakat bir o kadar da duygusal performansı sayesinde keyifle izleniyor. Almanca, Türkçe ve İngilizce’yi akıcı bir şekilde yumak hâline getiren Kaptan’ın oldukça karikatürize bir "Türk kadını" veya "Türk annesi" portresi çizdiğini düşünenler olacaktır elbet, fakat "o kadın"ın bir yerlerde gerçekten var olduğuna inanmamak da zor — üstelik İstanbul Film Festivali izleyicisi, "gerçek" Rabiye Kurnaz’la tanışmak üzere.
Nerede izleyebilirsin? 41. İstanbul Film Festivali’nin açılış filmi Rabiye Kurnaz vs. George W. Bush’u hafta boyunca farklı festival salonlarında izleyebilirsin.
Film, dün geceki açılış töreninindeki ilk gösteriminin ardından, bugün Atlas 1948, yarın Kadıköy Sineması, pazar Cinewam City’s, pazartesi de Beyoğlu Sineması’nda gösteriliyor. Ayrıca 20 Nisan’a da bir ek gösterim konuldu. Rabiye Kurnaz’ın kendisi, onu canlandıran Meltem Kaptan ve yönetmen Andreas Dresen dâhil olmak üzere birçok isim de festivalin ilk günlerinde İstanbul’daki gösterimlerde olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Rabiye Kurnaz George W. Bush'a Karşı; Cihangir’den tüm şehre yayılan müzikli bir hikâye: Opus3a; 2022’nin öne çıkan albümleri; gişeden etkinlikler.
08 Nis 2022

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.



