Restoranlardaki yüksek fiyatlar boykot çağrılarına yol açtı

Sosyal medyada gündem olan yeme-içme mekanlarını boykot duyurusuyla 20-21 Nisan tarihlerinde insanlar kafe ve restoranlara gitmemeye çağrıldı. Boykot çağrısı çeşitli medya kanallarında geniş yankı bulurken birçok isim tarafından da desteklendi.
Nasıl başladı? Tartışmalar Tarihî Kuzguncuk Fırını’nda adeti 110 liraya satılan fıstıklı kurabiyeye verilen tepkinin büyümesinin başladı. “Kuzguncuk mantarı” isimli kurabiye, antepfıstığı ve fındık gibi kuruyemişlerden hurma ile tatlandırılarak üretiliyor.
İlk açıklama: Fırının işletmecisi Melike Yıldız, “Sosyal medyada tek bir kurabiye diye algı oluşturuluyor ama normalde tek kurabiye 5 gram ağırlığındayken bizim kurabiyelerimizin teki 100-110 gram ağırlığında. Her bir kurabiyenin içeriğinde 100-120 gram arasında antepfıstığı veya fındık kullanılıyor” dedi. Toz antepfıstığının kilogram fiyatı 1.300-1.900 lira arasında değişiyor.
Neler oldu? Yüksek hesapların göründüğü fotoğraflar ve menülerin diğer ülkelerle karşılaştırmaları birçok medya kanalında yer buldu. Vatandaşların bir kısmı restoran ve kafelerdeki yüksek fiyatları, enflasyona atfedilen ekonomik sıkıntıların ötesine geçtiğini vurgulayarak "bahane ve fırsatçılık” olarak nitelendirdi. Ayrıca artan fiyatlara rağmen küçülen porsiyonlar ve düşen kaliteye de dikkat çekildi.
Boykota destek: Restoran Derneği Başkanı Ramazan Bingöl, kamuoyunun boykot kararının doğruluğunu kabul ederek, yüksek döviz kuruna rağmen fiyatların yabancı turistler için bile pahalı olduğunu vurguladı. Bingöl, ekonomik sorunları istismar etmekle suçladığı bazı işletme sahiplerini eleştirdi ancak artan maliyetlerin de etkili olduğunu belirtti. Boykot çağrısını başlatan isimlerden ekonomist İris Cibre, Hürriyet’e yaptığı açıklamada fiyat etiketlerinin enflasyondan daha hızlı arttığını söyledi.
Karşıt görüşler: Salih Seçkin Sevinç Odatv’deki yazısında “Boykot çağrısı pahalılığa isyan olabilir ama restoranını kafesini zar zor geçindiren, eleman çalıştırıp evine ekmek götüren insanların işlerine sekte koymak, ekmekleri ile oynamak doğru değil” dedi. Yemek yazarı Tuba Şatana sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Evet yemek çok pahalı! Her şey pahalı! Uçtu gitti. Bazı yerler şahane fırsatçılıkla bu durumu fırsata çevirdi. Denetleyen de yok ama iyi işletmeler ve iyi esnaf bu mesleği adil şekilde yürütmeye çalışmaya devam ediyor” sözleriyle boykotu ve denetimsizliği eleştirdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
"Kuzguncuk mantarı" kurabiyesinin fiyatına yönelik tepkiler restoran ve kafelerin boykotuyla sonuçlandı. Cuma günü rakıya %17 oranında zam gelmesi bekleniyor. İstanbul'un en iyi beş şarap barı Forbes için listelendi.
24 Nis 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.




