Sanatkardan öte zanaatkar bir müzisyen: Barış Diri

"Sanırım kendi işimin de bu olmasıyla alakalı olarak [film müziklerinde] ilk düşündüğüm şeyleri duyunca rahatsız oluyorum."
Sanatkardan öte zanaatkar bir müzisyen: Barış Diri

20 Aralık - Mavi
Mavi ile birlikte

All Blue. Daha Mavi. Daha İyi. Hepimizin Mavi ’si.

Mavi , dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP (Carbon Disclosure Project) İklim Değişikliği Programı’nın Global “A” Listesi’ne Türkiye’den giren ilk ve tek hazır giyim markası olmanın mutluluğunu ve gururunu paylaşıyor. Ne oldu?…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Barış'ı keşfetmek. "Hitchcock'ları TRT'de izleyebiliyorduk. Ben Rear Window'u televizyonda izledim mesela. Bu çok büyük bir avantajdı bence." diyor Barış. Aynı şekilde Sergio Leone ve Ennio Morricone'nin işbirliğiyle de televizyon ekranında karşılaşmış. "O zaman 'Bu nasıl bir müzik kullanımı!' dememişimdir de..." diyor. Ta o zaman etkilenmiş belli. Ailesinin sinemayı takip ettiğini, annesinin onu sinemaya götürdüğünü, Back to the Future filmlerini, Ghost'u sinemada izlediğini hatırlıyor. Profesyonel anlamda bir müzisyen olarak yollarının sinemayla nasıl kesiştiğiyse farklı bir hikâye. Müzik öğretmenliği eğitimi aldıktan sonra bir yandan "çocukları çok seviyordum ama öğretmenler odası çok korkunç bir şeydi benim için" dediği mesleğine adım atmış önce. Bir yandan da gitar, satranç ve ritim dersleri vermiş. Hayatını değiştirense zar zor satın aldığı bir bilgisayara korsan yüklediği Qbase programıyla olmuş: "İlk bir şeye sararsın ve artık hayatınız o olur ya... Ondan sonraki tüm günlerim beste yapmak, kendi bestelerimi kaydetmekle geçti. Bu müthiş özgürleştirici bir şeydi benim için."

İşbirliği. Canavarlar Sofrası, Kusursuzlar, Son Çıkış... Barış'ın yönetmen ve senarist Ramin Matin'le süregelen işbirliği dikkatimi çekiyor. Müzik kültürü çok iyi, çok entelektüel bir insan olduğunu söylediği Ramin'le iyi bir uyum yakaladığını söylüyor. O uyumu yakalamanın ve kolektif çalışmanın zorluklarından, bir besteci ile bir yönetmenin işbirliğinde en önemli şeyin sürekli iletişim ve uzunca vakit geçirmek olduğundan bahsediyor: "Kolektif çalışan sanat dallarında [...] senin hissettiklerin her zaman doğru olmayabiliyor. Ben kırmızı renkte bir öfke ya da aşk hissedebilirim ama yönetmen aynı renkte bir hüzün hissediyordur. Bunlar çok kişisel duygular. O yüzden onun ne hissettiğini duymak, bilmek gerekiyor." 

Barış'la Tünel'deki müzik mağazalarından birini keşfederken. | Fotoğraf: Deniz Sabuncu

Bir adım geriden. Kasım 2021. Yönetmen ve senarist Tufan Taştan Keşif Sineması'nın ilk sezonunda konuğum olmadan hemen önce Sen Ben Lenin'i izliyorum. Film zaten çok keyifli, çok esprili, çok akıcı. Sona erdiğinde tam yerimden kalkacakken Seyyal Taner'in sesini duyuyorum: "Boynu bükük duruyorsam eğer / İçimden öyle geldiği için değil / Ama hiç değil..." Kapanış jeneriği boyunca iki ayrı Seyyal Taner şarkısının kullanıldığını sanıyorum. Oysa sonradan bunun film için bestelenmiş Edip Cansever şiirleri olduğunu öğreniyorum. Şarkı(lar) Spotify'a eklendiğinde heyecanlanarak basıyorum kalbe. Altında Barış Diri imzası var. Podcast kaydımız sırasında Barış'ın bana Mendilimde Kan Sesleri'nin tek bir şarkı olduğunu, sadece çok katmanlı bir şiirin çok katmanlı bir şarkıya dönüştüğünü söyleyeceğinden henüz haberim  yok.

Dinle

Besteci, müzik süpervizörü, zanaatkar. Barış'tan öğreneceklerim Sen Ben Lenin'in kapanış jeneriğindeki şarkıların aslında tek bir şarkı oluşundan ibaret değil. Film müziği bestecisi ve müzik süpervizörünün farklarını, Türkiye'deyse tek bir müzisyenin iki görevi birden üstlenmek zorunda kaldığını öğreniyorum. Bunun sanatçı kimliği dışında bir zanaatkar kimliği gerektirdiğini; çünkü yeri geldiğinde -hele ki bağımsız sinemada- bütçeler yetmediğinde besteciden "bakkal pop" tarzında bir pop şarkısı yapmasının da beklenebildiğini öğreniyorum.

Dinle

Barış'la keşfetmek. Mikrofonun karşısına bir film müziği bestecisini alınca, birlikte keşfetmek için bir yönetmen ve sinemasından çok bir film müziği bestecisi ve film müziklerini seçmek daha mantıklı geliyor. Barış, Cliff Martinez'i özellikle The Knick dizisi ve Drive filmi üzerinden konuşmayı öneriyor. Nicolas Winding Refn'le işbirliklerini oldum olası sevdiğim için çok cazip geliyor bu fikir bana. Müziğinin onun için neden özel olduğunu sorunca şöyle açıklıyor: "Şaşırtıyor beni, o yüzden seviyorum. Alışılagelmişin dışında bir şey duyuyorum." 

Emre ve Barış, Hildur Guðnadóttir'den Alexandre Desplat'a, Dario Marianelli'den Jóhann Jóhannsson'a birçok film müziği bestecisinin adının geçtiği bir kahve sohbetinde. | Fotoğraf: Deniz Sabuncu

Saf sinema. Cliff Martinez'in Steven Soderbergh'le süregelen işbirliğine çok hâkim olmasam da Nicolas Winding Refn sinemasının sıkı bir takipçisi olarak başta Drive olmak üzere onun filmlerine eklediği müziğe hayranlık duyuyorum. Barış, Martinez'in Drive'a olan katkısı hakkında "Görmeye alıştığımız ve müzik olması gereken sahnelerin altında müzik yok; alışık olmadığımız yerlerdeyse müzik var. Daha doğrusu ritim var. Ben burada saf sinema izlediğimi düşünüyorum." 

Chromatics, Kavinsky, Electric Youth. Drive'ın müzikal dünyasını sadece Cliff Martinez'in müzikleri ekseninde değil, filmin müzik kullanımı üzerinden de konuşuyoruz. Açılış sahnesi ve açılış jeneriğinde çalan Tick of the Clock (Chromatics) ve Nightcall'dan (Kavinsky) çok etkilendiğimi söylüyorum. Barış da sürücünün "atıyla uzaklaştığı" sahnede duyduğumuz A Real Hero'dan (Electric Youth) etkilenmiş. Konu bir şekilde iyi müzik kullanımına geliyor. Ezel Akay'ın Neredesin Firuze'sinin, Wes Anderson'ın The Royal Tenenbaums'unun adı geçiyor. Barış iyi müzik kullanımından çok etkilendiğini söylüyor: "Biri daha önceden senin hissettiğin ve yapmak istediğin şeyi daha iyi şekilde yazmışsa, yazma işte, onu kullan. Taklidini yapacağına onu kullan."

Barış'la sohbetimizde adı geçen Cliff Martinez parçalarının ve ötesinin yer aldığı, Barış'ın hazırladığı bu soundtrack çalma listesiyle veda edelim:

Dinle

Diyor ki...

İnsan zihni normalde bir melodi yarattığında ya da bir şey dinlediğinde şöyle çalışıyor: Sürekli hep onun sonrasını tahmin etmeye çalışıyorsun. Müzik kültürün kadar da tahmin ediyorsun aslında. Ve tahmin ettikçe o müzik senin hoşuna gitmeye başlıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎬 Keşif Sineması #2.8: Barış Diri

Barış Diri'yle film müziği besteciliği, filmlerde müzik kullanımı ve zanaatkarlık üzerine. | Keşif: Cliff Martinez

21 Ara 2022

Mavi ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar