

Anadolu Efes’in destekleriyle DasDas’ta yeni sezon başladı Spot ışıkların altında her zaman başka bir hikâye can bulur. Örneğin; aynı karakterin farklı bir yönü öne çıkar; seyirci her temsilde başka bir kelimeye, cümleye takılır. Zamanın içinde gerçekleşen "oyunu" her temsilde başka bir ayrıntı parlatır. Abartılıdır tiyatro, ama gerçekten uzak değildir. Kendine has canlılığı daima yeni ufuklar vadeden tiyatro hayatın tam içindedir ve perde her kapandığında toplumda bir şeyler olumlu yönde değişir. Bugün dünyanın en büyük 10 bira şirketi arasında yer alan ve altı ülkede pazar lideri konumunda bulunan Anadolu Efes, 52 yıllık yolculuğu boyunca sosyal hayatın içinde bir marka olarak içinde bulunduğu topluma değer katmak için çalışıyor. Bu kapsamda tiyatro, 34 yıldır kültür sanata kesintisiz destek veren Anadolu Efes’in öncelikleri arasında yer alıyor. Tiyatro salonlarını çok özlediğimiz bir dönemin ardından yeni sezonda DasDas’ta üç oyun Anadolu Efes’in destekleriyle izleyicilere ulaşıyor. Neler var? Anadolu Efes Katkılarıyla: Vahşet Tanrısı "Mutluluk taklidi yapan, özlemini duyduğumuz anne babalar olmaktan uzak yalnızlarız. Ve bizi anlatan bu oyun müthiş komik öyle mi? Evet." Yasmina Reza'nın Vahşet Tanrısı oyunu Binnur Kaya, Dolunay Soysert, Güven Kıraç ve Levent Ülgen'in performanslarıyla sahneye taşınıyor. Anadolu Efes Katkılarıyla: Zengin Mutfağı Vasıf Öngören'in 15-16 Haziran 1970 işçi hareketinin yansımalarını konu ettiği Zengin Mutfağı, 1978'de ilk kez İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahnelenmişti. Şener Şen, aşı Lütfü Usta karakterine Anadolu Efes'in katkılarıyla 40 yıl aradan sonra, aynı rolde, genç bir oyuncu kadrosuyla can veriyor. Anadolu Efes Katkılarıyla: Westend / Batının Sonu Moritz Rinke'nin yazdığı Westend / Batının Sonu'nda Eduard ve Charlotte şehirden uzakta lüks bir mahalledeki yeni evlerinde yıllar sonra yeniden buluştukları eski bir arkadaşlarını ve komşularını ağırlarken konuşulmaya cesaret edilemeyen konular konuşuluyor. Karakterlerin beklenmedik dönüşümlerle ön yargılarımızı alt üst ettiği oyunda sahnede Tülin Özen, Mert Fırat, Naz Çağla Irmak, Pervin Bağdat, Evren Bingöl ve Gün Koper'i izliyoruz. Anadolu Efes’in kültür sanat yolculuğu Anadolu Efes’in kültür sanat yolculuğu 30 yılı aşıyor. Türkiye’de kültür sanat hayatının öncü kurumlarından İstanbul Kültür Sanat Vakfı’yla 34 yıldır süren iş birliği kapsamında Film Festivali, Caz Festivali, İstanbul Bienali ve İstanbul Tasarım Bienali’nin de aralarında bulunduğu birçok etkinliğin destekçileri arasında yer alıyor. İKSV Film Festivali’ne sunulan 34 yıllık destek kapsamında Ulusal Yarışma Anadolu Efes’in katkılarıyla gerçekleşiyor. Uzun yıllardır Türkiye’nin önde gelen tiyatrolarında 1000’den fazla oyunun sahnelenmesine destek veren Anadolu Efes’in tiyatroya katkıları devam devam ediyor. Sahne bulmakta zorlanan genç tiyatrocularla tiyatro topluluklarının yanında olmak ve kaliteli yapımları erişilebilir kılmak için Mavi Sahne’yi kuran Anadolu Efes, pandemi sürecinde de desteklerine aralıksız devam etti. Tiyatro Kooperatifi iş birliğiyle pandemi nedeniyle uzun süre kapalı kalan tiyatrolarla dayanışmak için Bizde Yerin Ayrı kampanyasının ilk kurumsal destekçisi olmanın yanı sıra DasDas iş birliğiyle önemli oyunların dijitale taşınmasına da katkı sundu. Pandemiden olumsuz etkilenen sahne emekçileri için Ahbap Derneği tarafından başlatılan Müzik ve Sahne Sanatçıları Destek Gecesi’ne 5 bin biletle kurumsal destekçi olan Anadolu Efes, Türkiye’nin ilk sürdürülebilir müzik festivali Festtogether’ da İhtiyaç Haritası’nda listelenen ihtiyaçlarını karşıladı. Bu yıl da Tiyatro Kooperatifi’yle omuz omuza veren Anadolu Efes, Tiyatro Kooperatifi Yaz Buluşmaları’nın Caddebostan ayağını Anadolu Efes Mavi Sahne’de ağırladı. Bu sayede izleyiciler, 17-31 Ağustos tarihleri arasında gerçek bir festival atmosferinde, açık havada 15 özel tiyatronun temsilini izleme şansı yakalarken tiyatrolar, pandemi döneminin zorluklarını aşmak için destek buldu. Anadolu Efes kültür sanatı erişilebilir kılmak için sinemadan tiyatroya, görsel sanatlardan müzik ve tasarıma kadar pek çok alandaki desteklerini sürdürecek.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Sefer Tası (The Lunchbox)
Yönetmen: Ritesh Batra
Süre: 104 dakika
Jenerik: Ritesh Batra'nın ilk uzun metrajlı filmi, Hindistan'ın en büyük, dünyanın en yoğun nüfuslu kenti Mumbai'de geçen bir aşk hikâyesini anlatıyor. Kentin çalışanlara sefer tasıyla yemek teslimatı hizmeti veren ağını merkezine yerleştiren film, bir karışıklıktan doğan aşkı müjdeliyor. Asya Pasifik Ödülleri'nde En İyi Senaryo ödülü kazanan yapım, Britanya Film Akademisi tarafından da İngilizce Dışında Bir Dilde En İyi Film kategorisinde ödüle aday gösterilmişti.
Neden izleyelim? Dünyanın en kaotik kentlerinden Mumbai'nin dünyaca ünlü öğle yemeği teslimat servisi ağındaki bir hata sonucu, genç ev kadını Ila'nın özenle hazırladığı yemekler, umursamaz eşi yerine emekliliğine gün sayan dul Saajan'a teslim edilmeye başlıyor. Bu karışıklıktan yasak bir zevk almaya başlayan Saajan, sonunda kayıtsız kalamayarak Ila'ya bir not yazıyor.
Sefer Tası, ikili arasında yemekle notlar aracılığıyla kurulan ve âdeta bir fantezi dünyasına dönüşen bağı biri için bir kaçış, diğeri için bir ikinci bahar ve her yönüyle saf bir aşk hikâyesi yönüyle yansıtıyor. Çağdaş Hindistan sinemasının yolu Hollywood'dan da geçen oyuncuları bir yana, geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz Irrfan Khan kadar, ondan rol çalan Nawazuddin Siddiqui'nin performansı için de izlemeye değer.
Nerede izleyebilirsin? Sefer Tası, 23 Ekim'den itibaren MUBI kataloğuna ekleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yemek üzerine kurulu bir aşk hikâyesi; müzikle örülü, her şeyin mümkün olduğu Dreamscapes'e davet; Joy Crookes'tan yeni albüm.
22 Eki 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.

Cormac McCarthy’nin 1985’te yayımlanan büyük romanı "Kan Meridyeni"ni okurken insanın aklına zaman zaman şu tuhaf düşünce geliyor: Belki "Dünya masumdu ve biz onu bozduk" anlatısı baştan beri fazla iyimserdi.

Jane Schoenbrun, yeni filmi "Teenage Sex and Death at Camp Miasma"da slasher alt türünün tüm özelliklerini ters yüz ederek ortaya türün eleştirisini de merkezine aldığı, kitsch estetikle bezeli bir anlatı ortaya koymuş. Ortaya bu eleştiriyi dört başı mamur bir şekilde görsel dünyaya taşıyan ve mizahı elden bırakmayan bir slasher filmi çıkmış.

Paris’te düzenlenen Rock En Seine festivalinin son gününde The Cure, 40 binden fazla kişiye 3 saate yakın süren bir performans sundu. 67 yaşındaki Robert Smith’in sesi, geçen yıllara rağmen daha da güçlü ve bir o kadar kırılgan. Karanlığın, yalnızlığın ve umudun şarkılarını birlikte söyleyen binlerce kişiyle birlikte yazı The Cure’un müziğiyle uğurluyoruz.

Selda Uygur, yeni romanı "Yalvaç"ta iki farklı çağdan tutkularının peşindeki iki kadının özgürleşme öyküsünü ve zaman algısını, benlik ve kişiliklerini korumak için ortaya koyduğu mücadeleyi, iki farklı zaman koridorunda işliyor. Uygur ile zamanın ruhuna ve dair söyleşirken onun hiç değiştiremediği savaşları ve tutkuları, kahramanları Gece ve Livia üzerinden anlamaya çalıştık.



