

Anadolu Efes’in destekleriyle DasDas’ta yeni sezon başladı
Spot ışıkların altında her zaman başka bir hikâye can bulur. Örneğin; aynı karakterin farklı bir yönü öne çıkar; seyirci her temsilde başka bir kelimeye, cümleye takılır.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Sefer Tası (The Lunchbox)
Yönetmen: Ritesh Batra
Süre: 104 dakika
Jenerik: Ritesh Batra'nın ilk uzun metrajlı filmi, Hindistan'ın en büyük, dünyanın en yoğun nüfuslu kenti Mumbai'de geçen bir aşk hikâyesini anlatıyor. Kentin çalışanlara sefer tasıyla yemek teslimatı hizmeti veren ağını merkezine yerleştiren film, bir karışıklıktan doğan aşkı müjdeliyor. Asya Pasifik Ödülleri'nde En İyi Senaryo ödülü kazanan yapım, Britanya Film Akademisi tarafından da İngilizce Dışında Bir Dilde En İyi Film kategorisinde ödüle aday gösterilmişti.
Neden izleyelim? Dünyanın en kaotik kentlerinden Mumbai'nin dünyaca ünlü öğle yemeği teslimat servisi ağındaki bir hata sonucu, genç ev kadını Ila'nın özenle hazırladığı yemekler, umursamaz eşi yerine emekliliğine gün sayan dul Saajan'a teslim edilmeye başlıyor. Bu karışıklıktan yasak bir zevk almaya başlayan Saajan, sonunda kayıtsız kalamayarak Ila'ya bir not yazıyor.
Sefer Tası, ikili arasında yemekle notlar aracılığıyla kurulan ve âdeta bir fantezi dünyasına dönüşen bağı biri için bir kaçış, diğeri için bir ikinci bahar ve her yönüyle saf bir aşk hikâyesi yönüyle yansıtıyor. Çağdaş Hindistan sinemasının yolu Hollywood'dan da geçen oyuncuları bir yana, geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz Irrfan Khan kadar, ondan rol çalan Nawazuddin Siddiqui'nin performansı için de izlemeye değer.
Nerede izleyebilirsin? Sefer Tası, 23 Ekim'den itibaren MUBI kataloğuna ekleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yemek üzerine kurulu bir aşk hikâyesi; müzikle örülü, her şeyin mümkün olduğu Dreamscapes'e davet; Joy Crookes'tan yeni albüm.
22 Eki 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.



