"Semt Semt Kitap Günleri" başlıyor

Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Mezatlara katılma deneyimini eskisinden daha sık duyuyoruz. En azından ben yakın çevremde bununla ilgili katılımların daha sık yapıldığını gözlüyorum. Bunda, birinin daha önce edindiği veya sahip olduğu bir şeyin, yani kıymetlisine sahip olma isteği; daha önce biri tarafından kıymetli olduğu kararına varılan bir şeye sahip olma dürtüsü de bunda etkili olabilir. Kim bilir… Bunun değerli materyallerle ilgili olması gerekmiyor. Neyin kıymetli olduğu her zaman subjektif. Nitekim tarihine baktığımızda MÖ 500 yılına kadar uzanıyor. Babil’de kaydedilen ilk müzayedelerde köle ve evlenilmesi şartıyla kadınlar satılıyor. Utandırıcı bir not…
Mezat: Müzayede veya mezat dediğimiz açık artırmayla satış türleri bizim bildiğimiz “Satıyorum, satıyorum… Sattım.”la sınırlı değil. Bu Birleşik Krallık merkezli bir satış türü olarak kabul ediliyor. Örneğin, bunun tam tersi olan Hollanda merkezli müzayede satışları da var. Orada da yüksek bir fiyatla açılan ürünler yavaş yavaş düşüyor. Ülkede özellikle kesme çiçekler için tercih ediliyor. Lafı uzattım ama neden bu kadar müzayededen bahsettik? Şehrin Balat gibi eski mahallelerinde gezmezseniz çok sık karşılaşmamış olabileceğiniz mezat kültürü, aslında eskiden beri var olduğu için farklı bir atmosfer ve karakterler sunuyor. Antika eşya ve kitap meraklıları için vazgeçilmez, henüz tatmayanlar için de nefis bir deneyim.
Semt Semt Kitap Günleri: Şu an için bir mezata girip birileriyle yakın durma ihtimali korkutucu gelse de Kadıköy’deki balonun orada “Semt Semt Kitap Günleri” başladı. Maltepe’de düzenlenen kitap günlerinin geliştirilerek bir festivale çevrilmesiyle farklı semtlere gidilmesi planlanıyor. 8 Kasım’a dek devam edecek olan etkinliğin, Hacivat ve Karagöz gösterilerini de kapsayan programına mutlaka göz atın.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Muhabbet meclislerinden gurme sofralara, Hipodrom'dan Atmeydanı'na, Topçu Kışlası'ndan Gezi Parkı'na.
01 Kas 2020

YAZARLAR

Ege Dikencik
1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...




