Sendikalaşma faaliyetlerinin yılı: 2021


Tarlaya bereket getiren program Hayatın ve teknolojinin hızına paralel pek çok kavram değişiyor. Son yıllarda sürdürülebilirlik kavramı da herkes için daha önemli hâle geldi. Şirketler vizyonlarını, planlarını sürdürülebilirlik odağına daha fazla alıyor, sosyal etki temelli projeler oluşturuluyor. Cargill’in 2019 yılında çiftçilerin verimini ve refahını artırmak amacıyla hayata geçirdiği 1000 Çiftçi 1000 Bereket , tarımda çevresel, sosyal ve dijital dönüşümü destekliyor. Türkiye’de çiftçiye en uzun süreli ve kapsamlı desteği veren program, bugüne kadar 12 ilde 4 bine yakın mısır, ayçiçeği ve kanola üreticisine ulaştı. Program, farklı alanlarda hayata kattığı değerleri ölçmek için yapılan SROI (Yatırımın Sosyal Geri Dönüşü) çalışmasıyla da Türkiye’de ilk kez sosyal etki hesaplaması yapılan program olma özelliği taşıyor. Geçen yıl yapılan her 1 TL’lik yatırım 3,03 TL değerinde sosyal getiri sağladı. Böylece, 2019’dan bu yana programın sağladığı sosyal getiri %20 oranında arttı. Bu yıl Bursa ve Kocaeli’nin de dâhil edildiği program kapsamında hayata geçirilen ‘Tarlada Sıfır Atık’ projesiyle; 3 tona yakın plastik atık geri dönüştürülerek ekonomiye kazandırıldı 117 kg sera gazı salımı engellendi 16 bin 513 kWh enerji tasarrufu elde edildi 2021’de Konya ve Karaman bölgesinde plastik atık konteynerleri belediyelere teslim edilerek geri dönüşüme katkıda bulunuldu. İTÜNOVA Teknoloji Transfer Ofisi ile geçen yıl başlatılan mısırın Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi ise bu yıl ayçiçek ve kanola için de hayata geçirilecek. Uluslararası bir platform olan Cool Farm Tool iş birliğinde yapılan Karbon Ayak İzi hesaplamalarının ikinci fazında tarlada sera gazı emisyonu takibi başlatılacak. 1000 Çiftçi 1000 Bereket’e yönelik detaylı bilgi için 1000ciftci1000bereket.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye’de geçen yıl inşaat işçilerinin grevleri ve bu yıl motorlu kuryelerin düşük maaş zamlar nedeniyle yaptığı protestolar, çalışanların artık adaletsiz çalışma dinamiklerini gözardı edemediğinin bir göstergesi. Küresel ölçekte, özellikle ABD’de de artan sendikalaşma faaliyetleri, çalışan sınıfın dertlerinin ülkelerin sınırlarının ötesinde bir sorun olduğuna ve kolektif aksiyon alınmasının gerektiğine yönelik bir işaret. Nitekim Insider’a göre, ABD’de sendika üyesi olmayan işçiler, sendika üyesi olanlardan yaklaşık %17 daha az maaş alıyor ve haklarını aramakta daha çok zorlanıyor.
Sendikanın düşüşü ve yükselişi
ABD’de sendikalaşma oranı, ilk kaydedilmeye başlandığı yıl olan 1983’ten bu yana %20,1’den %10,3’e düştü. Pandemi nedeniyle çoğu çalışanın ücretsiz izne ayrılması, işten çıkarılması, maaşlarının düşürülmesi veya pandemiye rağmen çalışmaya zorlanması nedeniyle 2020’de sendikalaşma oranı, bir önceki yıla göre %0,5 artarak %10,8’e yükseldi.
Cornell Üniversitesi’nden Ileen DeVault, işsizliğin arttığı ve kötü ekonomik şartların oluştuğu dönemlerde işçilerin işverenler karşısında genelde elinin zayıfladığını belirtirken "Büyük Buhran" gibi istisnaların da bulunduğunu ifade ediyor. Vault, Büyük Buhran’da %25’leri bulan işsizlik oranlarının, işçilerin örgütlenmesini sağlayarak bazı hak ve korumaları elde etmelerinin önünü açtığını ve aynı durumun pandemiyle birlikte yeniden gözlenmeye başlandığını belirtiyor.
Pandemiden önce 2018’de ABD’deki öğretmen protestoları ve “Fight for $15” gibi hareketlerle zaten yavaş yavaş başlamış olan örgütlenme faaliyetleri, pandeminin katalizör etkisiyle yüzeye çıkma fırsatı buldu. 2020’de sendikalaşma oranında görülen bu artış, her ne kadar 2021’de 2019 seviyelerine gerilese de pandemi, işçilerin örgütlenmesini ve işverenlere karşı pozisyon alma motivasyonunu destekledi.
2021 neden sendikalar için önemli bir yıldı?
ABD İşçi İstatistikleri Bürosu, 2021’de sendika üyeliğinde gözlemlenen yaklaşık 320 bin kişilik düşüşü “sendikasız işçi sayısında büyük artış ve sendikalı işçi sayısında azalma” olarak tanımlarken ABD merkezli analitik ve danışmanlık şirketi Gallup’un Eylül 2021 araştırması, kamuoyunun %68’inin sendikal faaliyetleri desteklediğini ortaya koyuyor. Bu oran, 1965’ten bu yana görülen en yüksek oran.
Kamuoyu desteğinin yanı sıra 2021, birçok işçinin örgütlendiği, protestolar yaptığı ve rekor oranlarda işten çıktığı bir yıl olarak tarihe geçti. Geçen yıl, ABD’deki sendika sayısı 573 yeni sendikayla 890’a çıktı.
- Warrior Met Coal: Guardian’a göre, Alabama merkezli kömür madenciliği şirketine bağlı işçilerinin önceki sözleşmede verdiği tavizlerin ardından gelen maaş artırım talepleri, 2021’in en önemli protestolarından biri oldu. İşçiler sendikalaşmış madencilik şirketlerinde sağlanan imkânların kendilerine de sağlanmasını istediği için geçtiğimiz nisan ayından beri protestolara devam ediyor.
- Amazon: Şirketin tarihindeki ilk sendikacılık girişimi, 2021 yılında gerçekleşti. İşçiler seçimi kaybettikten sonra ABD Ulusal İşçi İlişkileri Masası, seçimde Amazon’u hatalı bularak seçimin tekrarlanmasını talep etti.
- Starbucks: 9 Aralık’ta şirketin Buffalo’daki dükkânı, sendikal seçimleri kazanarak ABD’nin ilk sendikalaşan Starbucks dükkânı oldu. 2022’de ise sendikal seçimler yapmak isteyen dükkân sayısı 54’e yükseldi.
Destekleyici güçler
ABD’de sendikal aktivitelerin ve artan desteğin arkasında üç ana destekleyici güç bulunuyor: Çalışanların artık düşük ücretlere razı gelmemesi, Joe Biden’ın sendikalaşmayı desteklemesi ve milenyum ve Z kuşağı.
Kuzey Virjinya İşçi Federasyonu başkanı Virginia Diamond, yeni nesillerin bu şartlar altında önceki nesillerle aynı imkânlara sahip olamayacağını bildiğini ve çoğunun borçlarla uğraşırken temel ürün ve servislere ulaşamadığını belirtiyor. Bu durum, düşük ücretlere çalışmak istemeyen grupların sendikalaşma isteğini körüklüyor. Joe Biden ise göreve geldiğinden beri sendikalaşma taraftarı bir başkan olduğunu dile getiriyor ve bununla ilgili çalışma kolları oluşturarak adımlar atıyor.
ABD’nin en büyük işçi federasyonu AFL-CIO’nun başkanı Liz Shuler, Örgütlenme Hakkının Korunması Yasası’nın (PRO ACT) sendikalaşma faaliyetlerinin önünü açacağını ve 2021’in bu alanda sadece bir başlangıç olduğunu ifade ediyor:
“Bundan 100 yıl sonra geriye bakacak olursak, daha önce hiç olmadığı kadar örgütlediğimiz ve ülkedeki her çalışana sendikalaşma fırsatını getirdiğimiz an bu andır.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Pandemi şartları, yüksek enflasyon, Z kuşağının çalışma hayatına girişi ve Joe Biden gibi politikacıların desteği, 2021'in sendikal aktiviteler için önemli bir yıl olmasına neden oldu. Peki, 2022'de neler olacak?
11 Şub 2022

YAZARLAR

Oğuzhan Aydın
Writer @ Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren yeni kurallara göre, tekstil sektöründeki devasa israfı önlemek amacıyla büyük moda markaları bundan böyle satılamayan giysi ve ayakkabıları imha edemeyecek. Her yıl Avrupa’da satılamayan tekstil ürünlerinin yüzde 9’u çeşitli yöntemlerle imha ediliyordu. Satılmayan ürünleri için önce indirimli satışlar, alternatif satış kanalları ve farklı pazarlar kullanılacak, şirketler ürünleri hayır kurumlarına veya sosyal girişimlere bağışlayabilecek.

Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.




