Seneye görüşürüz: Kalamış Yaz Festivali


Özel Sezin Okulu: Bi’ Soluk almaya ne dersin?
İllüstrasyon: Nuray Sevinç, Özel Sezin Okulu Tohum Çemberi Sorumlusu Yapay zekâ öğretmenlik mesleğinin sonu olabilir mi? Sürdürülebilir bir market nasıl tasarlanabilir?
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
- Nedir? Festival. Kalamış’ın gelenekselleşen festivalinde bu sene bizi bekleyen 60 etkinliğin çoğu gitti, azı kaldı.
- Nerede? Kalamış Atatürk Parkı
- Ne zaman? 10 Eylül’e kadar
- Neden gitmeli? Yavaş yavaş sonuna yaklaştığımız festivalin bu haftası da dopdolu.
- Not almalı: Bu akşam Angeles Toledano ile Flamenko ile dolup taşan bir konser bizi bekliyor. Yarın ise En İyi Animasyon Filmi dalında Akademi Ödülü’ne aday gösterilen ilk İspanyol animasyon filmi olan Chico & Rita’yı izleyecek, perşembe günü Emin Fındıkoğlu + 12’yi dinleyeceğiz. 8 Eylül akşamı Özdemir Erdoğan bize Bana Ellerini Ver” diyecek, ertesi gün ise kulaklarımızda Madrigal ve Seni Dert Etmeler çınlayacak. Şimdiden özlediğimiz festivale Kadıköy'ün Sazı Sözü ile veda edip gelecek sene için gün saymaya başlayacağız. Festivalin detaylı programını buradan takip edip biletini alabilir, bağış paketlerine de göz atabilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta şehrin ajandasında çok beklediğimiz La reprise. Histoire(s) du théâtre (I), Tek Kişilik Oyunlar Festivali, Kalamış Yaz Festivali’nin son haftasına sığdırdıkları ve daha nicesi var.
05 Eyl 2023

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.



