Sıcak havaların serin kültür rotaları: Lizbon'dan Berlin'e Avrupa müzelerinin sergi ajandası

Tatil planı yapmadan önce müze takvimlerini tarayanlar için Lizbon'dan Brüksel'e, Aix-en-Provence'tan Londra'ya, Avrupa kentlerinde bu yaz ziyaret edebileceğiniz sergileri listeledik. 2025 yaz sezonunun sergi ajandası.
Sıcak havaların serin kültür rotaları: Lizbon'dan Berlin'e Avrupa müzelerinin sergi ajandası

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Tatil planı yapmadan önce müze takvimlerini tarayanlar için Lizbon'dan Brüksel'e, Aix-en-Provence'tan Londra'ya, Avrupa kentlerinde bu yaz ziyaret edebileceğiniz sergileri listeledik.

Paula Rego & Adriana Varejão: Between Your Teeth

Centro de Arte Moderna Gulbenkian, Lizbon (11 Nisan - 15 Eylül)

Japon mimar Kengo Kuma’nın liderliğinde yapılan beş yıllık bir renovasyonun ardından Eylül’de yeniden ziyarete açılan Centro de Arte Moderna Gulbenkian, bu yaz koleksiyoncu ve hayırsever Calouste Gulbenkian’ın koleksiyonunun yanı sıra oldukça etkileyici süreli bir sergiye de ev sahipliği yapıyor. 

Portekizli sanatçı Paula Rego ile Brezilyalı sanatçı Adriana Varejão’ya ait yaklaşık 100 eseri biraraya getiren Between Your Teeth, iki sanatçının ilham kaynakları ve odaklandıkları konular arasındaki benzerliğin yanı sıra sömürgeciliğin etkisi altındaki Portekiz ile Brezilya arasındaki karmaşık ilişkiyi de ortaya koyuyor.

Serginin açılışını, Rego’nun nadiren sergilenen ve Birleşik Krallık’taki özel bir koleksiyona ait olan The First Mass in Brazil adlı eseri yapıyor. Rego, Hıristiyanlık'a geçmeye zorlanan yerli kadınların yaşadığı acıları konu alan bu tabloyu Victor Meirelles’in 1860 tarihli aynı adlı orijinal eserini yeniden yorumlayarak 1993 yılında üretmişti.

Cartier

V&A South Kensington, Londra (12 Nisan - 16 Kasım)

“Kralların kuyumcusu ve kuyumcuların kralı” olarak anılan Cartier, 30 yılın ardından, markanın bir asrı aşkın süredir tasarım ve zanaatkarlık üzerindeki etkisini vurgulayan 350’den fazla değerli mücevher, tarihî taş, kol ve masa saatinin yer aldığı dev bir sergiyle Birleşik Krallık’a dönüyor.

  • 16 Kasım’a kadar devam edecek sergi, Cartier’nin 1900’lerin başında Paris’te aile işletmesi olarak başlayan yolculuğunun küresel ölçekte tanınan bir markaya dönüşümüne; sinema, müzik ve moda dünyasında giderek artan etkisine ışık tutuyor. 

Sergiyi ziyaret edenler, Kraliçe 2. Elizabeth için özel olarak tasarlanmış 23,6 karatlık pembe elmas broş, hem Clementine Churchill'in hem de Rihanna'nın taktığı 1902 tarihli Scroll Tiara, Grace Kelly’nin nişan yüzüğü gibi parçaların yanı sıra V&A ve Cartier arşivlerine ait çizimleri de görebilecek.

The Angel of History

Bode Museum, Berlin (8 Mayıs - 13 Temmuz)

Göğe yükselen melekler, gökten inen melekler, kahvaltı servisi yapan melekler, ağlayan, şaşkın, tetikte, şüpheci, umut dolu melekler…. Hayatı boyunca yaptığı çeşit çeşit melek resimleriyle bilinen ve en ünlü eseri 1920 tarihli Angelus Novus olan İsviçreli ressam Paul Klee’nin eserleri Berlin'deki The Angel of History sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor. 

1920 tarihli Angelus Novus’a (Tarihin Meleği) ismini onu en değerli eşyası sayan filozof Walter Benjamin vermişti. Benjamin, dehşet içindeki bu meleği, geçmişe bakan ama kanatlarının karşı koyamayacağı kadar güçlü bir fırtına tarafından geleceğe doğru sürüklenen bir varlık olarak tasvir etmişti. 

"Klee'nin Angelus Novus adlı bir tablosu var. Sanki uzaklaşıp gitmek üzere olan bir meleği tasvir ediyor: Gözleri faltaşı gibi, ağzı açık, kanatları gerilmiş. Tarih meleğinin görünüşü de ancak böyle olabilir, yüzü geçmişe çevrilmiş. Bize bir olaylar zinciri gibi görünenleri, o tek bir felaket olarak görür. Yıkıntıları durmadan üst üste yığıp ayaklarının önüne fırlatan bir felaket. Biraz daha kalmak isterdi melek, ölüleri hayata döndürmek, kırık parçaları yeniden birleştirmek... Ama Cennet'ten kopup gelen bir fırtına kanatlarını öyle şiddetle yakalamıştır ki, bir daha kapayamaz onları. Yıkıntılar gözlerinin önünde göğe doğru yükselirken fırtınayla birlikte çaresiz, sırtını döndüğü geleceğe sürüklenir. İşte ilerleme dediğimiz şey, bu fırtınadır."

Bode Müzesi’ndeki bu sergi, Angelus Novus'u, aldığı hasar ve yaşadığı felaketlerin etkisiyle sarsılmış diğer meleklerle biraraya getiriyor. Bunlar arasında, 1945’te Berlin’de yok edilen Caravaggio’nun 1602 tarihli St. Matthew and the Angel tablosunun bir reprodüksiyonu ile Wim Wenders’ın gökyüzünden ikiye bölünmüş Berlin’e bakan düşünceli ruhları konu alan 1987 yapımı Wings of Desire filminin gösterimleri de yer alıyor.

When We See Us: A Century of Black Figuration in Painting

Bozar, Brüksel (7 Şubat - 10 Ağustos)

2026 Venedik Sanat Bienali'nin küratörlüğünü üstleneceğinin açıklanmasından kısa süre sonra, 10 Mayıs’ta hayatını kaybeden Kamerun doğumlu küratör Koyo Kouoh’nun When We See Us: A Century of Black Figuration in Painting başlıklı seçkisi Afrika ve diasporasından insanların bu yüzyılda nasıl temsil edildiklerini ele alan 120’den fazla sanatçının eserlerinden oluşuyor.

Duyusallık, maneviyat, neşe, eğlence ve özgürleşme gibi temalar etrafında şekillenen sergi, adını 1989’da tecavüz ve saldırı suçlamalarıyla haksız yere yargılanan siyah ve Latin kökenli gençlerden oluşan Central Park Five’ı anlatan, Ava Duvernay’nin 2019 tarihli Netflix dizisi When They See Us’tan alıyor.

Cézanne

Musée Granet; Aix-en-Provence (28 Haziran - 12 Ekim)

Paul Cézanne’ın 40 yıl boyunca çalıştığı, Fransa’daki Aix-en-Provence yakınlarındaki Jas de Bouffan çiftliği, krem rengi cephesi, mavi panjurları ve terakota çatısıyla sanatçının birçok tablosunda karşımıza çıkar. Bazen evin kendisi, bazen manzarası, bazen kestane ağaçlarının sıralandığı patikası, bazen de altın sarısı tarlalarıyla.

Bu yaz Musée Granet’de açılacak Cézanne au Jas de Bouffan sergisi, Cézanne’ın ailesine ait bu ev ve çevresiyle kurduğu özel bağı ortaya koymak üzere 100 tablo, desen ve suluboya çalışmasını biraraya getiriyor. Aix-en-Provence genelinde düzenlenecek kapsamlı Cézanne anması kapsamında, ayrıca yenilenen Jas de Bouffan evi ve sanatçının ölümüne kadar çalıştığı son atölyesi Les Lauves da ziyaret edilebiliyor.

Leigh Bowery!

Tate Modern, Londra (27 Şubat - 31 Ağustos)

Britanya rave kültürünün simgelerinden, Avustralyalı performans sanatçısı Leigh Bowery'nin sıra dışı yaşamına ve kültür-sanat dünyasında yarattığı etkiye odaklanan Leigh Bowery! başlıklı sergi yaz sonuna kadar Tate Modern'da ziyaretçilerini bekliyor.

33 yıllık yaşamına sığdırdığı sanatıyla Alexander McQueen, Lucian Freud, Vivienne Westwood, Boy George, Antony and the Johnsons ve Lady Gaga gibi isimlere ilham kaynağı olan sanatçının 80'ler ve 90'lardaki ikonik resim ve işbirliklerine odaklanan sergi, Bowery'nin sanat ve yaşam arasındaki çizgileri bulanıklaştıran dinamik yaratıcı dünyasına ışık tutuyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

YAZARLAR

Deniz Aytekin

Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?