Şiirsel ve güçlü bir başkaldırı: Le Smoking

Moda dünyasında demokrasi, sözler vücut bulduğunda ve eylem sözün önüne geçtiğinde başlar. En azından, Saint Laurent bize öyle öğütledi.
Şiirsel ve güçlü bir başkaldırı: Le Smoking

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Kadınların özgürleşmesi, kadınların bedenlerinin özgürleşmesi, kadınların toplumun modern dünyada geçerliliğini yitirmiş ahlaki yargılarından özgürleşmesi, kadınların güçlendirilmesi, cinsiyet eşitliği… 21. yüzyılda “gelişmiş” olarak sınıflandırdığımız ülkelerde bile hâlâ mücadele konusu olan bu ifadeler, 20. yüzyılda Yves Saint Laurent’in semantiğini oluşturuyordu. Chanel’in kadınları korse ve kullanışsız uzun eteklerden kurtararak özgürleştirdiği, Christian Dior’un ölümünden sonra Dior’un yerine geçerek 21 yaşında dünyanın en geç desinatörü olan Saint Laurent’in ise kadınları daha da güçlendirdiği söylenir.

Yves Saint Laurent esin kaynaklarından Betty Catroux ve Loulou De La Falaise ile birlikte.
Yves Saint Laurent esin kaynaklarından Betty Catroux ve Loulou De La Falaise ile birlikte.
  • Tasarımlarda cinsiyet eşitliği: Kadınlara duyduğu saygı ve hayranlığının yanında Yves Saint Laurent’in diğer tasarımcılardan farkı, kadın ve erkek modası arasındaki sınırı korkusuz yaklaşımı ile bulanıklaştırabilmesiydi. Kadınları özgürleştirmek ve güçlendirme isteği ile yarattığı tasarımları hazırlarken ilhamını yine etrafındaki hayranlık duyduğu kadınlardan alıyordu. Saint Laurent’e esin kaynağı olan kadınlardan bazıları kendisinin kadın versiyonu ve ikiz kız kardeşi olarak tanımladığı Betty Catroux, Saint Laurent’in renkli Marakeş yıllarında kendisine ilham verdiği söylenen Loulou de la Falaise ve Pablo Picasso’nun kızı mücevher tasarımcısı Paloma Picasso idi. Saint Laurent, erkeklere özgü olduğu düşünülen parçaları alarak kadınların da giyebileceği parçalara dönüştürdü ve moda dünyasında yeni bir döneme geçişi sağladı. 1966 Sonbahar-Kış Koleksiyonunda en ikonik tasarımı olan Le Smoking'i sundu. Smokin, o dönemlerde sadece erkekler tarafından sigara odalarında kıyafetlerini puro kokularından korumak için giyiliyordu. Saint Laurent’in yaratıcılık süzgecinden geçerek kadınlar için tasarlanan Le Smoking, modada cinsiyet ayrımına yönelik tutumda bir değişim yarattı.
Yves Saint Laurent’in ilk “Le Smoking” tasarımı
Yves Saint Laurent’in ilk Le Smoking tasarımı
  • Moda dünyasında demokrasi: Saint Laurent sadece kadınların hareketlerini özgürleştirmekle kalmadı. Moda dünyasına demokrasiyi getirdiği de söylenebilir. Tasarımlarının sadece varlıklı müşterileri tarafından değil, herkes tarafından ulaşılabilir olması amacıyla 1966 yılında kendi ismi altında hazır giyim butiği açan ilk desinatör oldu. Saint Laurent’in ruhunda başkaldırış vardı. 1978 yılında Mounia’nın Yves Saint Laurent haute couture defilesinde boy göstermesi ile moda tarihinde ilk kez siyahi bir model couture defilesinde yerini aldı.
     
  • Başkaldırı: Aslında Saint Laurent markasının, özgür ruhunu ve var olan düzeni sorgulama yaklaşımını yaratıcısından sonra da sürdürdüğü görülüyor. 2008 yılında Saint Laurent’in vefatından sonra kreatif direktörlük görevine getirilen Pedi Slimane, markanın Yves Saint Laurent olan isminin Saint Laurent Paris olarak değiştirilmesini sağladı. İlk koleksiyonunun sunumu öncesinde moda evinin baş harflerinin YSL’den SLP’ye dönüştürülmesi, Silmane’in rejim değişikliği mesaj gibiydi.  2016 yılında Saint Laurent’e katılan ve hala kreatif direktörlük görevini sürdüren Anthony Vaccarello yonetimindeki moda evi, Covid-19 salgınının şiddetli etkilerinden dolayı ‘“Mevcut durumun ve yaşanan değişimlerin bilincinde olan Saint Laurent, kendi temposunu belirlemeye ve programını yeniden düzenlemeye karar verdi.” açıklaması ile 2020 moda haftaları programına uymayacağını belirtti.
     

Peki, bizler dikte edilen inançları, toplumun geneli tarafından kabul gördüğüne inandığımız değerleri kendi değerimiz olarak kabul etmeden önce sorguluyor muyuz? Bize doğru gelmediğinde özgürce söyleyebiliyor muyuz? Günlük işlerimizde, sohbetlerimizde cinsiyet eşitliğine katkıda bulunacak adamlar atabiliyor, cümleler kurabiliyor muyuz mesela? Artık modern dünya ile uyumunu kaybetmiş, sırf çoğunluk tarafından kabul ediliyor diye kabul ettiğimiz ya da "kabul eder gibi" göründüğümüz bazı değerlere başkaldırmak kendini sadece sözlerde göstermek zorunda değil. Saint Laurent kadınları tasarımları ile özgürleştirmişti. Etrafımızdaki kadınları özgürleştirmek için bizim yapabileceğimiz neler var?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

Şiirsel ve güçlü bir başkaldırı: Moda

Bu hafta Yves Saint Laurent'in smokin devrimini incelerken bugün modanın ifade özürlüğü gücünü nasıl kullanabileceğimizi düşünüyoruz. Dışarıdan içeriye temizleniyoruz; Lab'te doğal bakım ritüellerini keşfediyor, markaların aldığı "yeşil" kararları inceliyoruz.

26 Tem 2020

Şiirsel ve güçlü bir başkaldırı: Moda

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Metin V. Bayrak

·

27 Eyl 2026

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

Ayça Örer

·

20 Eyl 2026

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Pelin Cengiz

·

19 Eyl 2026

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'
AngstAngst
∙

HİKAYE

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Nazlı Tan

·

16 Eyl 2026

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Milenyallerin seçenek krizi: İradece özgür müyüz, ihtimallerce tutsak mı?

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.

Elif Bayram

·

16 Eyl 2026

Milenyallerin seçenek krizi: İradece özgür müyüz, ihtimallerce tutsak mı?