Söyleyecek sözü, anlatacak derdi, paylaşacak masası olan semt: Bomonti


Koçtaş Fix mahallenizde, yanı başınızda
Yaşamın olduğu her yeri iyileştirmek ve güzelleştirmek üzere yola çıkan Koçtaş Fix mahallerde, yanı başımızda. Nedir? Soli okurunun müdavimi olduğu mahallelere “olmazsa olmaz” olmaya gelen Koçtaş Fix , mahallelinin evine dair duyduğu her…
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Bomonti, adını bir bira markasına da veren, kimliği, tarihsel arka planı, kendine has ritmi, söyleyecek sözü, anlatacak derdi, paylaşacak masası olan bir semt. 2016 yılında Bomonti’de ATÖLYE’de çalışmaya başladım. Bu vesileyle 2016 yılından 2020 Mart ayında pandemi başlayana kadar her gün Bomonti’ye geldim. Şimdilerde daha seyrek uğrasam da kendimi bir tutam “mahalleli” sayabilirim.

Emre
Değişimin ayak sesleri: konut ve otel projeleri
Bomontiada öncesinde dönüşümün ilk tetikleyicisi mahalledeki rezidans ve lüks yaşam alanlarıydı. Ne yazık ki bu da dönüşüm hikâyesinin nitelikli bir başlangıcı olmamasının sonuçlarına temel atmış oluyor. Organik pazar ve sonrasında antika pazarı mahallenin sosyal ve kültürel bir rotanın bir parçasına dönüşmesine alan açtı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin kampüsü de mahalleyi farklı bir yönde etkiledi. Buraya gelen öğrencilerin ihtiyaçlarına göre mahalle ve mahalleli değişti. Ancak bomontiada’nın (ve onun içinde yer alan Babylon ve ATÖLYE’nin) 2015 yılında açılması mahalledeki kültürel dönüşümün hızlanmasının nedeni oldu.
Bugün Bomonti tüm İstanbul’da olduğu gibi çarpık ve yanlış kentleşmeden muzdarip. Kocaman binaların arasına sıkışan parklar ve yürümeye elverişsiz kaldırımlarla dolu; yeme-içme meskenleriyle dönüşen, hafta sonları “turist” çeken ve kalabalıklaşan bir mahalledeyiz. Bomonti’de hafta içi özellikle çocuklar, öğrenciler, esnaf ve beyaz yaka çalışanlarla dolu bir insan trafiği varken hafta sonu daha çok mahalleli ve mahalleye genellikle sosyalleşmeye gelen bir güruh göze çarpıyor. Son birkaç yılda açılan üçüncü dalga kahveciler, burgerciler, Uzak Doğu’dan İtalya’ya dünya mutfağı sunan restoranlar, tatlıcılar, biracılar derken Bomonti’nin ziyaretçisi genelde yeme-içmeye, sosyalleşmeye ve tüketmeye odaklanıyor.

Bomonti manzarası
Dönüşümün tetikçisi: bomontiada
Soylulaştırma dediğimiz kavram sosyolojik, ekonomik, çevresel, psikolojik ve kültürel faktörlerin hepsi birlikte ele alındığında en doğru şekilde incelenebiliyor. Kişisel olarak hepsini aynı kefeye koyarak bir yorum yapamam. Ancak son altı yıldaki Bomonti deneyimime — ve 34 yıllık İstanbul deneyimime — dayanarak Bomonti’nin yine Türkiye’de es geçilen önemli bir konu olan kentsel plânlama(sızlık) nedeniyle yanlış dönüştüğünü düşünüyorum. Bomonti Bira Fabrikası’nın mirasını, Kurtuluş’un tarihini, Fransız Fakirhanesi’nin geçmişini, Şişli’nin genişlemesini, Nişantaşı’nın geldiği noktayı birlikte ele almadan bir semtin dönüşümü üzerine bir müdahale gerçekleştirmek doğru olmaz.
bomontiada da ne yazık ki hem kütlesi hem çektiği insan grubu hem de programlarıyla bunu kaçırıyor. Alanın ilk yıllarında Bomonti tarihini ve fabrika mirasını keşfetmeye yönelik mahalleyle ilişki kuran program ve içerikler mevcuttu. Bağımsız araştırmacı ve küratör Eda Yiğit’in Bomonti Bira Fabrikası’yla ilgili doktora tezi; 2016 yılında Şehrine Ses Ver, bomontiada ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından yürütülen keşif ve infografik atölyesi; Bomonti Bira Fabrikası ve Bira Bahçeleri’ni ele alan Kendine Has Sergi, ilk etapta aklıma gelen işler.

bomontiada'da
Ayrıca bomontiada da 2015-2017 yılları arasında Bomonti Bira Fabrikası ve Bomonti semti üzerine çeşitli paydaşlarla nitelikli içerik ve programlar üretti. Ancak sonrasında yapılan strateji değişikliği, Yapı Kredi’nin sponsorluğu gibi etmenlerle bunlar kaldırıldı. Dolayısıyla geldiğimiz noktada bomontiada, yeme-içme ve tüketim odaklı bir mekâna dönüştü. ATÖLYE, adanın yeni sakini Craft ve ara ara düzenlenen sergi ve konserler haricinde bomontiada’nın, yeni küçük kardeşi Galataport'la çok da farklı bir stratejisi olmadığını ve mahallesini tüketim odaklı bir soylulaştırmaya çabaladığını söylemek mümkün.
Bomonti sanat aksında mı?
Kitapçı, sanat atölyesi, galeri, eğitim alanı gibi yerler ya hiç yok ya da çok az. Bütün bunların üstüne bomontiada da güvenlikli girişi, belirli bir sosyoekonomik gruptan değilseniz satın alma gücünüzün yetmeyeceği restoran ve kafeleri, bir izleyici geliştirme ve programlama stratejisine sahip olmaması gibi etmenlerden ötürü ne yazık ki kamusal alan olmak için kaçırılmış bir fırsat.
bomontiada Alt’ın kürasyonunun A Corner in the World ekibinin üstlendiği yıllarda mahallede özellikle görsel sanatlar, gösteri sanatları, film ve edebiyat gibi birçok alandan üretken insanın bir araya geldiği, birlikte ürettiği, deneyimlediği, paylaştığı bir dönem vardı ancak bugün gelinen noktada Bomonti’nin “sanat aksında” olduğunu ifade etmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Birbirimizden öğrenmemiz için birbirimizle kesişmemiz, bir araya gelmemiz gerek. Bunun için de mahalledeki herkesin bir araya gelebileceği alanlar, programlar ve deneyimler gerekiyor. Feriköy Pazarı, Fransız Fakirhanesi’ndeki Bomonti Kermesi ve bir zamanlar bomontiada tarafından düzenlenen Panayır için bunu mümkün kılan etkinlikler diyebilirim. Bu etkinliklere eklenebilecek doğru müdahale ve programlama yaklaşımıyla birbirimizi dinlemeye ve birbirimizden öğrenmeye alan açabiliriz.

Feriköy Pazarı
Etrafımda Bomonti’de yaşayan sanatçı, küratör, sanat eleştirmeni ve kültür yöneticileri olsa da kültür profesyonellerinin hâlâ ağırlıklı olarak Beyoğlu ve Beşiktaş’ta — ve şimdilerde Kadıköy’de — daha yoğunlukta olduğunu söylemek mümkün. Bomonti sadece yaşamak açısından değil, üretim ve tüketim açısından da henüz bir sanat aksına dâhil değil. Semtin bomontiada dışında kültür tüketimi için başka bir uğrak noktası yok diyebiliriz.
bomontiada’nın görsel sanatlar, müzik ve film gibi alanlardaki geçici program odaklı yaklaşımı kültür sektörünü de bu bölgeye “geçici” müdaheleler yapmaya itti. bomontiada’da yıl boyu gerçekleşen geçici sergiler, fuarlar, performanslar, etkinlikler mevcutken Bomonti’ye açılan bir galeri, sinema, atölye, canlı performans mekânı göremiyoruz. Bu da semtin sanat aksında olması için henüz çok yolu olduğunu gösteriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Emre'nin peşine takılıyoruz; bomontiada'yla devam eden soylulaştırmayı konuşup Bomonti'de müdavimi oldukları yerleri not alıyoruz.
20 Mar 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kişisel tercihlere göre şekillenen tatiller, daha az bilinen rotalar ve özel etkinlikler için yapılan yolculuklar, 2027’de seyahat alışkanlıklarının öne çıkan başlıkları arasında olacak gibi görünüyor. Son araştırmalar, gezginlerin tatilden beklentilerinin çeşitlendiğini; seyahat kararlarında bütçe, ruh hâli, ilgi alanları ve deneyim arayışının eskiye kıyasla daha büyük rol oynadığını gösteriyor.

Sanatçı misafirlik programları, yaratıcıları yerel bilgiyle buluşturan araştırma ve karşılıklı öğrenme alanları. Şeflerin, tasarımcıların ve araştırmacıların katıldığı bu programlarda, gidilen yerin insanlarıyla, doğasıyla ve kültürüyle kurulan ilişki de üretimi şekillendiriyor. Kapadokya’dan Sardinya’ya uzanan örnekler, zanaat bilgisinin aktarılması ve kırsal kalkınma için yeni olanaklar sunuyor. Programların değeri ise sanatçıların, ev sahiplerinin ve yerel toplulukların birbirinden ne öğrendiğine ve birlikte ne üretebildiğine bağlı.

Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.



