Squid'in yeni albümüne doğru

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Müzik prodüktörü Dan Carey ve 2013 yılında başlattığı müziği duymak için tahammülü olmayan plak şirketi Speedy Wunderground'un keşfederek radara soktuğu ve ilk albümü Town Centre'ı ürettiği Squid, Londra'da yeşeren alternatif gitar sahnesinin en özgün ses karışımlarından biri.
2015 yılında Brighton, East Sussex'de kurulan, ilk teklisini 2016 yılında yayımlayan ve 2019'a kadar görece yeraltında kalan grup; son birkaç yılın en eklektik, yenilikçi ve ufuk genişletici işlerine imza attı. Town Centre kısaçalarıyla post-punk ve ilişkili janrları art-punk ve dance punk'ı girift gitar etkileşimleri, progresif şarkı akışı ve post-hardcore vokal performansıyla bir araya getiren Squid; artık iyice karbon kopya işlerle satüre olan "avangart" gitar müziğinin tekdüze uzamlarına sıkışmadı.
Speedy Wunderground'tan ayrıldıktan sonra Aphex Twin, Boards of Canada, Plaid, Oneohtrix Point Never, Yves Tumor ve Nala Sinephro gibi yakın geçmişin ve günümüzün en parlak müzisyenlerini elektronik ağırlıklı kataloğunda buluşturan Warp Records'a geçen Squid, müzikal kimliğini çok parçalı bir deneye dönüştürdü.

Squid, O Monolith. | Kapak tasarımı: Oscar Torrans
2020 yılının başından itibaren çıkardığı tekliler ve onları bir araya getirdiği ilk uzunçaları Bright Green Field, Squid'i çağdaş gitar müziğin boyutlarını progresif elektronik, krautrock, nu jazz ve Berlin School gibi janrlarla yaptığı deneylerle genişletti. Grubun 8 Şubat'ta duyurduğu ikinci albümü O Monolith de şu ana kadar yayınlanan Swing (In a Dream) ve Undergrowth teklileriyle bize artık bir Squid-deneyimine dönüşen o hülyalı, pastoral, psikedelik, enerjik ve zihin açıcı yeni bir müzik rüyası yaşatacak gibi duruyor.
Wiltshire, Birleşik Krallık'ta bahar mevsimi baş gösterirken, yeşille kuşatılmış bir hâlde kaydedilen albümün prodüktörlüğünü Dan Carey, miksingini ise John McEntire üstlendi. 9 Haziran tarihinde Warp Records etiketiyle yayımlanacak O Monolith, Squid'in "zıpçıktı" müzikal kompozisyonları ve ses manzaralarıyla uyumlu olduğunu düşündüğüm ve tasarımcı Oscar Torrans'ın gruba kazandırdığı oyuncu tipografik görsel kimliğiyle de merak uyandırdı. Squid'in Instagram aracılığıyla paylaştığı duyurusunda belirttiği üzere O Monolith korku mefhumunun üzerine gidecek bir anlatıya sahip olacak:
"Gökyüzünün, ölümün, sıçanların ve yatak ucu dolaplarının ötesinde ya da değil, O Monolith korkular hakkında bir uzunçalar. Sabrınız için teşekkür ederiz, umarız ki albümü beğenirsiniz."
Swing (In a Dream) teklisinin klibine ve albümün şarkı listesine hemen aşağıdan ulaşabilir; Frank Force tarafından Undergrowth'tan esinle tasarlanan video oyununu da buradan oynayabilirsin.
Şarkı listesi:
01 Swing (In a Dream)
02 Devil’s Den
03 Siphon Song
04 Undergrowth
05 The Blades
06 After the Flash
07 Green Light
08 If You Had Seen the Bull’s Swimming Attempts You Would Have Stayed Away
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!

İlkay Şencan, yeni EP’si “Origin”de çocukluğunun müzikal hafızasını elektronik müzikle buluşturuyor. Şencan ile biraraya geldik ve kariyerinin başlangıcından uluslararası başarıya, DJ kabinindeki seyirci beklentilerinden müzik sektöründeki network ilişkilerine uzanan pek çok konuyu konuştuk.

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.





