Sürdürülebilir gelecek için küçülmek ne anlama geliyor?

“Yaşanan sorunların temelinde büyüme saplantısı ve büyümeye bağımlı tüketim ekonomisi var. Bu durum ancak bu düşünce yapısının yıkılmasıyla değişecek.”
Sürdürülebilir gelecek için küçülmek ne anlama geliyor?

25 Mayıs - Yapı Kredi Step - Angst
Yapı Kredi Step ile birlikte

Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir ! Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz. Nedir? Türkiye'deki sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini ileri taşımaya rehberlik eden Yapı Kredi Step yani Sürdürülebilir Tercih Programı , bireysel dönüşümü destekleyerek sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratmayı amaçlıyor ve sürdürülebilirlik yolculuklarında bireylere destek oluyor. Bu dönüşüm programı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda sürdürülebilir hayata geçişi yaygınlaştırmak üzere kullanım alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını ve günlük tercihleri sürdürülebilir bir hâle getiriyor. Nasıl? E-dekont, e-ekstre, ESG yatırım fonları, sürdürülebilir markalardan alışveriş yapma, toplu taşımayı kullanma gibi sürdürülebilir tercihler yapan Step kullanıcıları, Yapı Kredi Mobil üzerinden Step puan kazanıyor. Bu puanlar, kullanıcılara program içerisinde yer alan sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren STK’lardan kendilerinin seçecekleri projelere bağış yapma imkânı sağlıyor. Böylece Step puanlar geleceğimiz için bağışa dönüşüyor. Bir tercih çok şey değiştirir. Daha iyi bir gelecek için Step , Yapı Kredi Mobil ’de.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Gezegenimizin kaynaklarını ve biyokapasitesini kendini yenileyebileceği bir hızın ötesinde tükettiğimiz gerçeği artık bir sır değil. Hızla artan nüfusla birlikte, insanlığın tüketim taleplerini karşılamak da gittikçe zorlaşıyor. Hatta insanlığın, günümüzde ekosistem üzerinde oluşturduğu talebi karşılamak için dünyanın mevcut kapasitesinin 1,7 katı büyüklüğünde bir gezegene ihtiyaç var. Kısacası, birazdan detaylıca değineceğimiz "büyümeci" ekonomik sistemin bu şekilde devam etmesi mümkün değil.

Gezegenimizin kaynakları üzerindeki temel baskının sebebi, gelişmiş ülkelerin 1950’den bu yana sürdürdüğü, tüketimi merkeze alan hayat tarzı. Döngüsel ekonomi, içerisinde yaşadığımız "al-kullan-at" modeline alternatif olarak geliştirilen ve atık üretimini en aza indirmeyi amaçlayan sürdürülebilir bir üretim ve tüketim modeli olarak öne çıkıyor. Doğal sistemleri yenilemeye odaklanan model; ürün ve materyallerin yaşam süresini uzatmak için paylaşım, kiralama, yeniden kullanım, onarım, yenileme ve geri dönüşüm gibi süreçleri içeriyor.

Döngüsel yaklaşım

Döngüsel yaklaşım, çevresel sürdürülebilirliği artırmak amacıyla, kaynak kullanımını iyileştirmeye odaklanır ve atık materyallerin yeni üretim döneminde kullanılmasını sağlar. Dolayısıyla bu yaklaşım; iklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı ve kirlilik gibi küresel sorunlarla mücadelede önemli bir rol oynar. Avrupa Komisyonu’na göre döngüsel ekonomi, ekonomik büyümeyi kaynak kullanımından bağımsız hâle getirerek Avrupa’nın doğal kaynaklarını korumayı ve sürdürülebilir büyümeyi hedefliyor.

Büyümeye bağımlı tüketim ekonomisinin tetiklediği iklim krizinin etkilerini tersine çevirmek için, bu düşünce yapısının yıkılmasını savunan bir yaklaşım daha var. O da  “degrowth” yani ekonomik küçülme teorisi olarak adlandırılıyor. Döngüsel ekonominin, kaynakları döngü içinde tutma prensibi, daha az kaynak kullanımını önceliklendirir ve kaynakları tekrar tekrar kullanarak sıfır kaynak yani “raw material” kullanımını azaltmayı hedefler. Bu nedenle de “degrowth” ile doğrudan bağlantılı.

Ayrıca bu teori, daha “yeşil” veya çevreci yatırımlarla, çevre sorunlarının ortadan tamamen kaldırılabileceğiyle yetinmez ve ekler: “Yaşanan sorunların temelinde büyüme saplantısı ve büyümeye bağımlı tüketim ekonomisi var. Bu durum ancak bu düşünce yapısının yıkılmasıyla değişecek.” Bu bağlamda, “insanlığın refahını artırıp gezegendeki ekolojik şartları ve eşitliği düzeltecek şekilde üretim ve tüketimin küçülmesi” anlamına gelen terim, 1970’lerde nispeten popülerleşmesinin ardından, 2008’de Paris’te düzenlenen ilk “Küçülme Konferansı” ile akademik yazına da girdi. 

Sürdürülebilir bir gelecek için küçülmek

Döngüsel ekonomi yaklaşımı ve ekonomik küçülme teorisi, sürdürülebilir bir geleceğe ulaşma hedefi için mevcut ekonomik sistemlerin çevresel ve toplumsal maliyetlerine karşı, alternatif bakış açıları sunar. Ekonomik küçülme; özel olarak büyümenin ekolojik, ekonomik ve toplumsal olarak sürdürülemez olmasına odaklanır.

Tüketim ve üretimin azaltılması: Optimizasyona öncelik veren hareket, aşırı üretim ve tüketimden uzaklaşmayı savunarak, kaynakların daha verimli ve adil kullanılmasını, aynı zamanda da çevresel tahribatın azaltılmasını hedefler. Bu prensip, sadece bireysel tüketim alışkanlıklarını değil ekonomik sistemleri de yeniden yapılandırmayı içerir.

Toplumsal eşitlik: Bu yaklaşım, toplumsal eşitsizliklerle mücadele eder ve kaynakların adil dağılımını teşvik eder. Bu bakış açısı, sadece ekonomik kaynakların eşit dağılımını değil sosyal adaleti de içerir. Eşitlikçi bir toplum inşa etmek için kaynakların ve gelirin yeniden dağıtılması gerektiğini savunur.

Yerelleşme: Degrowth yaklaşımı, küreselleşme yerine yerel ekonomilerin güçlendirilmesini destekler. Yerel üretim ve tüketimi destekleyerek toplulukların kendi ihtiyaçlarını karşılamasına olanak tanır. Böylece, toplumların dışa bağımlılığını azaltır. Yerelleşme, yerel kültürlerin korunması ve yerel ekonomilerin sürdürülebilir şekilde gelişmesi anlamına gelir.

Ekolojik sürdürülebilirlik: Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve çevresel tahribatın en aza indirilmesi, küçülme felsefesinin merkezinde yer alır. Böylece, ekosistemlerin korunmasını ve yenilenmesini önceliklendirir. Bu görüş, biyolojik çeşitliliğin korunması ve iklim kriziyle mücadeleyi de kapsar. 

Topluluk odaklı: Hareket, bireysel başarı yerine topluluk dayanışmasını teşvik eder. Bu, ortaklaşa yönetim, iş birliği ve paylaşım ekonomilerini içerir. Topluluk odaklı projeler ve ortak yaşam alanları, degrowth hareketinin temel uygulamaları arasında yer alır.

Gelecek perspektifleri

Döngüsel ekonomi ve ekonomik küçülme kavramları, sürdürülebilir bir geleceğe ulaşmak için bize alternatif yollar sunar. Bu yaklaşımlar; ekonomik faaliyetlerin çevresel etkilerini azaltırken, toplumsal eşitliği ve refahı artırmayı hedefler. Örneğin; Amsterdam’da yapılan inşaat projelerinde, yıkılan binaların malzemeleri yeniden kullanılarak döngüsel bir yapı oluşturuluyor. Diğer yandan Barselona, degrowth hareketinin desteklediği birçok topluluk odaklı projeye ev sahipliği yaparak, kooperatifler ve ortak yaşam alanları gibi projelerle, yerel ekonomilerin güçlendirilmesini ve topluluk dayanışmasını teşvik ediyor. 

Sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için döngüsel ekonomi ve ekonomik küçülmenin birleşiminden faydalanmak; toplulukları güçlendirebilir, kaynak verimliliğini artırabilir ve çevresel tahribatı azaltabilir. Gelecekte, daha fazla paydaşın bu prensipleri benimsemesi, sürdürülebilir yaşam tarzını destekleyerek gezegenimizin sağlığını koruyabilir.

Bu perspektifle, geleceğin sürdürülebilir topluluklarını ve ekonomilerini inşa etmek için atılacak her adım, gezegenimizin sağlığı ve insanlığın refahı için büyük bir fark yaratabilir. Döngüsel ekonomi ve küçülme stratejilerinin sunduğu fırsatları değerlendirerek daha adil, eşitlikçi ve çevre dostu bir dünya kurabiliriz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🌀 Hayvan yasası, ekonomik küçülme teorisi

Hayvan yasasına tepkiler büyüyor. Mangrovlar ve Amazon ormanları tehlike altında. İklim krizi astımlı çocuklar için yaşamı zorlaştırıyor. Türkiye kuraklık alarmı veriyor.

25 May 2024

Yapı Kredi Step ile birlikte
🌀 Hayvan yasası, ekonomik küçülme teorisi

YAZARLAR

Alara Demirel

ANGST editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?

Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Elif Bayram

·

25 Ağu 2026

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?
AngstAngst

HİKAYE

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Sinem Dönmez

·

22 Ağu 2026

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?
AngstAngst

HİKAYE

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Ümit Alan

·

21 Ağu 2026

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak
AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?