Sürdürülebilir ormancılık geleceğimiz için neden önemli?


Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir ! Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz. Nedir? Türkiye'deki sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini ileri taşımaya rehberlik eden Yapı Kredi Step yani Sürdürülebilir Tercih Programı , bireysel dönüşümü destekleyerek sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratmayı amaçlıyor ve sürdürülebilirlik yolculuklarında bireylere destek oluyor. Bu dönüşüm programı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda sürdürülebilir hayata geçişi yaygınlaştırmak üzere kullanım alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını ve günlük tercihleri sürdürülebilir bir hâle getiriyor. Nasıl? E-dekont, e-ekstre, ESG yatırım fonları, sürdürülebilir markalardan alışveriş yapma, toplu taşımayı kullanma gibi sürdürülebilir tercihler yapan Step kullanıcıları, Yapı Kredi Mobil üzerinden Step puan kazanıyor. Bu puanlar, kullanıcılara program içerisinde yer alan sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren STK’lardan kendilerinin seçecekleri projelere bağış yapma imkânı sağlıyor. Böylece Step puanlar geleceğimiz için bağışa dönüşüyor. Bir tercih çok şey değiştirir. Daha iyi bir gelecek için Step , Yapı Kredi Mobil ’de.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Sürdürülebilir ormancılık, orman kaynaklarının korunması ve gelecek nesiller tarafından da kullanılmasını sağlamak için ormanların yönetilmesi anlamına geliyor. Temel amacı ise ormanların ürün ve hizmetlerinden yararlanırken biyoçeşitliliği korumak, ekosistem hizmetlerini sürdürmek ve karbon döngüsündeki rolünü desteklemek.
Ormanlar; temiz hava, su, yiyecek ve barınak sağlamalarıyla küresel biyoçeşitliliğin büyük bir kısmını barındırır ancak aşırı kesim, tarım arazilerinin imara açılması ve diğer insan faaliyetleri nedeniyle ormanlar hızla yok oluyor. Sürdürülebilir ormancılık uygulamaları, bu değerli ekosistemlerin korunmasını ve onların sürdürülebilir kullanımını teşvik ediyor.

Sürdürülebilir ormancılık politikalarının önemi
Sürdürülebilir ormancılık politikaları, orman kaynaklarının etkin bir şekilde yönetilmesi için alan açıyor. Bu politikalar, ormanları koruma ve sürdürülebilir şekilde yönetilmeleri konusunda hükümetler, yerel topluluklar ve özel sektör arasındaki iş birliklerini ve uyumlu çalışmayı destekliyor. Dolayısıyla bu politikalar, iklim krizi ile mücadele ve doğal afetlere karşı direnç gösterebilme gibi geniş çaplı meselelere kolektif bir şekilde yanıt vermek için de önemli bir rol oynuyor.
Bu politikalar, genellikle birazdan sayacağımız temel unsurlarla ilerler:
- Biyolojik çeşitlilik ve habitat restorasyonu: Ormanların flora ve fauna çeşitliliğini korumak ve tehdit altındaki türlerin yaşam alanlarını desteklemek hayati önem taşır.
- Sürdürülebilir ürün hasadı: Odun, meyve veya reçine gibi orman ürünleri, ekolojik dengeleri bozmadan, seçici kesim (selection cutting) gibi sürdürülebilir yöntemlerle toplanabilir.
- Topluluk katılımı: Yerel toplulukların orman yönetimi süreçlerine aktif olarak katılımının sağlanması, tepeden inme yöntemlerin elenmesine yardımcı oluyor.
- Çevresel etkilerin azaltılması: Orman yönetiminde kullanılan teknolojiler, çevresel etkileri en aza indirecek şekilde ilerlemeli. Örneğin, düşük zemin basıncına sahip ekipmanlar kullanılarak toprak sıkışması azaltılabilir veya biyolojik olarak parçalanabilen yağlar tercih edilerek çevre kirliliği önlenebilir.

İlham veren uygulamalar
Sürdürülebilir ormancılık, dünya genelinde birçok farklı şekilde uygulanıyor. Bu yöntemler, çeşitli coğrafyalarda ormanların korunması ve yönetilmesine öncülük ediyor. Örneğin, dünya genelinde birçok hassas orman ekosistemleri, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) desteğiyle koruma altına alındı.
- Vietnam: Karides çiftçilerine, Mangrov ormanlarını koruyacak organik tarım modelleri geliştirmede destek sağlandı.
- Nijerya: Orman yönetimi ve biyolojik çeşitliliğinin korunması teşvik edilerek, kırsal bölgelerde yaşam koşulları iyileştirildi.
- Moğolistan: Sürdürülebilir ormancılığa odaklanan ulusal bir orman ve iklim krizi stratejisi geliştirilmesine yardımcı olundu.
- Kolombiya: Yerel topluluklar, UN-REDD destekli sürdürülebilir ormancılık atölye çalışmaları ve eğitimleriyle, ormanları koruma süreçlerine dahil edildi.
Vietnam’da organik tarım modellerine, Nijerya’da biyoçeşitliliğin korunmasına, Moğolistan’da strateji geliştirmeye ve Kolombiya’da topluluk katılımına odaklanan bu projeler, farklı coğrafyalarda sürdürülebilir ormancılık pratiklerinin nasıl uygulanabileceğini gösteriyor ve bu pratiklerin çevresel, ekonomik ve sosyal faydalarını da ortaya koyuyor.
Aynı motivasyonla, Forest Stewardship Council da ormanların çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesini teşvik eden sertifika sistemine liderlik ediyor. Örneğin, İsveç’teki FSC sertifikalı bölgeler, sürdürülebilir ormancılık alanında öne çıkıyor. Bu ormanlar, biyoçeşitliliği koruma ve çevresel standartlara uygun ormancılık faaliyetlerini destekleme konusunda uluslararası bir model görevi görüyor.

Güney Amerika’nın en büyük orman rezervi, Jaú Ulusal Parkı da başarılı bir örnek olarak incelenebilir. Bölgede kurulan Mamirauá Institute for Sustainable Development, agroekolojik uygulamalar ve sürdürülebilir ormancılık teknikleriyle yerel halkın geçim kaynaklarını çeşitlendirirken, ekolojik bütünlüğü de koruma altına alıyor.
Yani sürdürülebilir ormancılık, ekolojik dengenin sürdürülmesine ve biyoçeşitliliğin korunmasına katkıda bulunurken, aynı zamanda toplulukların, ekonomik ve sosyal refahını artırmak için de önemli fırsatlar sunuyor. Geleceğimizi şekillendirirken bu uygulamaları benimsemek, gezegenimizi daha yaşanabilir bir hâle getirme yolunda atacağımız kritik adımlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Avustralyalı bilim insanları zehirli kaplumbağa yiyerek ölen timsahlara tattan kaçınma eğitimi veriyor. Yaşlı meşe ağaçları iklim krizine adapte oluyor, daha çok karbon emmek için gövdelerini genişletiyor.
17 Ağu 2024

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Üniversite kavramı aşınsa da ona duyduğumuz ihtiyaç canlı. Gençlerin erteledikleri hayatı deneyimledikleri, insanlaştıkları, dünyaya dair tavır geliştirdikleri, beceri seti, düşünme biçimi, formasyon edindikleri kurumsal anlamda kavramın altını dolduran üniversite olanaklıdır. İhtiyacımız, yönümüz, kutup yıldızımız hâlâ özerk üniversitedir.

Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?




