Tarihin en ilginç vergileri: Sakaldan, pencereden, balkabağından...

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Dünyanın dört bir yanında, devletler tarih boyunca mali ihtiyaçlarını karşılamak için birbirinden ilginç ve bazen de tuhaf vergiler uyguladılar. Gerek ekonomik gerekse toplumsal değişimlere ayak uydurmak amacıyla getirilen bu vergiler, kimi zaman halkın büyük tepkisine yol açtı, kimi zaman ise zekice vergiden kaçınma yöntemlerine ilham verdi.
Biz de bugün tarih kitaplarını biraz karıştırdık ve bize en ilginç gelen vergi çeşitlerini siz okurlarımıza sunmak istedik. Bu sıra dışı vergiler, toplumların kültürel yapısına dair ilginç ipuçları sunarken, hükümetlerin yaratıcı gelir toplama stratejilerini de gözler önüne seriyor.
Bir devre ismini veren: Samur ve amber vergisi
Yazımıza ülkemizin yer aldığı topraklardan bir vergiyle başlamak en doğrusu. Bu yüzden 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda kısa bir dönem boyunca uygulanan samur ve amber vergisiyle başlayacağız.
1640 yılında Osmanlı tahtına çıkan ve aklî problemleri nedeniyle “Deli İbrahim” olarak da anılan Sultan İbrahim, samur kürküne ve ambere pek düşkündü. Padişah, harem halkından tutun kedilerine kadar samur kürkü giydiriyor, sarayın pencerelerini ve mobilyalarını dahi samurla kaplatıyordu. Reşat Ekrem Koçu’ya göre Sultan İbrahim, sekizinci eşi Hümaşah Sultan için İbrahim Paşa Sarayı’nın bir odasını tamamen samur kürküyle kaplatacak kadar ileriye gitmişti. Minderler ve perdeler samur postundandı, kapılar, duvarlar samur kaplıydı ve halılar üzerine samur kürkleri serilmişti.
- 💾 Cep bilgisi: Yaklaşık 25 yıl ölüm korkusuyla kafes hayatı yaşayan Sultan İbrahim’in bu tutkusunun, bir cariyesinin ona anlattığı ‘samur kürküyle ölümden kurtulan kral’ masalından kaynaklandığı da söylenir. Dönemin tarihçileri Sultan İbrahim dönemini “Samur Devri” olarak da adlandırır. Amber tutkusu ise, padişahın yaşadığı yoğun baş ağrılarına iyi gelmesinden kaynaklanıyordu.
17. yüzyılda üç kıtaya hükmeden bir Osmanlı Padişahı olsanız bile bu kadar samur kürkünü bulmak kolay iş değildi. Naima’nın aktardığına göre Sultan’ın bu samur merakı İstanbul’da samur kürkü fiyatlarını katlayarak artırmış, bedestenlerde, hanlarda ve mahzenlerde bulunan mallara fiyatı sonradan mirî gelirlerden karşılanmak üzere el konulmuş, tüccarlar samur kürklerini el konulmasın diye dükkanlardan kaçırarak gizlemeye başlamıştı.
Talep ettiği samur kürküne ve ambere kolayca erişemeyen Sultan İbrahim, devrin ricalinden, vezirler ve ulemadan, ayrıca valiler aracılığıyla da taşra âyan ve eşrafından “samur ve amber vergisi” istedi. Sıkışık durumda getirilen ağır vergi devlet ricalinin yoğun tepkisini çekince birkaç hafta içinde IV. Mehmed tahta çıkarıldı. Böylece kısa bir dönem uygulanan samur ve amber vergisi de rafa kaldırılmış oldu.
Loş ve sıkışık haneler: Pencere vergisi
Kral III. William döneminde İngiltere’de uygulamaya konan ‘pencere vergisi’, çoğunlukla zenginleri hedef alan, artan oranlı bir doğrudan vergilendirme yöntemi olarak düşünülmüştü. 1696 yılında uygulamaya konan vergiye göre her evden bulundurduğu pencere sayısı başına vergi alınacak, pencere sayısı belirli bir miktarı geçen evler ise daha yüksek vergi ödeyecekti.
Zengin haneleri hedeflemek üzere tasarlanmış olmasına rağmen, pencere vergisinin yoksullar üzerinde istenmeyen olumsuz sonuçları oldu. Ev sahipleri vergiden kaçınmak için, birçok insanın ikamet etmekte olduğu konutlarının pencerelerini tuğlayla örmeye başladı. Bu durum, binaların yeteri kadar hava ve güneş ışığı alamamasına yol açtı. Sıkışık ve loş haneler, kolera ve çiçek gibi hastalıkların güç kazanmasına ve kentsel alanlarda ölüm oranlarının yükselmesine sebep oldu. Evlerin pencere sayılarını en aza indirecek şekilde inşa edilmesi de dönemin mimari manzarasını olumsuz etkiledi.
Pencere vergisi, hem mimari anlayış hem de kamu sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen yüz yıldan fazla yürürlükte kaldı ve ancak 1851 yılında lağvedildi.
Bir Rus öyküsü: Sakal vergisi
Rusya’nın kurucu babalarından biri olarak da bilinen ‘Büyük Petro’ ya da ‘Deli Petro’, Avrupa modasını Rusya’ya uygulayarak ülkeyi Batılı hâle getirmenin derdindeydi. Petro, özellikle Avrupa gezisinden sonra, Batı'ya kıyasla geri kalmış olarak gördüğü Rus toplumu üzerinde reformlar yapmaya girişti. Rus geleneğinin önemli bir sembolü olan sakal, Ortodoks Kilisesi'nin eski gelenekleriyle ilişkilendirildiği için modernleşmenin önünde bir engel olarak görülüyordu. Petro da planlarının önündeki bu engeli kaldırmak adına 1698 yılında “sakal vergisi”ni uygulamaya koydu.
Sakallarını kesmek istemeyen erkekler, miktarı sosyal statüye göre değişen bir vergi ödemek zorunda bırakıldı. Aristokratlar sakallarını kesmemek için 100 rubleye kadar varan yüksek bir vergi öderken, taşra halkı daha makul bir vergi ödüyor, ya da şehirlere girmemek kaydıyla vergiden muaf tutuluyordu. Vergiyi ödeyenlere, ödemenin kanıtı olarak metal para şeklinde bir “sakal simgesi” verildi. Bu simgenin üzerinde “Sakal gereksiz bir yüktür” yazıyordu ve simgeleri olmadan yakalanan erkekler sakallarının zorla tıraş edilmesi riskiyle karşı karşıya kalabiliyordu.
Moda belirleyen vergi: Peruk vergisi
Pudralı peruk vergisi, 1795 yılında İngiltere’de uygulamaya kondu. Vergiye ilişkin yayımlanan yasa uyarınca, dönemin modasına uygun şekilde pudralı peruk kullanan herkes yıllık yaklaşık 1 sterlin tutarında vergi ödeyecekti. Kraliyet Ailesi, din adamları, askerler ve yıllık geliri 100 sterlinin altında olanlar ise bu vergiden muaf tutuldu.
Vergi, ilk yılında İngiliz hükümeti için yaklaşık 200 bin sterlinlik önemli bir ek gelir kaynağı sağladı. Ancak halk, yeni vergiye direndi ve kısa süre içinde pudralı peruk kullanımını bıraktı. Vergi yükü nedeniyle 19. yüzyılın başlarında İngiltere’de daha kısa ve doğal saç modelleri popülerleşmeye başladı. Pudralı peruk modasının geçmesinin ardından etkinliğini kaybeden vergi, 1869 yılında yürürlükten kaldırıldı.
Dilimlenmiş çörek ve balkabağı vergisi
Son olarak ABD’de hâlen uygulanmakta olan güncel bir vergiyi ele alalım. New York’ta uygulanan dilimlenmiş çörek ve New Jersey’de uygulanmakta olan balkabağı vergileri.
New York’ta sade bir çörek satın alırsanız, bu bir market ürünü olarak kabul edilir ve satış vergisinden muaftır. Ancak çöreği dilimlerseniz, üzerine yağ sürerseniz veya kızartırsanız bu ürün birden bir “hazır ürün”e dönüşür ve satış vergisine tâbi tutulur. Çöreğin üstüne en ufak bir kesik atılsa dahi New York mevzuatına göre bu bir hazır üründür ve vergiye tâbidir. Bu vergideki ana fikir, herhangi bir ek hizmet veya değişikliğin (dilimleme gibi) ürünü vergilendirilebilir hâle getirmesidir. Vergi ayrıca çöreğin mağaza içinde yenmesi hâlinde de uygulanır, ancak değişiklik yapılmadan paket olarak götürülmesi hâlinde uygulanmaz.
Yine New Jersey’de bir balkabağını dekorasyon amacıyla kullanmak için satın alırsanız %6,625 satış vergisi ödemeniz zorunludur. Ancak yemek için satın alırsanız balkabağı bir market ürünü kabul edilir ve satış vergisinden muaftır. Bu vergiler, küçük detayların bile mali açıdan fark yaratabileceğini görmek açısından önemli örneklerdir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün yurt içinde gözler TCMB'ye çevrilmiş durumda. Merkez'in Ekim ayı toplantısında politika faizinde herhangi bir değişiklik yapması beklenmezken, karar sonrasında açıklanacak metin her zamankinden daha kritik.
17 Eki 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.
24 Ağu 2026

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.

Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.

Türkiye ekonomisinin omurgası KOBİ'lerin ihtiyacı mali ve beşeri sermayedir. Bunun yolu da büyüme sermayesi ve profesyonelleşmeden geçmektedir. Ancak özel sermaye yatırımları Türkiye'de milli gelirin yalnızca %0,03'üne denk gelmekte. Avrupa'da ise bu oran %0,44. Çözüm, şirketlerimizi kurumsallaştıracak daha derin bir özel sermaye piyasasından geçmektedir.

Uzun vadeli devlet tahvili getirileri dünyanın neredeyse her yerinde aynı anda zirvelere ulaşıyor. Getiri eğrisinin uzun tarafı son dönemlerde çokça dikkat çekmeye başladı. Ancak tahvillerdeki bu hareket, klasik “resesyon korkusu” hikayesine pek benzemiyor.




