Tayvan'da başladı, dünyaya yayıldı: Bubble tea'nin kökleri

Bubble tea, bir süredir Türkiye'nin de dahil olduğu birçok ülkenin en sevilen içecekleri arasında. Ama bu durum, yaygın olarak tüketildiği ülkelerde bubble tea üzerinde ne kadar sahiplik hakkı iddia edebileceğiyle ilgili tartışmaları da alevlendiriyor.
Ne oldu? Geçen hafta Kanada'da girişimci adaylarının fikirlerini yatırımcılardan oluşan bir jüriye sundukları Dragons' Den adlı reality show, bununla ilgili bir tartışmaya sahne oldu. Yarışma jürisinde yer alan, Marvel filmlerinden tanıdığımız Simu Liu, bubble tea'yi alıp kutulamak isteyen iki Kanadalı girişimci adayının "Tüketiciler Bubble Tea'nin içinde ne olduğundan asla emin olamıyorlar" demesi üzerine defansa geçerek "Bir dakika, bir dakika. Ben içinde ne olduğundan oldukça eminim, ama devam edin" diyerek konuşmalarını yarıda kesti.
- Liu, daha sonra "Bariz bir şekilde Asya'ya ait bir şeyi alıp onu 'daha iyi hâle getirme' çabasına girmeyi sorunlu buluyorum" sözleriyle bir "kültürel temellük" tartışmasının da fitilini ateşledi.
Hikaye nasıl başladı? 1980'lerde icat edilen Tayvan klasiği bubble tea aynı zamanda "siyah inci çayı" veya "boba çayı" olarak da biliniyor. Düzinelerce farklı çeşidi olmasına rağmen en basit hâliyle çay, süt ve baloncuklardan oluşuyor. Bu baloncuklar tapioka ya da meyve jölesi gibi çeşitli malzemelerle hazırlanıyor.
- Son araştırmalara göre, bubble tea endüstrisi 2024'te küresel olarak ortalama 2,4-3,6 milyar dolar değerine ulaştı. Önümüzdeki 10 yılda büyümenin yavaşlayacağına dair bir emare de ufukta görünmüyor.
Bubble tea'nin kökleri 1940'ların sonuna kadar uzanıyor. 2. Dünya Savaşı sırasında Japon yönetimi altındaki Tayvan'daki bir izakaya'da miksolojist olarak çalışan Chang Fan Shu, savaşın ardından 1949'da shaker'larda çalkalanarak yapılan shou yao çaylarını satmak için bir dükkan açıyor. Üstünde ince hava kabarcıklarından oluşan ipeksi bir doku bulunan bu buzlu çay, Tayvan'da "köpüklü çay" olarak da adlandırılıyor. Shou yao, bugünkü bubble tea’nin olmazsa olmaz bir öğesi hâline geliyor.
Shou yao'dan bubble tea'ye: Tayvanlı sanatçı ve girişimci Tu Tsong He, 1986'da çay dükkanı trendinden etkilenerek yeni bir girişim başlatmaya karar veriyor. Tu, bu fikre ilham veren anı şöyle anlatıyor:
"Tainan'daki Yamuliao pazarındaydım ve çocukluğumdan beri sevdiğim geleneksel bir atıştırmalık olan fenyuan'ı, yani tapioka toplarını gördüm. Kendi kendime ‘Neden yeşil çayıma biraz fenyuan eklemiyorum’ diye düşündüm. Beyaz fenyuan, yeşil çayın içinde demlendiğinde neredeyse yarı saydam ve beyaz bir hâl aldı. Tıpkı annemin inci kolyesi gibi... Bu yüzden ona ‘zhen zhu lu cha’ (inci yeşil çay) adını verdim."
Tu, daha sonra bu içeceğin lezzetini zenginleştirmek için sütlü çaya daha büyük ve siyah tapioka topları ekliyor. Bu da günümüze ulaşan klasik bubble milk tea oluyor.
- İlk bubble tea dükkanı olan Hanlin, Ekim 1986'da kapılarını açıyor. Hanlin, şu anda Tayvan genelinde yaklaşık 80 şubeye sahip. ABD, Kanada ve Çin’de franchise'ları bulunuyor.

Popüler bubble tea çeşitleri
Bubble tea savaşları: Bir diğer bubble tea zinciri Chun Shui Tang'ın ürün müdürü Lin Hsiu Hui de 1988'de ilk bubble milk tea bardağını kendisinin yarattığını söylüyor. Yıllar geçtikçe bubble tea pazarının hâkimiyeti için verilen mücadele kızışıyor ve 2009'da 10 yıl sürecek bir dava başlatılıyor. Mahkeme, bubble tea'nin herhangi bir kişi veya mağaza tarafından yapılabileceğine, kimsenin bu içecek üzerinde sahiplik iddia edemeyeceğin karar veriyor.
Gelelim bugüne: Bubble tea hem tat hem de doku olarak gelişmeye devam ediyor. Dünya çapında sürekli olarak yeni dükkanlar açılıyor ve içeceklerin farklı versiyonları yaratılıyor. Geleneksel bubble tea dükkanları da bu gelişmeden etkilenip kendi menülerini çeşitlendiriyor. Artık Asya dışında da başarılı markalar var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Mütevazı salatalık, TikTok'la birlikte ününe ün kattı, bazı ülkelerde salatalık stokları tükenmeye başladı. Kopenhag'ın deneysel restoranı Alchemist'te "Danish Summer Kiss" adlı yemekle insan dilinin silikon kopyası servis ediliyor.
23 Eki 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




