
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
14 Temmuz 2021 tarihinde Dogo Argentino, Pitbull Terrier, Fila Brasilerio, American Staffordshire Terrier, Japanese Tosa ve American Bully cinsi köpekleri “tehlike arz eden hayvan”lar olarak belirleyen genelge sonrasında geçtiğimiz haftalarda yaşanan Pitbull cinsi iki köpeğin saldırısına uğrayan bir çocuğun haberi, hem “tehlikeli ırk”tan köpeklerin hem de sokak hayvanlarının katliamını normalleştiren senaryoların yolunu açtı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediyelere yaptığı "Sahipsiz hayvanların yerinin barınaklar olduğunu unutmamalıyız," çağrısından sonra kesin bir karar çıkmamış olmasına ve belediyelerin büyük bir çoğunluğunun yeterli kapasitesi, ekipmanı ve personeli olmamasına rağmen hayvanların işkenceyle topladığı görüntüler ortaya çıkmaya başladı.
9 Ocak 2022'de Kadıköy sahilde ve diğer şehirlerin barınaklarının önünde sokak hayvanlarının sahipsiz olmadığını duyurmak adına eylem düzenlenmesi için sosyal medyada konuşmalar gerçekleşti. Ben oradaydım.
- "Sahipli" bir köpeğin sahibi yüzünden gerçekleştirdiği eylemin sokakta yaşayan köpeklere atfedilmesini kabul etmiyorum.
- Kötü köpek yoktur, kötü "sahip" vardır — köpeklerin üzerine yaftalanan "yasaklı ırk" ya da "tehlikeli ırk" tabirlerini kabul etmiyorum.
- Bir canlının para karşılığında alınıp satılmasına, üretilmesine, dövüştürülmesine, hor görülmesine, işkence edilmesine, yenmesine ve daha birçok — her gün sosyal medyada gördüğümüz kadar çok — kötülüğe mahkûm bırakılmasını kabul etmiyorum.
- Bizim bozduğumuz "doğal ortam"ın artık var olmadığını ve de bazı hayvanların ne yazık ki hayatta kalmak için bize muhtaç olduklarını biliyorum.
- Hayvanların başına gelenlerin ya da geleceklerin tek sorumlusunun insan olduğunu biliyorum.

9 Ocak 2022 Kadıköy eyleminden
Fotoğraf: Zeynep Şengül
Eylem sonrası açıklanan sayıya göre Kadıköy sahilde 2000 kişi olduğumuz tahmin ediliyor — bu sayı umutlu günlere ışık tutarken bir yandan da hayvanları korumak için ne kadar uğraşmak ve sesimizi duyurmak zorunda olduğumuzu da kanıtlıyor.
Eylemde de söylendiği ve de her hayvan hakları savunucusu gibi benim de istediğim ve güvenli bulduğum şartlar hayvanların belediyeler tarafından son hız kısırlaştırılması ve hayvanın alındığı yere geri getirilmesi; ölüm kampı barınakların alan, ekipman ve personel açısından kendini geliştirmesi; kısırlaştırma ve kayıt çalışmaları için daha uzun bir zaman verilmesi; hayvanlara kötü muamele eden herkesin ciddi yaptırımlarla cezalandırılması olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aslı Alpar'ın Olay Yeri sergisini ziyaret ettin mi? Ak Parti'nin 19 yılı sana nasıl yansıdı? "Tehlike arz eden hayvan" ne demek? Sen neye #HakkımVar diyorsun?
11 Oca 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.



