aposto-logo
TR
TREN

Yeniden çizilen “sınırlar”: Teknoloji ve firma

"İş yapma" anlayışımız, teknolojik gelişmelerin ışığında nasıl yeniden şekilleniyor?
Yeniden çizilen “sınırlar”: Teknoloji ve firma

9 Ocak - BANDWITT
BANDWITT ile birlikte

Türkiye’nin öncü dijital dönüşüm platformu: BANDWITT Dijital dönüşüme nereden başlamalıyım? Firmam için en doğru çözüm ortaklarını nasıl bulabilirim? Tüm bu dönüşüm sürecini uçtan uca nasıl yönetebilirim? Sektör fark etmeksizin birçok firma bu soruların cevabını arıyor. 2017 yılından bu yana doğru teknolojilere ulaşmanın en hızlı ve kolay yolu olan BANDWITT , firmaların ihtiyaçlarını hızlıca belirleyerek onları en doğru teknoloji tedarikçileriyle eşleştiriyor. BANDWITT platformunda neler var? Hızlı analiz: BANDWITT metodolojisiyle firmaların mevcut teknoloji kullanımının hızlıca fotoğrafı çekilerek ihtiyaçları kolaylıkla belirlenebiliyor. Proje önerileri: BANDWITT kullanıcıları, firmaları için önem taşıyan yaklaşık on adet teknoloji projesine ve bu projelerin temel detaylarına ulaşabiliyor. Teknoloji tedarikçileri: Kullanıcılarının teknoloji ihtiyaçlarını kolayca gidermeyi amaçlayan BANDWITT , kullanıcılarını detaylıca incelenmiş, güvenilir ve alanında uzman teknoloji tedarikçileriyle buluşturuyor. Proje takibi: Analizden uygulamaya kadar tüm teknoloji projelerininin takip edilebildiği BANDWITT platformu, dijital dönüşümde süreklilik sağlıyor. Firmanızın dijital dönüşüm yolculuğunda yalnız yürümemesi için burayı ziyaret ederek BANDWITT hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilir, size en uygun çözümlerle eşleşmek için [email protected] adresiyle iletişime geçebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Quando

Quando

Türkiye’den ve dünyadan en önemli teknoloji, inovasyon, girişimcilik ve bilim haberleri.

Yadsınamaz bir gerçek var ki iş dünyası ve teknoloji, birbirlerinin ayrılmaz birer parçasıdır. Teknolojik gelişmelerden faydalanarak girişimler bunu beceri ve biraz da şans aracılığıyla kârlı ürünlere dönüştürürken, teknoloji de firma ve şirketlerin çalışma şeklinin dönüştürerek değiştirir. 

Çoğunlukla ünlü uçurtma deneyi ve 100 dolarlık banknotların üzerindeki portresi ile tanınan Benjamin Franklin’e atfedilen, tarihin en önemli keşiflerinden biri olarak kabul edilen elektriğin keşfi, merkezî bir buhar gücü kaynağına olan ihtiyacı ortadan kaldırarak daha verimli fabrikaların kurulmasına giden yolu açtı. E-postanın icadı ise mektubun bir iletişim aracı olarak kullanılmasındansa romantikleştirilmiş nostaljik bir kavrama dönüşmesini sağladı. Gelgelelim, günümüzde var olan yeni teknolojiler iş dünyasını çok daha ince ve derinden bir şekilde etkilemektedir. Bu bağlamda, teknolojinin şirketlerin yalnızca iş yapma anlayışını değil, ne yaptıklarını ve ne yapmadıklarını da değiştirdiği söylenebilir.

Engineering

1760 ile 1830 yılları arasında İngiltere’de başlayan, 1850’den sonra Batı Avrupa’nın geri kalanıyla Kuzey Amerika ve Rusya’ya sıçrayarak Japonya’ya da uğrayan Sanayi Devrimi, şirketlerin hammadde temin ettiği ancak üretimi evden çalışarak ürettikleri ürüne göre ücret alan serbest meslek sahibi zanaatkârlar aracılığıyla sağladığı üretim sisteminin sonunu getirdi. Doğrudan istihdam edilen ve saat başına ücret alan işçiler ile işyerleri arasındaki bağ, fabrikalar ile birlikte güçlendi. Telgraf, telefon, konteynerli taşımacılık ve gelişen bilgi teknolojisi (BT), çok uluslu şirketlerin daha fazla işi daha fazla yere taşeron olarak gerçekleştirmesini sağladı. Çin dünyanın fabrikası, Hindistan ise arka ofisi hâline geldi. Öte yandan, Covid-19 pandemisinin hayatımıza girmesinden yaklaşık üç yıl sonra, teknolojinin “firma” anlayışının sınırlarını yeniden çizdiği gerçeği daha önce hiç olmadığı kadar açık bir şekilde ortada. 

Günümüzde hızlı geniş bant teknolojisi, Zoom ve Microsoft Teams gibi uygulamalar, iş günlerinin üçte birinin uzaktan yapılmasına olanak sağlarken işler, büyük şehirlerdeki şirket merkezlerinden küçük kasabalara ve taşraya kaymaya başlamış bulunuyor. Bununla birlikte, bir iş arkadaşı, serbest çalışan veya başka bir firmayla işbirliği yapmak arasındaki bir zamanlar çok belirgin olan o çizgi de giderek daha bulanık bir hâle geliyor.

Şirketler, bulut bilişimden insan sermayesine kadar ortak kaynak havuzlarından yararlanıyor. Buna göre, 2018'de yaklaşık 135 milyar dolar kazandığı belirtilen Amerika’daki vasıflı serbest çalışanların 2021'de 247 milyar dolar kazandığı tahmin ediliyor. Öte yandan, Amerika ve Avrupa'daki en büyük firmaların giderek daha fazla beyaz yakalı işi dışarıdan sağladığı ifade edilirken altı büyük gelişmekte olan pazardan yapılan ticari hizmet ihracatının, pandemi başladığından bu yana yılda %16,5 arttığı, pandemi öncesinde ise bu oranın %6,5 olduğu aktarılıyor.

Firmalar, işleri sınırlar arasında giderek daha fazla dağıtıyor. Singapur'da bir işe alım girişimi olan Glints'i yöneten Oswald Yeo, firmasının çalışanları ülkelere göre gruplar hâlinde işe aldığını ifade ederek bunun yeni işe alınanların yurttaşlarla yüz yüze bağ kurmasına yardımcı olduğunu ve Glints'in yetenek havuzunu genişlettiğini, genellikle de zaman farkının az olduğu Endonezya gibi ülkelere odaklandığını belirtiyor.

Amerikan firmaları içinse bu genellikle Kanada oluyor. İlk Kanada ofisini 1985'te açan Microsoft, 2022'de Toronto'da yeni ve büyük bir ofis açarken Google da Kanada'daki işgücünü üçe katlayarak 5,000'e çıkarıyor. Bir emlak firması olan CBRE tarafından geçen yıl Amerika ve Kanada'da en çok teknoloji çalışanının bulunduğu 50 şehir üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, ilk on şehirden dördünün Kanada’da olduğu aktarılıyor. Bu dört şehrin 2016 ile 2021 yılları arasında %39'luk bir artışla 180.000 teknoloji işi sağladığı belirtilirken, bu sayının ilk dört Amerika şehri için sadece 86.000 olduğu, bunun da %8'lik bir istihdam artışına denk geldiği ifade ediliyor. Tabii bu sonuçta düşük yaşam maliyetlerinin etkisi oldukça fazla çünkü Kanada’daki söz konusu dört şehir, konut açısından gruptaki en ucuz 16 şehir arasında yer alıyor.

Bununla birlikte, göçün önündeki engellerin, firmaların yüzlerini yurt dışına dönmesinin ardındaki bir başka faktör olduğu söylenebilir. Geçen yıl Atlanta Federal Rezerv Bankası tarafından yaklaşık 500 Amerikan firması arasında yapılan bir ankete göre, firmaların %18'i önceki yıllara kıyasla daha fazla bağımsız taraf kullanırken buna karşılık sadece %2'si daha az kullandığını belirtiyor. Bunun da ötesinde, şirketlerin %13'ü kiralık işçilere daha fazla güvendiğini ifade ediyor. Bir işgücü yönetim firması olan MBO Partners, haftada en az 15 saat bağımsız çalışan Amerikalı işçi sayısının 2019'da 15 milyon olduğunu ve bu sayının 2022'de 22 milyona çıktığını tahmin ediyor. Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun rakamları ise 2020'nin başına kıyasla yaklaşık 1 milyon daha fazla Amerikalının serbest meslek sahibi olduğunu gösteriyor. 

Bu değişim ise yine teknoloji sayesinde, özellikle de serbest çalışma platformlarının yaygınlaşmasıyla mümkün hâle geliyor. 2000 yılında Amerika'daki işgücünün %9'unu oluşturan serbest meslek grubunun, 2018'e geldiğimizde %11'e çıktığı belirtiliyor. 

Teknoloji, çalışan olmayanlardan yararlanmayı kolaylaştırmanın yanı sıra, şirketlerin diğer işletmelerle daha sorunsuz bir şekilde işbirliği yapmasını sağlıyor. Birçok işyerinde tercih edilen mesajlaşma platformu Slack, 2020'de kullanıcıların dışarıdaki firmalarla kendi kuruluşları içinde olduğu gibi iletişim kurmasını sağlayan bir özellik başlattı ve bu özellik, gelire göre Amerika'nın en büyük firmalarının yer aldığı Fortune 100 listesinin %70'inden fazlası tarafından kullanılıyor. Atlanta Fed tarafından gerçekleştirilen bir anket ise ankete katılan firmaların %16'sının yurt içi dış kaynak kullanımını artırdığını ve %6'sının daha fazla dış kaynak kullandığını ortaya koyuyor.

Şirketlerin bu tür şeylerin reklamını yapmadığını düşündüğümüzde, firmaların dışarıya ne kadar bağımlı olduğunu saptamak oldukça zordur. Bu ölçümü Amerika ve Avrupa’da borsaya kayıtlı büyük firmaların mali raporlarına dayanarak yapan The Economist’e göreyse şirketler giderek başkalarına daha bağımlı hâle geliyor. Buna göre, ortalama dış kaynak kullanımı yoğunluğunun 2005’deki %11’e kıyasla son veri yılında %22’ye ulaştığı; bu büyümenin özellikle Apple ve Microsoft gibi teknoloji devleri arasında belirgin olduğu aktarılıyor.

Maddelerle özetleyecek olursak: Teknolojik gelişmeler, iş anlayışını nasıl değiştiriyor?

Sonuç olarak, teknoloji geliştikçe firma kavramının sınırları da değişiyor. Şirketlerin yeni yerlerde yeni görevler için yeni çalışanlar bulma konusunda daha fazla esneklik kazanmasını sağlayan teknoloji, küçük işletmelerin daha büyük kuruluşlarla aynı seviyeye gelmesini de sağlayarak şirketlerin iş yapma biçiminde devrim yaratıyor. Küçük işletmeler, ekonomik pazarda rekabet avantajları geliştirmek için sunuculardan mobil cihazlara kadar bir dizi teknolojiyi kullanıyor ve bu da işletme sahiplerinin mevcut en etkili teknolojiyi kullanarak operasyonlar oluşturmasına olanak tanıyor. Peki, teknoloji, işin sınırlarını hangi açılardan ne şekilde değiştiriyor?

İletişim kurma + bilgi paylaşma

İletişim ve bilgi paylaşımı her işletme için kritik öneme sahiptir ve her zamankinden daha fazla yol sunan günümüz ortamı ve mevcut teknoloji bunu daha hızlı, daha kolay ve daha verimli hâle getiriyor. Slack, Zoom, Microsoft Teams gibi uygulamalar, sosyal medya platformları, sohbet robotları ve daha fazlasından her gün yararlanılırken satış etkinleştirme; alıcı-satıcı görüşmelerini takip etme ve kullanıcı davranışlarına dayalı analizler alma olanağı sağlıyor. Daha derin istihbarat ise müşteri bilgilerini elde etmeyi ve bunları müşteri deneyimini geliştirmek için kullanmayı kolaylaştırıyor.

Microsoft

İletişim, teknolojinin kişiselleştirilmiş mesajlar oluşturmaya yardımcı olmak için müşteri bilgilerine ulaşmaya yardımcı olmasıyla daha etkili bir hâle geliyor. Çeşitli kanalları kullanan otomatik iletişim, işletmelerin pazarlama verimliliğini artırmasına ve müşterilere ulaşmasına da yardımcı oluyor; ancak çok ileri gidildiğinde müşteri ilişkileri kurma becerisinin ve markalardaki insani dokunuşun kaybolabileceğini de akılda bulundurmak gerekiyor. 

"Mobil Öncelik"li iş ortamları

Doğru yazılıma sahip akıllı cihazlar veya tabletler, işin her yönünün uzaktan yönetilmesine olanak tanır. Satış etkinleştirme, içerik pazarlama ve müşteri ilişkilerinden sevkiyat ve faturalama gibi arka uç süreçlere kadar her şeyin tek bir düğmeye tıklamayla elinizin altında olmasını sağlar. Ancak bu noktada, mobilin tüketiciler için de son derece önemli olduğu unutmamak gerekiyor; sonuçta Y Kuşağı'nın yükselişiyle birlikte, her gün daha fazla insan satın almak, satmak, alışveriş yapmak, yerel işletmeleri bulmak ve perakende deneyimlerini arkadaşları, tanıdıkları, potansiyel müşterileri ve Instagram'daki yabancılarla paylaşmak için mobil cihazları kullanıyor. Bu yeni paradigma, potansiyel müşterilere pazarlama kitabının yeniden yazılmasını sağlıyor. 

Teknoloji aynı zamanda hepimizin iletişim hâlinde kalabilmesini de kolaylaştırıyor. İster iş arkadaşlarınızın ve çalışanlarınızın metin/video sohbeti yoluyla her an ulaşılabilir olması, ister ön elemeyi geçen müşterilere yakınlardaki işletmelerde alışveriş yaparken hedefli promosyon e-postaları gönderebilmek olsun, mobil teknolojinin yükselişi iletişim yazılımıyla neredeyse kusursuz bir şekilde harmanlanarak gerçek zamanlı bilgilerden oluşan hiper-gerçek bir ağ yaratıyor.

Uzaktan çalışmanın hayata geçirilmesi

Uzaktan çalışma son 15 yılda istikrarlı bir şekilde artmış olsa da Covid-19, hâlihazırda uzaktan çalışma ortamını teşvik etmeyen şirketleri beklenenden daha hızlı bir şekilde geçiş yapmaya zorladı.

Şirketler, ekiplerinin uzaktan oturum açmayı destekleyecek doğru teknolojiye ve altyapıya, video konferansı idare edecek bant genişliğine ve ekiplerin projeler üzerinde çalışmaya devam edebilmesi ve durumu birlikte güncelleyebilmesi için proje yönetim araçlarına erişebilmelerini sağlamak için hızlı bir şekilde hareket etmek durumunda kaldı. Bu, liderlerin, ofiste geçirilen saatlere göre yönetmek yerine çalışan çıktısını ölçmeye geçmesi gerektiği anlamına geliyordu. 

HBS

Tabii bu “yeni normalin” pek çok faydası oldu. Sadece yetenekleri çekmeyi ve elde tutmayı daha kolay hâle getirmekle kalmadı, aynı zamanda üretkenliği de artırdı. İki yıllık bir süreyi kapsayan bir Stanford araştırmasına göre, uzaktan çalışanlar arasında her hafta bir tam gün çalışmaya eşdeğer inanılmaz bir üretkenlik artışı meydana geldi. Dahası, bu durum, yüksek emlak maliyetlerinden tasarruf edilmesini, karbon emisyonlarının azalmasını ve şirketlerin daha çevik ve ölçeklenebilir hâle gelmesini mümkün kıldı.

Yapay zeka kullanımı

Yapay zeka, iş ve tüketici pazarlarında dünyayı yeniden şekillendiriyor ve günlük yaşamın ana akımlarından biri hâline geliyor. Teknolojinin bu uygulaması neredeyse her sektörde iş süreçlerini değiştiriyor ve rekabet avantajını korumak isteyenler için giderek daha zorunlu bir stratejiye dönüşüyor. Makine öğreniminden güvenlik, CRM ve hatta finans ve emlak sektörlerine kadar yapay zekanın yapabileceği pek çok şey bulunuyor. Satış etkinleştirme alanında yapay zeka, alıcıları izlemek ve arama kalıplarına, neleri görüntülediklerine, açtıklarına ve daha fazlasına bakarak satın alma niyetlerini tahmin etmek amacıyla kullanılıyor. 

Bazıları yapay zekanın eninde sonunda işsizliğe yol açacağından endişe etse de genel kanı, bu yeni ortama geçişi kolaylaştırmak için iş yaratma ve yeni rollerin ortaya çıkmasına ihtiyaç duyulacağı yönünde. Örneğin, yapay zeka uzun süredir devam eden iş akışlarının yerini aldıkça, insanların bunları entegre etme ihtiyacının bir gereklilik hâline geleceği tahmin ediliyor. 

Azalan maliyet / artan işlevsellik

İş için yazılım çözümleri söz konusu olduğunda iki şey bir araya gelerek bir "alıcı pazarı" yaratır. Bunlardan ilki, bu yazılım çözümlerini geliştirmek için gerekli donanım ve yazılımların kullanımının ve satın alınmasının giderek daha kolay hâle gelmesiyken ikincisi, bu tür yıkıcı engellerden yararlanabilecek teknoloji meraklısı ve girişimci beyinlerin sayısının katlanarak artması olarak karşımıza çıkıyor. 

Bilgisayar programları ve iş yazılımları genellikle çalışanların manuel yöntemlerden daha fazla bilgiyi işlemesine olanak tanıyor. İşletme sahipleri, işletme işlevlerindeki insan emeği miktarını azaltmak için iş teknolojisini de uygulayabiliyor. Bu, işletmelerin çalışanlara sağlanan faydaların yanı sıra işgücü maliyetlerini ödemekten kaçınmasına olanak tanır.

Çok da uzak olmayan bir geçmişte multi-milyon dolarlık bir şirketin bir yılda oluşturabildiği bir arka uç envanter sistemini günümüzde birkaç yeni üniversite mezunu birkaç haftada bir araya getirebiliyor. Bu çözümler uygun fiyatlarla sunuluyor ve genellikle işletmelerin bunları kullanmak için özel çalışanlar işe alması veya uzun vadeli hizmet sözleşmeleri imzalaması ihtiyacını ortadan kaldırıyor.

Artan işbirliği

Mola odasında sohbet edememek, koridorda yürüyerek bir iş arkadaşının ofisine gidememek ve hatta bir toplantı odasında beyaz tahtanın önünde bir araya gelememek, işbirliğine duyulan ihtiyacı büyük ölçüde artırdı. Çalışma süresinin %60'ından fazlasının işbirliği yaparak, bilgi toplayarak veya e-postalara yanıt vererek geçirildiğini ortaya koyan McKinsey Global Institutes Raporu’nu göz önünde bulundurduğumuzda, şirketlerin Google Drive/Docs, Slack, Microsoft SharePoint ve OneDrive gibi benimsediği işbirliği araçlarının sayısının oldukça fazla olduğu gerçeği daha da anlam kazanıyor. Bu araçlar; ekip tartışmaları, dosya paylaşımı, proje işbirliği, görevler ve depolama için birlikte çalışma yöntemlerini basitleştirerek insanların ve hedeflerin uyumlaştırılmasını, projelere ilişkin gerçek zamanlı içgörü sağlanmasını ve daha verimli sonuçlar elde edilmesini mümkün kılıyor.

Bulut bilişim + dijital dönüşüm

Değişim hızı her zamankinden daha hızlı artıyor. Dijital dönüşüm kuruluşların çalışma, iç kaynakları optimize etme ve müşterilere değer sunma biçiminde temel bir değişim yaratarak daha çevik, işbirlikçi ve müşteri odaklı olmaları için gerekli olan temeli oluşturuyor. Bulut bilişim ise işletmelerin operasyonlarının bir kısmını internet bağlantısı üzerinden erişilebilen üçüncü taraf sunuculara taşımasına olanak tanıyor ve bu da kesinti, çökme veya kalıcı veri kaybı korkusu olmadan değişken veri paketleri, talep üzerine hızlı genişleme ve mobilite sağlıyor. 

Bulutu benimseyen şirketler hızlı bir şekilde yenilikler yaparak verimli bir şekilde ölçeklenebiliyor ve hatta yeni pazar yeteneklerini daha hızlı bir şekilde sunabilir. Bunun, küçük ve orta ölçekli işletmelerin geçmişte kendileri için maliyet engelleyici olabilecek kaynaklara erişmelerine ve çok daha büyük finansmana sahip şirketlerle rekabet etmelerine yardımcı olduğunu da belirtmek gerekiyor.

Hassas Bilgilerin Güvenliğini Sağlama

İşletme sahipleri, hassas iş veya tüketici bilgilerini korumak için güvenli ortamlar oluşturmak amacıyla teknolojiden faydalanıyor. Birçoğu “kullanıcı dostu" olan iş teknolojisi veya yazılım programı ile işletme sahipleri, bilgi teknoloji konusunda derin geçmişleri olmasa bile bu teknolojilerin araçlarından ve özelliklerinden en iyi şekilde yararlanabilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Türkiye’den ve dünyadan en önemli teknoloji, inovasyon, girişimcilik ve bilim haberleri.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

teknoloji

Benjamin Franklin

İngiltere

Avrupa

Rusya

Japonya

Hindistan

Covid-19

Microsoft

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando

BÜLTEN SAYISI

💼🖋️ Yeniden çizilen “sınırlar”

"İş yapma" anlayışımız, teknolojik gelişmelerin ışığında nasıl yeniden şekilleniyor?

23 Oca 2023

BANDWITT ile birlikte
Unsplash

YAZARLAR

İrem Denli

Teknoloji Editörü

Quando

Türkiye’den ve dünyadan en önemli teknoloji, inovasyon, girişimcilik ve bilim haberleri.

İLGİLİ OKUMALAR

;