The Bear ve Şikago'nun müzikal mirası

Şu sıralar çokça gündemde olan The Bear dizisiyle Şikago'nun sokaklarına indik ve şehrin müzikal mirasında tat bırakan sanatçıları inceledik.
The Bear ve Şikago'nun müzikal mirası

22 Temmuz - İBB Kültür AŞ - Duende
İBB Kültür AŞ ile birlikte

Yerebatan Sarnıcı yarın ziyarete açılıyor İstanbul’un tarihî yarımadasında yer alan ve dünyanın önemli kültür miraslarından biri olarak kabul edilen Yerebatan Sarnıcı uzun bir aradan sonra kapılarını açmaya hazırlanıyor. Nedir? 2016 yılında İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı tarafından başlatılan ve 5 yılı aşkın süredir devam eden çalışmalar neticesinde, tarihî Yerebatan Sarnıcı aslına uygun olarak yenilenen yüzüyle yarın itibarıyla haftanın her günü 9:00-18:00 arası ziyarete açık olacak. Neden önemli? Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından yaptırılan sarnıç, suyun içinden yükselen ve sayısız gibi görülen mermer sütunlarıyla günümüze ulaşabilen erken dönem mimarlık örneklerinden sayılıyor. Sarnıcın bulunduğu yerde daha önce bir bazilika bulunduğundan Bazilika Sarnıcı olarak da anılan Yerebatan Sarnıcı , halk arasında “ağlayan sütun” ve “gözyaşı sütunu” olarak bilinen gözyaşına benzer işlemelerin bulunduğu sütuna ve Roma dönemi heykel sanatının şaheserlerinden sayılan iki Medusa başına ev sahipliği yapıyor. Tarihî yarımadanın en değerli lokasyonlarından biri olan, 15 asırlık Yerebatan Sarnıcı , tüm Duende okurlarını ve tarih aşıklarını yenilenmiş yüzüyle tanışmaya davet ediyor.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Şikagolu bir İtalyan-Amerikan ailenin The Original Beef of Chicagoland restoran mutfağına ve kişisel travmalarının geçmişine davet edildiğimiz FX yapımı The Bear, geçtiğimiz ay çevrimiçi içerik platformu Hulu’da gösterime girdi. Shameless’dan tanıdığımız Jeremy Allen White hariç alternatif oyuncu kadrosu, özgün arka plan hikâyesi, çarpıcı ve aktüel kurgu stiliyle çıkışından bu yana kültür-sanat gündeminde önümüze düşen dizi, yeni bir içerik için duyduğumuz heyecanımızı tazeledi.

Ancak The Bear’ı özel kılan yalnızca bunlar değil. Dizi, orijinal soundtrack parçalarının ötelendiği, bunların yerine müzisyen ve müzik gruplarından yaptığı leziz şarkı seçkisinin kullanıldığı bir akışa sahip. Şarkı seçkisi, Chicagoland mutfağının baş döndürücü ve nabzı yüksek temposundan Carmen’in (Jeremy Allen White) anksiyetesiyle baş başa kaldığı izole anlara kadar geniş bir duygu spektrumunda eşlikçimiz oldu. Sahnelere eşlik eden her şarkı, dizinin hikâye akışını ve anlatım dilini keskinleştirdi.

Jeremy Allen White, The Bear, Fotoğraf: Matt Dinerstein/FX


The Bear, bir aile ve mutfak draması olmasının ötesinde Şikago şehrine yazılmış bir mektup aynı zamanda. Dizide bize eşlik eden ve şehirle özdeşleşmiş Al Capone, Michael Jordan, Barack Obama gibi isimlerin arşiv görüntülerinin yanında, müzikal seçkisi sayesinde Şikagolu sanatçılar ve şehre ithaf edilen şarkılarla da yolculuk ediyoruz. Wilco, Andrew Bird, Serengeti gibi müzisyenler ve Sufjan Stevens’ın Chicago’su bu durumun örneklerinden. 

Dizinin ötesine geçtiğimizde, Şikago müziğinin bu isimlerin dışında çok daha derine kök saldığını ve günümüzde yepyeni sulara yelken açtığını söylemek mümkün. Earth, Wind & Fire, Curtis Mayfield, Art Ensemble of Chicago gibi caz ve funk; Smashing Pumpkins ve Big Black gibi alternatif rock; Earl Sweatshirt ve Chance the Rapper gibi hip-hop sanatçıları ve müzik grupları, şehrin engin müzikal mirasında yer tutan isimlerden birkaçı.

The Bear, bu harikulade şehrin sanatına olan merakımızı cezbetti ve bizi Şikago merkezli müzisyen & müzik seçkimizle şehrin dünü ve bugününde sonik bir yolculuk yapmaya itti. 

🗣 Şikago'dan yükselen büyülü sesler:

Muddy Waters, Fotoğraf: Muddy Waters


Muddy Waters, her ne kadar Mississippi doğumlu olsa da yaratıcı kariyerinin çoğunluğunu Şikago'da geçirdi. Rock 'n' roll müziğinin öncüsü elektrik blues janrının popülerleşme sürecinde; Electric Mud, After the Rain, Fathers and Sons gibi klasik albümleriyle belirleyici oldu. Sonradan da evi olacak Şikago'nun blues müziğinin DNA'sını yazdı, bu müzik türüyle ayrılmaz bir bütün oldu. 

Muddy Waters’tan tavsiyemiz I Can’t Be Satisfied şarkısı Şikago'ya adanmış bir blues klasiği, şehre ses veren zamansız bir şaheser. 

Herbie Hancock, Fotoğraf: Sony Müzik Arşivi


Şikago doğumlu Herbie Hancock, kariyerine 20’li yaşlarının başında Charles Mingus, Miles Davis, Bill Evans gibi caz efsanelerinin müzikal izlerini takip ederek başladı. 60’lı yıllar boyunca post-bop ve modal caz gibi janrlara yoğunlaşan müzisyen; Empyrean Isles, Maiden Voyage gibi klasikler yayımlayarak 70’lere uzandı. 

Bu 10 yılda caz-funk ve caz-füzyonu keşfeden Hancock, Head Hunters albümüyle caz-funk türünün kült işlerinden birini yarattı. Janrı tanımlayan ve ona yön veren isimlerden biri oldu. Müzisyen, aktif olarak müzik ürettiği sonraki iki on yılda da güncelin imkânlarıyla deneysel yaklaşımını bir araya getirerek orijinal sentez albümler üretmeye devam etti.

Herbie Hancock’tan tavsiyemiz enfes Head Hunters albümünden Watermelon Man.

John Prine, Fotoğraf: Chris Felver


2020 yılında aramızdan ayrılan John Prine; country, çağdaş folk, americana müziklerinin altın yıllarında, 70’li yılların başında çıkış yaptı. İlk albümü John Prine’la koyduğu çıtayı sonraki üretimleriyle aşamayan Prine; Bob Dylan, Nick Drake, Leonard Cohen gibi süper folk yıldızlarının gölgesinde kalsa da Şikago'nun çıkardığı en natürel hikâye anlatıcılarından oldu.

John Prine tavsiyemiz klasikleşmiş ilk albümünden Hello in There.

Tortoise, Fotoğraf: Levi Manchak


90’lı yılların ilk yarısında post-rock janrının ortaya çıkış ve yükseliş hikâyesinin yazarlarından Tortoise, Şikago'nun alternatif müzik üretiminin öncü isimlerinden. Post-rock müziğinin orijinal deneysel yaklaşımıyla dub’tan elektroniğe, krautrock’tan deneysel rock’a kadar çeşitli esin duraklarından geçen grup, Millions Now Living Will Never Die albümüyle bağımsız çevrelerde popülerlik ve kült bir dinleyici kitlesi kazandı. 

Millions Now Living Will Never Die albümünden Djed; bir öğle güneşi sonrası huzurlu yalnızlığın türler arası bir meditasyonu.  

Noname, Fotoğraf: Kanya Iwana


Şikago'nun “woke” hip-hop yıldızlarından Fatimah Nyeema Warner, bilinen adıyla Noname, kelimenin tam anlamıyla bir MC (Master of Ceremonies). Noname; kariyerinin başından beri söz yazarlığını bir megafon gibi kullanarak kültürel, sosyal ve ekonomik olup bitene dair eleştirel ve derinlikli gözlemlerini paylaştı. Geçtiğimiz on yıl boyunca bir başka Şikagolu hip-hop sanatçısı Chance the Rapper'ın Acid Rap ve Coloring Book karışık kasetlerine konuk olan Noname, kendi karışık kasedi Telefone’la başlattığı solo kariyerinde Şikago'nun en keskin isimlerinden biri olmaya devam ediyor. 

2020 yazında ABD'de başlayıp gezegenin dört bir tarafına yayılan Black Lives Matter hareketine bir övgü olan Rainforest, Noname'den önerimiz.

😋 The Bear’ın yanında iyi gider

  • Mutfak Sırları: CNN’nin Parts Unknown programıyla evrensel bir üne kavuşan şef Anthony Bourdain, Mutfak Sırları kitabını New York’ta restorandan restorana transfer olarak hayatta kalmaya çalıştığı bir dönemde yazdı. The Bear’da da ismini duyduğumuz The Culinary Institute of America’dan (CIA) başlayan şeflik kariyerini tüm şeffaflığıyla anlatan Bourdain, restoran kapılarının ardındaki mutfak kaosunu yerinden deneyimlemek için ideal bir tarif.
    • Bir not: Mutfak Sırları kitabı Türkçeye de çevrildi ve Domingo yayınları tarafından basıldı.
  • Soul Kitchen: Fatih Akın’ın 2009 tarihli yapımı Soul Kitchen,  yönetmenin Türkiye'ye uzanan Gegen die Wand (Duvara Karşı), Auf der anderen Seite (Cennetin Kıyısında) gibi klasik dramalarından sonra diskografisinde özgün bir yer tutuyor. Alman-Yunan bir şefin şenlikli mutfağına davet edildiğimiz Soul Kitchen, mutfak hiyerarşisinin hassas dengelerinin yol açabileceği kaosun işlendiği çılgın bir komedi. 
  • Cooking with Palms Trax: DJ ve yapımcı Jay Donaldson, sahne ismiyle Palms Trax, her ay NTS radyoya çeşitli janrlardan yaptığı şarkı kürasyonlarıyla konuk oluyor. Yumuşak beat'lerin ve chill hislerin sarmaladığı radyo programı, yemek pişirirken zihninizi sakin, vücudunuzu zinde tutabilir. 

The Bear’ın şarkılarından derlediğimiz çalma listemizin de tadına bakmak isteyebilirsin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🧑‍🍳 The Bear ve Şikago müziği

The Bear dizisiyle Şikago müziğinin dününe ve bugününe seyahat ediyoruz, Can Kılcıoğlu’nun ilk uzun metrajı Karnaval'ı ve Interpol'ün yeni albümünü ziyaret ediyoruz.

22 Tem 2022

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Kaynak: wegotthiscovered.com

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine