The Hypnosis: Utanma duygusunu yok eden film

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: The Hypnosis / Hypnosen
Yönetmen: Ernst De Geer
Süre: 98 dakika
Yapım yılı: 2023
Kuzey Avrupa mizahının gücünü özellikle Joachim Trier ve Eskil Vogt ikilisinin devrim niteliğindeki biçimselliğiyle birleştiren Norveç sineması, son yıllarda özgün ve ince, öte yandan güldürürken bir hayli rahatsız edici olmayı da beceren komediler ortaya koyuyor.
İlk uzun metrajlı filmi Sick of Myself ile ses getiren ve anında Hollywood’a transfer olarak Dream Scenario’yu çeken Kristoffer Borgli, bunun en net örneği. Ernst De Geer’in The Hypnosis’i de benzer bir rotada bana kalırsa. Yine bir ilk film olarak parlak bir fikirle yola çıkıyor, absürt ve huzursuz edici mizahını Y-kuşağının kaygılarını, ikili ilişkileri ve girişimcilik kültürünü tiye almak için kullanıyor.

The Hypnosis | Kaynak: MUBI
Geçen yıl prömiyerinin yapıldığı Karlovy Vary Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu dahil üç ödül kazanan film, İstanbul Film Festivali’nde de Genç Ustalar ödülü için yarışmıştı. Film, sigarayı bırakmak için göründüğü hipnoterapistin söylediklerinin etkisinde kalan bir genç kadının sosyal çekincelerinin ve utanma duygusunun yok oluşu üzerine yaşadıklarını konu alıyor. Aynı zamanda iş ortağı olan erkek arkadaşı ile hayli önemli bir girişimcilik kampında kendilerini göstermeye çalıştıkları döneme denk gelen bu köklü değişim, romantik ilişkilerini de iş ilişkilerini de sarsıyor.
Asta Kamma August’un canlandırdığı Vera, dönüşümü sonucunda, bir anda her şeyi boşverip içinden geldiği gibi davranmaya ve kimseyi umursamamaya başlıyor. Bu da ironik bir şekilde, kişinin özgünlüğünün en büyük değerlerden olduğunu savunuyormuş ve kendi olmayı bir ürün gibi paketliyormuş gibi gözüken girişimcilik kültürü tarafından dışlanmasıyla sonuçlanıyor.
Vera’nın bir anda karşı çıkmaya ve umursamamaya karar verdiği değerler (The Worst Person in the World’den tanıdığımız Herbert Nordum’un canlandırdığı) tek başına kalan partneri André’yi daha şiddetli bir çaresizliğe sürüklüyor. André, başkası adına utanma duygusunu bastırmaya ve yıllarca emek verdikleri girişimi kurtarmaya çalıştıkça sistemin ve toplumun kurallarını daha çok önemsemeye başlıyor. Daha çok önemsedikçe söz konusu kuralların altında daha da eziliyor. Vera’nın sadece toplumun değerlerine ve kurallarına değil, partnerinin bunlara uyum sağlamaya olan adanmışlığına ve teslimiyetine de başkaldırdığını anlıyoruz.

The Hypnosis | Kaynak: MUBI
Filmin final sahnesi, kendime şu iki soruyu sormama yol açıyor: Bir kişinin toplumsal değer, kod ve sınırların dışına çıkması delilik, tuhaflık ya da terbiyesizlik olarak algılanırken, birileri ona eşlik ettiğinde aynı değer, kod ve sınırlar kolektif olarak sorgulanmaya başlayabilir mi? Toplumun beklentilerine ve değerlerine uymaya çalışırken kendileri olmayı unutan bir çift için ilişkilerini onarmanın yolu o değerlere beraber karşı koymak mıdır?
Nerede izleyebilirsin? The Hypnosis, bugün MUBI kataloğuna ekleniyor.
Benzer işler:
- Ingrid Goes West (2017, Matt Spicer)
- Sick of Myself / Syk pike (2022, Kristoffer Borgli)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yüzmede Olimpiyat finaline yükselen ilk Türk yüzücü olan 16 yaşındaki Kuzey Tunçelli, gelecek planlarını anlattı. Milos’taki Skinopi Lodge, lüksü ekolojik hassasiyetle bir arada sunma konusundaki iddialı bir yaklaşım sunuyor.
16 Ağu 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
33. Adana Altın Koza Film Festivali’ni, ulusal yarışmanın hayal kırıklıkları, Dünya Sineması’nın güçlü filmleri ve sinemanın sınırlarını sorgulatan tartışmalarıyla ele aldık.

Çocuk yaşta başladığı dans eğitiminin ardından İtalya’da profesyonel bir dansçı olarak tanınan Gabriele Esposito, zamanla odağını performansın ötesine taşıyarak bedenin bir görüntüyü nasıl şekillendirdiğine yöneldi. Esposito ile bedenin görsel anlatıdaki rolünü, moda ve koreografi arasındaki ilişkiyi ve hareketin yeni teknolojilerle değişen sınırlarını konuştuk.

Spotify verileri arabesk müzik dinlenmelerinin 2020’den bu yana yüzde 435 arttığını gösteriyor. Üstelik bu yükselişin merkezinde gençler var ancak yeni kuşağın bir kısmı, dinlediği müziğin arabesk olduğunun farkında bile değil. Türler arasındaki sınırların silindiği, yalnızlık ve gelecek kaygısının arttığı bir dönemde ana akım Türkçe müzik giderek daha karamsar bir tona bürünüyor.

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.





