The Phoenician Scheme: Wes Anderson af diliyor

Cannes Film Festivali’ndeki prömiyerinin ardından hemen gösterime giren “The Phoenician Scheme”, Wes Anderson'ın son 10 yıldaki en iyi filmi olmasının yanında duygusal yoğunluğu en yüksek filmlerinden biri.
The Phoenician Scheme: Wes Anderson af diliyor

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: The Phoenician Scheme
Yönetmen: Wes Anderson
Yapım yılı: 2025
Süre: 101 dakika

90’lar ve 2000’ler sinemasının dâhilerinden ve Amerikan bağımsız sinemasının mihenk taşlarından olmasına rağmen son filmleriyle beklediği başarıyı yakalayamayan Wes Anderson'ın yeni filmi The Phoenician Scheme, Altın Palmiye için yarıştığı Cannes’da prömiyer yaptı. 

Film, Cannes’dan eli boş dönse de yönetmen, geçmişteki ışığının tamamen sönmediğini kanıtlamışa benziyor. Film, muhtemelen Ortadoğu’daki kurmaca bir ülkenin kaderini ekonomik ve ticari gücünü kullanarak belirlemiş, zenginlerini daha zengin kılarken yoksullarını köleliğe ve açlığa sürüklemiş Zsa-zsa Korda adlı oligarkın (Benicio del Toro) ölümle burun buruna geldikten sonraki dönüşümünü konu alıyor. Başlarda tek derdi, ticari ilişkilerine ve ekonomik gücüne zarar vermeden ardında ismine yakışır bir miras bırakmak olan Zsa-zsa, bir rahibe adayı olan, yıllardır görmediği kızı Liesl’a (Mia Threapleton) kendini affettirmek için çabaladıkça hatalarını telafi etme yolunu seçmeye başlıyor. Her biri Wes Anderson sinemasına yakışır eksantriklikteki ticari ortakları ve akrabalarını bir bir ziyaret ederek önce çıkarlarını korumak sonrasında ise iyiye dönüşen emellerini gerçekleştirmek için çabalıyor.

The Phoenician Scheme | Kaynak: UIP Türkiye

The New Yorker yazarı Richard Brody, Anderson’ın “en duygusal filmi” olduğunu söylediği The Phoenician Scheme için “bağlılıkla dolu kızının sevgisini kazanmak için cinayet işlemeye bile razı olan merhametsiz bir adamın hikayesi” diyor. Gerçekten de film hem Wes Anderson külliyatına kıyasla baba-kız ve insan-Tanrı ilişkileri ekseninde yoğun ve duygusal sorgulamalar içeriyor hem de yönetmen son 10 yıldır yaptığı bu en iyi filmiyle, yineleyegeldiği formülün az da olsa dışına çıkma cesaretini gösteriyor.

Filmin günümüz dünya düzeninde milyarderlerin ve milyonerlerin siyasete  ya da “üçüncü dünya” ülkelerinin kaderinin belirlenmesine etkisi gibi konulara işaret ettiği aşikar. Benim asıl ilgimi çeken ise Zsa-zsa’nın yolculuğu ve dönüşümünün Wes Anderson açısından ifade ettiği, olası kişisel paralellikler oldu: Kariyerinde bir süredir inişe geçmiş olan yönetmenin bu filmle günah çıkardığını, af dilediğini, tekrar özüne dönmeye söz verdiğini hatta belki de kendisine bir varis aradığını düşündüm. Kariyerinin en başından beri tüm filmlerinde çalıştığı Robert D. Yeoman’ın yerini çağımızın en başarılı görüntü yönetmenlerinden Bruno Delbonnel’in alması, filmin oyuncu seçimi konusunda yeni isimlere (de) yer vermesi son yıllarda kendi parodisine ya da basit bir formüle dönüşmüş Wes Anderson sineması için büyük bir dönüşüm ne de olsa.

Wes Anderson sinemasının son 10 yıldır, belirlenmiş renk paletleri, dayatılmış bir simetri ve TikTok’un icadıyla tadı kaçmış bir kurgu stilinin tekrarlarıyla sıkıcılaştığını, kimsenin çıkıp da yıldız oyuncuları bir filme doluşturmanın iyi kasting olmadığını söyleme cesaretini gösteremediği oyuncu seçimleri nedeniyle kalitesini yitirdiğini düşünüyorum. The Phoenician Scheme ise yönetmenin her zamanki formülü izlemesine rağmen, kariyerinin ilk yarısındaki etkiyi yakalayabildiği bir film ve bunda Delbonnel’in etkisi çokça hissediliyor.

The Phoenician Scheme | Kaynak: UIP Türkiye 

Anderson filminin bu kez oyuncu seçimlerinde de tam 12’den vurduğunu söylemek gerek: Başroldeki Benicio del Toro’nun rolüne çok yakışması bir yana, ünlü oyuncuların her biri sadece ünlü oldukları için değil karakterlerine yakıştıkları için oradalar. Bill Murray’in Tanrı rolünde inandırıcı olmadığını kim söyleyebilir ki? Kate Winslet ile sinemacı Jim Threapleton’ın kızı, Liesl rolündeki Mia Threapleton ise bir nepo-baby olduğunu unutturan performansıyla hepsinden rol çalıyor.

Wes Anderson’ı gözümde 10 sene önceki yerine geri döndüren The Phoenician Scheme’i tematik ve görsel olarak tatmin edici, orijinal ve eğlenceli bulduğumu söyleyebilirim. Yine de, bundan iki yıl önce, Asteroid City filmini izlemeden önce kaleme aldığım Wes Anderson sineması: Bağımsız hâlâ bağımsız mı? başlıklı yazımda sorduğum soruları yineliyorum: 

"Bağımsız sinemacı Wes Anderson kendinden, kendi yarattığı 'markadan' ve 'markalaşmış stilinden' ne kadar bağımsız? Anaakıma hitap etmeyi başarmış olmasının nedeni artık bağımsız sinemayı sevenler için değil de bağımsız sinemayı sevdiğini düşünmek isteyen ama alıştığının dışına da çok çıkmak istemeyen anaakım izleyici için film yapması olabilir mi? Wes Anderson sinemasının karakteristikleri, Wes Anderson’ın bağımsızlığını koruması önündeki en büyük engel mi?"

Nerede izleyebilirsin? The Phoenician Scheme, bugün gösterime girdi.

Benzer işler:

  • Charade (1963, Stanley Donen)
  • The Brothers Bloom (2008, Rian Johnson)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

📽️ Yeni Wes Anderson, yeni Harry Potter

Wes Anderson’ın yeni filmi “The Phoenician Scheme”i izledik. Altın Palmiye’nin yeni sahibini, “Harry Potter”ın yeni oyuncularını öğrendik. “The Bear”ın yeni sezonu için heyecanlandık.

30 May 2025

The Phoenician Scheme | Kaynak: UIP Türkiye

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Ağu 2026

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı