The Playlist, Spotify ve müzik erişiminin son 20 yılı

21. yüzyılda müziğe ulaşım ve müzik dinleme deneyiminin temellerini atan Spotify'ın iyisi ve kötüsüyle etraflı bir profili.
The Playlist, Spotify ve müzik erişiminin son 20 yılı

20 Kasım - İBB Kültür AŞ - İstanbul / Duende
İBB Kültür AŞ ile birlikte

Şehirdeki etkinliklere ulaşmanın kolay yolu: Radar İstanbul Radar İstanbul İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ , biz kültür sanat aşıklarını, İstanbul’daki tüm etkinlikleri listeleyebileceği yepyeni bir platformla buluşturdu. Nedir? İstanbul’da gerçekleşen tüm kültür sanat etkinlik ve atölyelerinin tek tuşla görüntülenebildiği Radar İstanbul uygulaması; kullanıcılarına sahne sanatlarından müzelere, müzikten spora farklı ilgi alanlarına yönelik güncel bir etkinlik takvimi sunuyor. Neler var? Kültür sanat sektörünün en büyük on biletleme şirketinin altyapısıyla entegre edilen uygulama; tarih, kategori ve lokasyon bazlı filtreleme özelliğiyle kullanıcılarına konfor sağlıyor. Zamandan tasarruf ederek kolayca etkinlik bileti oluşturulmasını sağlayan uygulama iOS ve Android işletim sistemli mobil cihazlara uyumlu ve ücretsiz. İBB Kültür AŞ tarafından şehrin çeşitli kültürel mekânlarında düzenlenen ücretsiz etkinliklerin kayıtları tek tıkla Radar İstanbul üzerinden yapılabiliyor. Yaklaşık 160 bin kullanıcıyı İstanbul’un güncel kültür sanat hayatından haberdar eden Radar İstanbul'u indirmek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Çevrimiçi dinleme platformu Spotify’ın kuruluş öyküsünü odağına alan mini dizi The Playlist; birçok tartışmanın ortasında olan şirketin varlığını, uygulamalarını, müzik ve müzisyenlerle kurduğu ilişkiyi tekrar gündeme getirdi. 

16 yıl önce Daniel Ek ve Martin Lorentzon tarafından kurulan; son 10 yılda da müziğe erişim için akla gelen ilk seçenek olan Spotify, 21. yüzyıl müzik deneyiminin dönüşümü için bir domino etkisi yarattı. Erişilebilirlik, çeşitlilik, kişiselleştirme ve müzik ekonomisinin korsanlığı geride bırakması bir tarafa; yaratıcı üretimlerin metalaşması ve adil ücretlendirme diğer tarafa, çevrimiçi dinleme devini etraflıca ele alırken üstünde durulması gereken nice konu başlığı var. 

The Playlist’in tüm “start-up güzellemelerine”, jenerik konu örüngüsüne ve sık sık kabak tadı veren vasat metnine rağmen, dizinin hâlihazırda Spotify’ın etrafında şekillenen ihtilafları somutlaştıran sekanslarından bahsetmek mümkün. Buradan esinle, şirketin korsanlıkla mücadelesinden müzikte dijitalleşmenin bayrak taşıyıcısı olmasına, modern dünyanın müzikle kurduğu ilişkiden telif haklarına uzanan geniş bir özel dosyaya davetlisin.  

Spotify'ın 2008 ile 2013 yılları arasında kullandığı logosu

Korsan müzik vs. Spotify


Napster, Limewire ve The Pirate Bay gibi müzik erişimini korsan yollarla sağlayan ve 2000’li yılların ilk yarısında müzik endüstrisini krize sokan internet siteleri, Spotify’ın çıkış noktasını oluşturdu. The Playlist’te de sıkça vurgulanan, özellikle Sony Music Entertainment ile The Pirate Bay arasındaki çekişme üzerinden ilerleyen legal vs. illegal mücadelesi, Spotify’ın sıra dışı teknik ve iş modeliyle beklenmedik bir çıkış yolu bulmasını sağladı. 

Spotify; korsan yoldan müziğe erişimin güvensiz, niteliksiz ve dağınık sunumuna karşılık geniş bir şarkı havuzundan “gecikmesiz”, güvenli ve kullanıcı dostu bir müzik deneyimi vadetti. 21. yüzyılın dijital ve sürdürülebilir müzik yayıncılığının doğum sancılarını çeken müzik endüstrisi, Spotify’ın bir yandan ücretsiz dinleme imkânı verirken; öte yandan sanatçı ve plak şirketleri gibi hak sahipleri için ödeme kanalları açan iş planıyla yeni bir şafağa uyandı. 

Spotify'ın kurucuları Daniel Ek ve Martin Lorentzon. Kaynak: Spotify

Spotify, Martin Lorentzon’un TradeDoubler şirketinden getirdiği reklam yönetim ve kullanım yetkinliğini, haklarını satın aldığı müziğin erişilebilirliğini sürdürmek için kullandı. Bir yanıyla müziğe sağlıklı ve “ücretsiz” ulaşımın temelini atan ve müzik yaratıcılarını ve plak şirketlerini değerleyen Spotify, diğer yanıyla da dinleme deneyimini sürekli bölen ve bu anlamda korsan sitelerinin dikkat dağıtan kullanıcı arayüzünü “değiştirse de devam ettiren” bir işlevselliğe sahip oldu. 

Kriz yaratan reklam vs. müzik dilemmasını Premium sürümüyle aşan Spotify, modern zamanların kullanıcı katılımlı müzik dinleme ekonomisini yarattı. Korsan sitelerden önce basılı müziğin (vinil, CD, kaset) en büyük gelir kaynağı olduğu endüstri, sağlıklı bir müzik dinleme deneyimi için ödeme yapmaya niyetli insanların iyice artmasıyla radikal bir dönüşüm geçirdi. 

Apple, Spotify'ın izini takip ederek Apple Music platformunu 2015 yılında piyasaya sürdü. Kaynak: Apple

2011 yılında ABD’ye açılan ve ağını iyice genişleten Spotify örneği; 2014’te Tidal, 2015’te Apple Music tarafından takip edildi. 2010’lu yıllara damga vuran ve etki hacmi iyice büyüyen çevrimiçi dinlemeyle 2013 ile 2018 yılları arasından korsan müzik indirmenin endüstri payı %8 oranında azalarak %10 seviyelerine geriledi. Digital Media Association’ın yayımladığı rapor ise korsan indirmenin 2018’den bu yana %50 oranında bir düşüş yaşadığını tespit etti. 

IFPI’ın (Uluslararası Fonografik Endüstrisi Federasyonu) geçtiğimiz yıl için yayımladığı rapor, korsan müziğe karşıt çevrimiçi dinlemenin düzenli yükselişini ve dijital çağda müziğe erişimin en önünde yer aldığını belgeledi. Rapora göre reklamlı ve ödemeli üyelikle faaliyet gösteren çevrimiçi müzik platformları, müzik endüstrisinin %65’ini oluştururken çevrimiçi dinleme gelirleri %24.3 oranında bir artış gerçekleştirdi ve ödemeli çevrimiçi platform üyeliği 523 milyonla yeni bir rekor kırdı.

Spotify çalma listelerinden "Spotify & Chill". Kaynak: Spotify 

Dinlemenin ve keşfetmenin demokrasisi mi?


Spotify, müzik erişimine sağladığı kolaylık ve keşfedilen müziğe getirdiği çeşitlilikle de ön plana çıktı. Müzik indirmeyi, korsan sitelerde kaliteli sıkıştırılan müzik dosyalarını aramayı ve bu süreçte verilen dinleyici emeğini ve harcanan saatleri geride bıraktıran Spotify; bir tıkla erişilebilen, pürüzsüzce dinlenilen sorunsuz bir kullanıcı arayüzü yarattı. Bu özellikler dinleyiciyle müzik arasındaki yolu kısaltırken, müziğin dinleyicide konumlandığı yeri de değiştirdi. 

Öncesinde dinlemek istediği müziği kendisi arayan, bulan ve seçen dinleyici; kendisini keşif alanının dışında kalan sayısız ismin ve janrın kıyısında buldu. Spotify'ın dinleyicilerin gün içinde değişen dinleme alışkanlıklarını; dinledikleri şarkıların temposunu, uzunluğunu, ses yüksekliğini vb. faktörleri inceleyen algoritması, bu engin keşif deneyiminin arkasındaki temel aktör oldu.

“Bir kişinin dinleme tercihleri müzik tipine, anlık faaliyetlerine, günün vaktine ve daha fazlasına göre değişiyor. Bizim amacımız da her dinleyicinin zevkinin çeşitli bölümlerini incelikli bir şekilde kavramak oluyor.” - Ajay Kalia, Spotify’ın Ürün Yöneticisi 

Kullanıcılarını “konfor” alanından çıkaran ya da ona yeni “konfor alanları” yaratan Spotify, diğer taraftan da sanatçılar ve janrlar için yeni dinleyici kitleleriyle buluşma imkânları yarattı. Özellikle ana akımın dışında kalan sanatçılar; müziklerini üretmek, dağıtmak ve tanıtmak için yüksek bütçelere sahip olmak zorunluluğundan kurtuldu. 

Spotify’ın Loud & Clear sitesinden yayımladığı 2021 raporuna göre, Spotify’la 10 bin dolar üstü gelir elde eden müzisyenlerin %28’i müzik dağıtımlarını kendisi yapıyor ve %34’ü top 10 müzik pazarının dışında ikamet ediyor. Ayrıca, (her ne kadar platforma çok geç entegre edilmiş olsa da) müzisyenlerin en çok dinleme aldıkları 5 şehrin, turne programlarının ve satış ürünlerinin profillerinde listelenmesi bağımsız isimlerin keşiflerini kolaylaştırırken turne fırsatlarını da genişletiyor.   

Diğer taraftan, sanılanın aksine, çevrimiçi dinleme devinin ilk 50 sanatçısı bünyesindeki dinlemelerin görece küçük bir kısmını oluşturuyor. Örneğin, Spotify’ın ilk 50 sanatçısı platform üzerindeki toplam dinlemenin yalnızca %12’sini oluşturuyor. Bu istatistikler, popüler olanın dışında kalan kişilerin çevrimiçi dinleme devrimi öncesine kıyasla daha avantajlı bir pozisyonda olduğuna işaret ediyor olabilir. 

Spotify'ın "yakınlıklar bulutu" grafiği. Kaynak: music-tomorrow.

Algoritmanın insafında görünürlük kovalamak mı?

Diğer taraftan, Spotify'ın dinleyicilere sağladığı erişimin ve ulaşılabilir müziğin çeşitlenmesinin beraberinde getirdiği tartışma başlıkları da var: Eğer Spotify, belli tipte ve içerikte üretilen müzikleri kullanıcı alışkanlıklarıyla eşleştirerek sanatçılara verilecek görünürlük konusunda yapay zekâsının insafına kalıyorsa, bu ne kadar adil olur? 

Ana akım dinleyici tarafından tercih edilen kısa girişli, yüksek tempolu ve sesli müziklerin alternatif ve bağımsız üretimlere kıyasla öncelenmesi bu tartışmanın alt başlıklarından. Spotify çalma listelerine daha sık ve yukarıdan giren şarkıların artık neredeyse bir formüle indirgenmesi ve beraberinde kısa girişli şarkı üretimlerinin yaygınlaşması, albümlerin daha çok dinleme almak ve çalma listelerine seçilecek şarkı havuzunu büyütmek amacıyla 20 ve üstü şarkıdan oluşturulması gibi örnekler, yaratıcı üretimin yerini salt bir keşfetme yarışına da bırakabiliyor. 

Bu rekabetçi ortamda öne çıkarak görünürlük ya da para kazanmaya çalışmak, albümlerin artık yekpare bir şekilde yayımlanmasının önüne de geçebiliyor. Zira artık bir uzunçaların parçası olarak yayımlanan tekliler, albümün listelenen tüm şarkılarının yayın tarihinden önce dinleyicilerle buluşuyor. Bu “tekli yayın formatı”, her bir şarkının Spotify çalma listelerine girmesini sağlamak hedefi paralelinde uygulanıyor. Aynı zamanda, algoritma-dostu olan ve daha iyi kullanıcı etkileşimi aldığı tespit edilen anahtar kelimelerin şarkı isimleri olarak kullanılması da Spotify'ın müzik ve müzisyenle kurduğu ilişkinin dejenere, kâr temelli ve yaratıcı çıktıları yavanlaştıran bir kullanıma da meyilli olabileceğini gösteriyor.

Lil Nas X ve Jack Harlow düeti "Industry Baby" şarkısının ses analizi. Kaynak: Spotify Audio Analysis

Algoritma falı mı, kişisel müzik zevki mi?

Hâliyle, Spotify’ın engin kütüphanesinin sayısız orijinal çalma listesi, çeşitli otomatikleştirilmiş “önerileri” ve “beğenilen şarkılar” adıyla albüm bağlamından kopardığı uçsuz bucaksız kişiselleştirme labirentlerinde dolanırken akıllara önemli bir soru geliyor: Spotify’ın kullanıcı deneyimi sürecinde özerk olan kim; dinleyici mi yoksa platformun etkileşim-takıntılı, kullanıcı davranışı örüntüsü oluşturmaya yönelik uygulamaları mı? 

Bu soru, çevrimiçi platformların müzik endüstrisinin aslan payını almadan önce dinleyiciyle müziği arasındaki birebirliği, istençliği ve farkında olunarak yapılan keşifleri hatırlayan nostaljik bir tınıya sahip. Öte taraftan, bu nostaljiyi arayanların “müziklerini seçmekten ziyade, müziği onlara geldiği gibi kabul ettikleri” inancıyla hissettikleri endişe tümüyle haksız da olmayabilir. Zira Spotify’da dinlenilen müzikler gitgide platformun önerilerinden kaynaklanıyor. 

Örneğin, Stifel’ın Spotify Initiation of Coverage adlı araştırmasına göre Spotify, 2017 yılında platformdaki toplam dinlemelerin %30’unu algoritma önerileriyle gerçekleştirdi. Yakın zamanda Made To Be tarafından yayımlanan bir rapora göre ise Spotify’da keşfedilen sanatçıların üçte birinden fazlası kullanıcılara özel hazırlanan çalma listeleri üzerinden keşfedildi. 

Kimi kullanıcılar Spotify'dan ayrılarak daha geleneksel dinleme araçlarına geri dönüyor. Kaynak: Alamy/ Getty Images 

Spotify’ın özerklik iplerini eline alarak müziğe erişim sağlamaktan ziyade onu dinleyicilerin önüne hazır servis etmesi, birçok kullanıcı için yabancılaştırıcı bir etkiye sahip: 

"Zamanında Spotify kullanırken tam anlamıyla müzik dinlemiyor gibiydim. Şarkıların ilk 15 saniyesini çaldıktan sonra “atlaya” basıyordum.” -Eski bir Spotify kullanıcısı, The Guardian röportajından

Öte taraftan, şahsi tutumlar ve müzikle kurulan ilişkinin bireyden bireye değişebileceği de göz ardı edilmemesi gereken bir konu. Öyle ki Spotify’ı algoritmasının rehberliğinden bağımsızca kullanmak kişinin imkânı dahilinde. Nihayetinde dinleyicinin özerkliğini kendi özerkliğiyle değiştirmeye çalışan Spotify yapay zekâsı, durdurak bilmeden genişleyen bir seçenek havuzundan başka bir şey değil. Bu dipsiz havuzdan önüne servis alıp almamak, aldığı servisleri yaratıcı ya da konformist bir şekilde kullanmak, müzikle ve müzisyenlerle kuracağı yakınlık ya da arasına koyacağı mesafe; yani kullanıcı özerkliğini ilan etmek, Spotify’ın insafına kalmış bir konu olmak zorunda değil. 

Son olarak dinlediğinizi, dinleyeceğinizi, keşiflerinizi ve özerkliğinizi, her şeye ama her şeye rağmen seçmek mümkün. Bu oldukça önemli. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🔊 Dinleme özgürlüğüyle algoritmanın insafı arasında: Spotify

Spotify'ın 16 yıllık yolculuğunda müziğe ve müzik endüstrisine etkisi, Mark Mylod'ın şef ve mutfak kültürüne kadrajlanan yeni filmi The Menu, Ezra Collective'ın çağdaş caz cümbüşünde ikinci perdeyi açan albümü Where I'm Meant To Be.

18 Kas 2022

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Tasarım: Sho Hanafusa

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

17 Tem 2026

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Aslı Perker

·

17 Tem 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar
DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi