📙 Thurston Moore'un müziğe adanmış hayatının anı kitabı yolda

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Thurston Moore, "sonic life" tabiriyle özetlediği ilham dolu yaşamının yarısından fazlasını adadığı müziğinin köklü hikâyesine retrospektif bir bakış sunacak anı kitabı Sonic Life'ı duyurdu.
Kitapla Moore, geç 70'ler ve erken 80'ler New York şehrinin (NYC) punk/no wave müzik sahnesinden temellenerek bağımsız ve avangart gitar müziğinin kült temsilcilerinden birine dönüşen Sonic Youth'un başı çektiği müzikal yolculuğunu farklı duraklarıyla odağına alacak.
Müzisyenin küçük bir Connecticut kasabasındaki ergenlik dönemiyle açılan Sonic Life; Moore'un gitara ve rock 'n' roll müziğine dair derin tutkusunun kökenlerine inecek, 1978 yılında idealist hayallerle göç ettiği NYC'nin East Village mahallesinde dolaşacak, Sonic Youth'la kurdelesini kestiği müzikle iç içe yıllarının sayısız tanışıklıklarına ve hatıralarına ışık tutacak.

Sonic Life'ın Doubleday Books baskısı
Kitabını Moore, "Bu kitap çok uzun bir zamandır devam eden bir yazım sürecinin; yoğun bir araştırmanın, hatıralarıma ve hislerime derin dalışların bir ürünü. Sonic Youth'ta yer almanın getirdiği çalkantılı deneyimleri; bir parçası olduğumuz öncelikle New York'un 'punk' ve 'no wave' sahnelerinin, sonrasında ise yeraltı ve alternative rock'ın, kategorize edilemez müziklerin dünyasının yaratıcı topluluklarını yansıtabildiğime inanıyorum. Bazı açılardan Sonic Life, geçmişin yalnızca yüzeyinde dolaşıyor. Ancak kitapla gurur duyuyorum ve insanların fikrini duymak için sabırsızlanıyorum." diyerek tanıttı.
Sonic Life'ın ABD baskısı 24 Ekim'de Doubleday Books'tan; Birleşik Krallık baskısı ise 26 Ekim'de Faber & Faber'dan çıkacak. Moore imzalı kısıtlı sayıda baskının ön siparişleri de buradan verilebiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.




