Tiyatrodan müziğe, 8 hafta


İlhamını denizden alan lüks tasarım: Ulysse Nardin Diver x Skeleton 400 milyon yıllık varlığı yok olma riskiyle karşı karşıya kalan, okyanusun meşhur yırtıcısı köpek balığının doğası o kadar eşsiz ki, bir denge çarkı gibi, hiç mola vermez. Bugün, okyanusların ve soyu tükenmekte olan türlerin korunması zamanımızın büyük mücadelesi hâline geldikçe ilhamını denizden alan öncü saat üreticisi Ulysse Nardin , derinlere dalmayı ve köpek balıklarının ilgi çeken doğasının takip edilmesini destekliyor; Diver X Skeleton koleksiyonuyla ise saat seveleri keşfedilmemiş derin sularda bir yolculuğa davet ediyor. Ulysse Nardin 75 yıllık tarihi boyunca denizden ilham alanlara ve özgür ruhlara yenilikçi saatler sunuyor. Marka, 1846 yılından bu yana dünyanın birçok donanması için, özellikle teknolojinin gelişmediği dönemlerde, gemiciler tarafından navigasyon sistemi olarak kullanılan “marine chronometer” (gemici saati) cihazını üretiyor. Kendi yüksek hassasiyetli mekanizmalarını ve teknolojilerini üreten şirket içi uzmanlığa sahip markalardan biri olma özelliği taşıyan Ulysse Nardin; istisnai düzeydeki saatçilik birikimi ve becerisiyle beş koleksiyona odaklanıyor: The Marine, Diver, Classico, Executive ve Freak. Diver x Skeleton Farklı koleksiyonları ve teknolojileri bir araya getirerek saat severleri şaşırtan Ulysse Nardin’in , Watches and Wonders 2021 etkinliğinde duyurduğu Diver X Skeleton özel koleksiyonu, Diver ve Executive Skeleton koleksiyonlarının benzersiz birleşimini sunuyor. Diver X’in modern evrimi, sportif görünümünü korurken berraklığa doğru radikal bir adım atıyor. Ulysse Nardin’in tüm Diver saatleri gibi 200 metreye kadar su dayanıklılığına sahip olan Diver X Skeleton, sadece 175 adet üretilirken bu özel koleksiyona hayat veren UN-371 mekanizması, 44 mm kasa için tamamen baştan tasarlandı. Bilim insanları tarafından şimdiye kadar geliştirilmiş en güçlü, dayanıklı ve hafif malzemelerden biri olarak kabul edilen ve uzay endüstrisinde kullanılan “carbonium”, Ulysse Nardin Freak X modelinde olduğu gibi Diver X Skeleton’da da kullanıldı. İlk deniz kronometrelerinin üretilmesinden çağdaş tasarımlarında bulunan denizcilik ilhamına kadar her zaman dünya ve okyanuslarla korkusuz bir ilişki sürdüren Ulysse Nardin’in eşsiz saat koleksiyonlarını incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Ekim 2020: Müzik, şiir ya da diğerleri olmadan var olamayacak "yedinci sanat"ın, kendisinden önce gelen ve geleneksel güzel sanatlarla süregelen ilişkisinin farklı kesişim kümelerine uğrayacağım bir köşe olarak kurguladım Kamera Arkası'nı. Yönetmenler ya da oyuncular kadar göz önünde olmayan fakat filmlerde en az onlar kadar emeği ve etkisi olan sanatçıların işlerinden söz etmeyi amaçladım.
Sıfır noktası: Çoğu zaman gündemdeki bir filmden yola çıkan ve onun çağrışımlarından beslenen bu köşe, ilk olarak Christian Petzold'un Undine'sinden ilham aldı. Bach, Andersen ve Berlin aracılığıyla, bu masalsı filmin klasik müzikle, edebiyatla ve mimariyle olan ilişkisine göz attık birlikte.
Tiyatrodan müziğe, 8 hafta: Ardından Rebecca vesilesiyle prodüksiyon tasarımının gücüne, İstanbul Tiyatro Festivali'ni fırsat bilerek tiyatro sahnesini beyaz perdeye taşıyan filmlere, Mank'in sinematografisinden etkilenerek modern siyah-beyaz yapımlara, Ozon'un In the House'una olan hayranlığımdan yola çıkarak kurmacayla gerçeğin iç içe geçtiği üretimlere, Soderbergh'in Unsane'ini hatırlayarak iPhone'la çekilen filmlere, sinemanın aslında hiç var olmamış popüler müzik gruplarına ve son olarak A Quiet Place ve Air Conditioner'ı merkeze yerleştirerek ses tasarımına odaklandık.
Sırada ne var? Geçtiğimiz haftaki Keşif Sineması koleksiyon sayısında yeni Duende'de yeni keşifler yapacağımızdan, Keşif Sineması'nın birbirinin tamamlayıcısı bir bülten ve podcast formatına bürüneceğinden ve değerli konuklar ağırlayacağından söz etmiştim. Kamera Arkası'nda yer verdiğim farklı sanat disiplinleri arasındaki ilişkiler de bu geleceğin ve sohbetlerinin bir parçası olacak elbette.
Koleksiyona git: Koleksiyondan bir seçkiyi okumak için burayı ziyaret edebilirsin.
Dinle: Kamera Arkası "Bu efsane müzik grupları, aslında yoktular." başlıklı yazısından ilhamla hazırladığım çalma listesini Spotify görseline tıklayarak dinleyebilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
"Yedinci sanat"ın farklı kesişim kümelerine uğranan 8 hafta, 8 kesişim kümesi. Alfabenin son 3 harfinden 3 öykü.
20 Ağu 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Yıldız Tozu'nda bu haftaki konuğumuz tutkunun, hüznün, kırılganlığın cesur ve sıcak dili; İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar. Yeni bir Almodóvar filmine giderken sizi neyin beklediğini hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz. Büyük bir filmle de karşılaşabilirsiniz, küçük bir hayal kırıklığıyla da…

Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.

İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.





