"TOPLULUK KURALLARI"


TürkTraktör 1 milyonuncu traktörünü kutluyor
Türkiye’nin otomotiv sektöründeki ilk üretici kuruluşu TürkTraktör , 68 yıllık köklü geçmişinin bir simgesi olan 1 milyonuncu traktörünü üretim bandından indirerek başarılarla dolu tarihinde bir eşiği daha atlamanın gururunu yaşıyor.…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Sanıyorum 2010 yılıydı, Instagram'a kaydolurken Topluluk Kuralları kısmını incelemedim. Bana dönem dönem farklı güzellik algılarını algoritmalarla birleşip dayatan bir sosyal medya platformunun "Geniş bir hedef kitle için uygun olacak fotoğraf ve videolar paylaşın," komutunu okumamış olmaktan dolayı bir eksiklik hissetmiyordum — feed'im "Gönderiniz topluluk kurallarına uymadığı gerekçesiyle kaldırıldı," uyarılarını paylaşan sanatçıları gün geçtikçe daha çok görene kadar.
Peep Art Space'in kurucusu Aybala Yalçın'ın işleri de "İnsanların zaman zaman çıplaklık içeren sanat veya yaratıcılık eseri görseller paylaşmak isteyebileceğini biliyoruz, ancak çok sayıda sebepten ötürü Instagram'da çıplaklığa izin vermiyoruz," cümlesiyle uyuşmuş sayılarak birkaç kullanıcının şikayeti üzerine kaldırılıyor. 
İllüstrasyon: Aybala Yalçın
Çocuk istismarı ve cinsel saldırı içeriklerinden gelir elde eden PornHub tartışmaları süregelirken, tecavüz kültürünü de her gün tekrar tekrar üretirken Instagram'ın "topluluk" için sanatçıların işlerini sansürlemesi ve kadın meme uçlarının platformda yer edinmesine izin vermeyeceğini duyurması sinirimi bozuyor.
İnsan sormadan edemiyor: Kim ki bu topluluk? Meme uçlarımı "uygunsuz" bulma hakkı nereden geliyor?
Aybala'nın da dediği gibi:
Garip bir durum oldukça.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Rayka Kumru'yla cinsellik hakkı üzerine konuşuyoruz; haz kavramı ve kadın bedeni alanında yeni bir feminist aktivizm alanı sunan Permitted Love'la tanışıyoruz.
22 Şub 2022

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.




