"TOPLULUK KURALLARI"


TürkTraktör 1 milyonuncu traktörünü kutluyor Türkiye’nin otomotiv sektöründeki ilk üretici kuruluşu TürkTraktör , 68 yıllık köklü geçmişinin bir simgesi olan 1 milyonuncu traktörünü üretim bandından indirerek başarılarla dolu tarihinde bir eşiği daha atlamanın gururunu yaşıyor. TürkTraktör: 1954 yılında Türkiye’nin otomotiv sektöründeki ilk üretici kuruluşu olarak faaliyetlerine başlayan TürkTraktör, kuruluşundan bugüne tarım sektörüne yön veren yüzlerce yeniliği hayata geçiriyor. 2021 yılında Türkiye traktör üretiminin yüzde 67’sini ve ihracatının ise yüzde 88’ini tek başına karşıladı. Neden önemli? Bugün traktör pazarında tüm dünyada yıllık üretim adetleri 1.6 milyon seviyesinde ve Türkiye’de hâlihazırda kullanılan traktör parkı 1.3 milyon civarında. Bu göstergeler, TürkTraktör’ün 1 milyonuncu üretim adedine ulaşmasının ne kadar önemli bir kilometre taşı olduğunu ortaya koyuyor. Gelecekte: Tarımda sürdürülebilirliği ve verimliliği odağına alan, varlık nedenini tarımı dönüştürüp geleceğe hazırlamak olarak ortaya koyan TürkTraktör, modern tarıma yön veren köklü bir kurum olarak beş maddeden oluşan Tarımın Geleceği Vizyonu ’nu hazırladı. Bu kapsamda; tarımda teknoloji kullanımının yaygınlaşması için yaptığı çalışmaları hızlandırmayı, çevre ve iklim değişikliğiyle ilgili Türkiye’deki çiftçinin algısını güçlendirmek için projeler yürütmeyi, üretimde verimlilik artışı sağlayacak tarım ekipmanlarının geliştirilmesi için Ar-Ge çalışmalarına hız vermeyi, doğanın ve tarımının korunması için sürdürülebilir tarım konusunda farkındalık çalışmaları gerçekleştirmeyi önceliklendiriyor. Türkiye’de çiftçiye her zaman en iyisini sunmak için çalışan TürkTraktör’ün 1 milyonuncu traktöre özel reklam filmini buradan izleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Sanıyorum 2010 yılıydı, Instagram'a kaydolurken Topluluk Kuralları kısmını incelemedim. Bana dönem dönem farklı güzellik algılarını algoritmalarla birleşip dayatan bir sosyal medya platformunun "Geniş bir hedef kitle için uygun olacak fotoğraf ve videolar paylaşın," komutunu okumamış olmaktan dolayı bir eksiklik hissetmiyordum — feed'im "Gönderiniz topluluk kurallarına uymadığı gerekçesiyle kaldırıldı," uyarılarını paylaşan sanatçıları gün geçtikçe daha çok görene kadar.
Peep Art Space'in kurucusu Aybala Yalçın'ın işleri de "İnsanların zaman zaman çıplaklık içeren sanat veya yaratıcılık eseri görseller paylaşmak isteyebileceğini biliyoruz, ancak çok sayıda sebepten ötürü Instagram'da çıplaklığa izin vermiyoruz," cümlesiyle uyuşmuş sayılarak birkaç kullanıcının şikayeti üzerine kaldırılıyor. 
İllüstrasyon: Aybala Yalçın
Çocuk istismarı ve cinsel saldırı içeriklerinden gelir elde eden PornHub tartışmaları süregelirken, tecavüz kültürünü de her gün tekrar tekrar üretirken Instagram'ın "topluluk" için sanatçıların işlerini sansürlemesi ve kadın meme uçlarının platformda yer edinmesine izin vermeyeceğini duyurması sinirimi bozuyor.
İnsan sormadan edemiyor: Kim ki bu topluluk? Meme uçlarımı "uygunsuz" bulma hakkı nereden geliyor?
Aybala'nın da dediği gibi:
Garip bir durum oldukça.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Rayka Kumru'yla cinsellik hakkı üzerine konuşuyoruz; haz kavramı ve kadın bedeni alanında yeni bir feminist aktivizm alanı sunan Permitted Love'la tanışıyoruz.
22 Şub 2022

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporuna göre El Niño fenomeni, gelecek aylarda yağış ve sıcaklık düzenlerinde büyük etkiler yaratacak; sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri artarak ortaya çıkacak. “Son 40 yılın en güçlü El Niño’su” olabileceği belirtilen bu durum için dünya genelinde olağanüstü hazırlık çağrıları yapılıyor.

Bazen birini o an biraz tedirgin etmek ya da yüzleşmekten çekindiği bir gerçeği sakince paylaşmak, uzun vadede hem ona hem de ilişkiye sunulabilecek en içten ve yapıcı katkı oluyor. Belki de esas mesele, ne patavatsızca her şeyi ortaya dökmek ne de çekinip sessizliğe gömülmek… Nezaket görüntüsü altında kendi rahatımızı mı, yoksa karşı tarafın ve ilişkinin gerçek gelişimini mi düşündüğümüzü kendimize dürüstçe itiraf edebilmemiz gerekiyor.

Tıp, uzun yıllar erkek bedenini temel alarak araştırdı, hastalıkları tanımladı ve teşhis kriterleri geliştirdi. Bunun sonucun ise kadınların özellikle bazı hastalıklarda daha geç veya yanlış teşhis alması, tedaviye erişimde eşitsizlik ve yalnızca kadınları etkileyen sağlık sorunlarının yeterince araştırılmaması oldu. "Ölümcül Körlük" dizisinin ilk yazısı, tıbbın cinsiyet körlüğünün nasıl oluştuğunu ve bunun kadın sağlığı üzerindeki sonuçlarını inceliyor.




