Tükenen Kaynakları Geri Döndürme

Üretim ve tüketim sistemlerimizdeki genişleme bizi artık gezegenimizin sınırlarına kadar taşımış durumda.
Tükenen Kaynakları Geri Döndürme

BMW Aralık - Ocak Dünya Hali
BMW ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Dünya yüzeyinde binlerce yıl kullanmamıza yetecek kadar metal bulabiliriz. Çoğu yer altında olmak üzere insanlığın atmosferi nefes alınamayacak hale getirene kadar yakabileceği kömür, petrol ve doğalgaz kaynaklarımız da var. Ancak tüm bu kaynaklara baktığımızda iki ana sorun karşımıza çıkıyor. Öncelikle, bu kaynakların tümünü ayrıştırıp kullanmalı mıyız? Eğer “kullanalım” diyecek olursak, atmosferdeki karbondioksit miktarını milyonda 5000 seviyesinin üzerine çıkarmamız mümkün. Dinozorların zamanında o seviyeleri geçtiği bile oldu, dolayısıyla tüm kaynakları çıkartıp yakarsak aynı seviyeyi bulabiliriz. Tıbben biliyoruz ki, atmosferde 5000 ppm seviyesinin üzerinde karbondioksit olursa nefes bile alamayız. Diğer madenleri de çıkarmaya karar verirsek, yeryüzü canlılar için yaşam alanından çok maden alanıyla dolmaya başlar.

Ayrıca, tüm bu kaynakları çıkarıp işlemek gittikçe daha pahalıya mal olmaya başlıyor. Bazı metalleri ve kömürü neredeyse on bin yıldır çıkarıp kullanıyoruz. Dolayısıyla  rahatça ulaşabileceğimiz kaynakları çoktan tükettik. Şimdi, daha zor ulaşılan ve yoğunluğu fazla olmayan kaynaklara doğru yöneldik. Bu da elbette maliyetleri fazlasıyla artırıyor ve kaynak kısıtımızın sınırını çizen diğer olgu oluyor.

Aslında çoğumuzun fazla düşünmediği bir başka sınır daha var. Bugün yeryüzünün karalarla kaplı kısmının yarısından fazlasında tarım yapıyoruz. Gezegenimizin toplam alanının yüzde 12’si tarıma ayrılmış durumda ve gittikçe pek de uygun olmayan bölgelerde tarım yapmaya uğraşıyoruz. Bu çabayı en uç noktasına taşısak bile ne yazık ki tarım yapabileceğimiz alanlar yeryüzünün yüzde 15’ini geçemiyor. Bu nedenle de tarımsal üretim bakımından  bir sınıra çok yaklaşmış bulunuyoruz. Tarım alanlarının genişlemesi  çoğunlukla yağmur ormanlarının azalması pahasına gerçekleşiyor. Kısacası, üretim ve tüketim sistemlerimizdeki genişleme bizi artık gezegenimizin sınırlarına kadar taşımış durumda. Bundan sonra istesek de böyle üretmeye ve tüketmeye devam edemeyiz. Hadi diyelim bir on ya da yirmi sene daha böyle devam ettik. Sonrasında frene çok daha sert basmak zorunda kalacağız.

Peki çözüm var mı? Doğal çözüm olarak hepimizin aklına tüketimi azaltmak  geliyor. Aslında bu en doğru çözüm olsa da, hızlı biçimde uygulanabilirliği çok kolay olmayan bir çözüm. Bu çözüme ulaşmanın yolu, tüketimi oluşturan iki unsurun en az birini azaltmaktan geçiyor. Ya nüfusu azaltacağız, ya da kişi başı tüketimi. Bu iki faktör de yavaş değiştikleri için, bunları düzeltme üzerinde çaba sarf ederken bir başka çözüm yöntemi de düşünmek zorundayız.

Son senelerde üzerinde çok kafa yorulan diğer çözüm yöntemlerinden biri de döngüsel ekonomi. Ben elimden geldiğince “döngüsel ekonomi” kavramını kullanmamaya çalışıyorum çünkü bu kavramın içindeki “ekonomi” sözcüğü bu kavramın bir şekilde ana unsurunun “para” olduğu hissini veriyor. Oysa bu kavramın içerisindeki ana unsur “döngüsel”. Hem de asıl derdimiz burada, bir değer yaratmanın ötesinde kaynakları sürdürülebilir biçimde kullanmak. Sizler isterseniz “döngüsel ekonomi” yerine “sürdürülebilir üretim ve tüketim” de diyebilirsiniz, çünkü asıl yapılmak istenen bu. Bu çabanın sonunda her zaman fazla para kazanmak asıl amaç değil. Asıl amaç, kaynakları olabildiğince akıllıca kullanarak sınırlı kaynaklardan insanlık ve yeryüzü için en geniş faydayı sağlayabilmek.

Oldukça yeni sayılabilecek döngüsel ekonomi kavramı “üretim - olabildiğince geri dönüşüm - tekrar üretim” olarak oldukça kısıtlı biçimde algılanıyor. Bu algı çoğunlukla günlük hayatımızın sadece gıda ve tüketim ürünleri dışındaki kısmını kapsıyor. Oysa hayatımızın önemli kısmı gıda ve tüketim ürünleri çevresinde yaşanıyor. Kısaca, döngüsel üretim ve tüketim, insanlığın tüketimi azaltırken uygulamak zorunda olduğu bir yöntem. Gelecek haftalarda bu düşünce yapısının temellerini konuşmaya devam edeceğiz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

43: Gelecek Meraklıdır!

İklim Gönüllüleri, Tükenen Kaynakların Geri Gelişi, Hope Alkazar

08 Ara 2021

BMW ile birlikte
Jordan Whitt

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı