Türk sinema tarihi sil baştan: İlk film gösterimi İzmir’de yapılmış


Samandağ’da kadınlar Yaşam Boyu Öğrenim ile hayata hazırlanıyor Diageo , faaliyet gösterdiği ülkelerde, eğitim ve istihdam alanlarında engellerle karşılaşmış kişilere konaklama sektöründe beceri katmaya yönelik Yaşam Boyu Öğrenim (Learning For Life) programını uyguluyor. Programın Türkiye ayağı ise Samandağ Gastronomi Köyü’nde hayata geçti. Neler oluyor? 6 Şubat depremleri sonrasında, MeyIDiageo, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV), Samandağ Kadın Kooperatifi ve Samandağ Belediyesi’nin biraraya gelerek hayata geçirdiği Samandağ Gastronomi Köyü projesi kapsamında, MEB ve/veya üniversitelerin sertifikaları ile destekli Yaşam Boyu Öğrenim eğitimleri veriliyor. Yaklaşık bir sene önce başlatılan eğitim programı kapsamında bölgedeki kadınların konaklama ve otel yönetimi, misafir ağırlama, yiyecek-içecek sektöründe hijyen ve aşçı çıraklığı gibi alanlarda eğitilmesinin yanı sıra istihdama kazandırılması ve yörenin geleneksel gastronomi kültürünün sonraki kuşaklara aktarılması hedefleniyor. Yaşam Boyu Öğrenim programı hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Osmanlı döneminde halka açık ilk film gösterimininin 12 Aralık 1896’da İstanbul’da Galatasaray’daki Sponeck Birahanesi’nde yapıldığı kabul edilir. Bu bilginin kaynağı da Türk sinema tarihiyle ilgili ilk kitaplardan biri olan Nijat Özön’ün Türk Sinema Tarihi eseridir. Uzun yıllar referans eser olarak kabul edilen kitaptaki bu bilgi, sonraki dönemde pek çok yazar tarafından da kesin bilgi olarak kabul edilip tekrarlanır. Hatta sinema tarihimize ilişkin genel anlatıya şüpheyle bakan sinema yazarı Burçak Evren de birçok kitabında bu bilgili teyit eder.
Evren, en son 2022 yılında basılan İstanbul’un Yazlık Sinemaları Tarihi kitabında bu ilk gösterimin ilanına yer verdiği gibi gösterime katılan Ercüment Ekrem Talu’nun tanıklığını da bize aktarır. Yine bu kitaptan, bu ilk gösterimin halk arasında günlerce süren bir tartışmanın fitilini ateşlediğini ve bir heyecan dalgası yarattığını da öğreniriz.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Critics’ Choice Ödülleri belli oldu, En İyi Film ödülünü "Anora" kazandı. 30 edebiyatçının yaratıcı dünyalarının perde arkasını aralayan "Yazma Dersleri" çıktı. Olkan Özyurt, sinema tarihimizi değiştiren ilk film gösterimini yazdı.
09 Şub 2025

YAZARLAR

Olkan Özyurt
Kültür-sanat yazarı, sinema eleştirmeni. 2000 yılında Radikal gazetesi kültür-sanat servisinde gazeteciliğe başladı. 2008’de Sabah gazetesine geçerek kültür-sanat sayfasının yönetimini üstlendi. 2012'de hafta sonu eklerine geçti. 10Haber.net’te kültür sanat editörü olarak çalıştı. Sinema ile ilgili yazıları ve film eleştirileri Arka Pencere, Empire Türkiye, Sinema dergilerinde yayımlandı.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.





