Türkiye'de konut alım mevzusu: "Bir an önce hareket etmekte fayda var"


Garanti Portföy Altın Fonu son 1 yılda %107,1 getiri sağladı
Son 1 yıl getirisi %107,1 olan GTA - Garanti Portföy Altın Fonu , altın ve altına dayalı yatırım araçlarından oluşan portföyü ile yatırımlarınızı çeşitlendirme imkanı sunuyor. Getiri için kaynak: TEFAS, 13 Şubat 2026 tarihli verilere göre…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye’de konut satışları yaklaşık 1 yıl süren bir duraklama döneminin ardından tekrar ivme kazanmaya başladı. Özellikle 2025 yılının ikinci yarısında yıllık bazda çift haneli artışlarla güç kazanan bu ivme, 2025 yılı genelinde konut satışlarını 1 milyon 689 bin ile son yılların en yüksek noktasına taşıdı.
Bu satış ivmesiyle birlikte konut fiyatları da tekrardan reel artış serisine dönmeye başladı. TCMB tarafından yayımlanan konut fiyat endeksi (KFE) verilerine göre Mayıs 2024’te %14,9’la son yılların en yüksek noktasına ulaşan konut fiyatlarındaki yıllık bazda reel kayıp serisi, Kasım 2025’te KFE artışının nominal olarak yıllık bazda %31,4’e ulaşmasıyla birlikte son bulmuştu. Aralık ayında seri tekrar reel kayıp noktasına dönmüş olsa da bunun çok uzun süreli olması beklenmiyor.
Bunlarla birlikte BDDK tarafından konut kredilerine ilişkin yapılan son düzenleme ile satış ivmesinin daha da artabileceği ve bu ivme sonucunda konut fiyatlarının da etkilenebileceği pek çok çevre tarafından konuşuldu.
BDDK aldığı yeni kararla, konut kredilerinde birinci el-ikinci el ayrımını kaldırılırken, değeri 5 milyon TL’ye kadar olan A ve B enerji sınıfı konutlarda konut değerinin %90’ına, C sınıfında %80’ine, diğer konutlarda ise %70’ine kadar kredi imkanı getirdi. Fiyatı 5 milyon TL ile 7 milyon TL arasındaki konutlarda ise bu oranlar A ve B enerji sınıfında konut değerinin %80'i, C sınıfı için %70'i, diğer konutlarda ise %60 olarak uygulanacak
Buna ek olarak faizlerin kademeli olarak düşüyor olması da konut fiyatlarını önemli ölçüde etkiliyor. Faiz indirim döngüsünün yeniden başladığı tarihten bu yana konutta reel kayıp gerilerken, konut kredilerinde yıllık faiz oranı da %43,61’den %35,90’a kadar gerilemişti. Faiz indirimleri sürdükçe bu oranların daha da düşebileceği ve bunun da konut fiyatlarını etkileyeceği de doğal olarak konuşuluyor. Nitekim yakın zamanda konuyla ilgili bir açıklama yapan Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, “Konut kredisindeki maliyet oranları şu anda aylık bazda 2.5’in altına indi. Bunun ikinci yarıdan sonra yıl sonuna doğru %2’lere varan bir oranlara geleceğini tahmin ediyorum. Bu da elbette vatandaşımıza daha rahat ödeyebileceği bir konut finansmanı imkanı sağlayacaktır” ifadelerini kullanmıştı.

Peki Türkiye konut piyasasının geleceği ile ilgili gayrimenkul piyasası uzmanları ne düşünüyor, toplum içinde günden güne yayılan “şimdi almazsak bir daha alamayız” söyleminin bir gerçeklik payı var mı? İstanbul Gayrimenkul Değerleme Yönetici Ortağı Ahmet Büyükduman, Aposto okurları için anlattı.
“Konut alacak olanların bir an önce hareket etmesinde fayda var”
Konut piyasasının mevcut görünümüne ilişkin “Türkiye konut piyasası şu anda uzun dönemde demografik dinamiklerin işaret ettiği trende çok yakın seyrediyor. Hatta bu trendin üst sınırında yüksek satış oranına sahip” ifadelerini kullanan Büyükduman, “Konut fiyatları son 1,5 yıldır enflasyonun altında seyrediyordu. Ancak önümüzdeki dönemde enflasyondaki düşme ve ona paralel olarak faiz oranlarındaki gerileme dolayısıyla konut fiyatlarında yukarı yönlü bir hareket beklenebilir” dedi.
BDDK kararının konut piyasasına nasıl bir etki yapabileceğine dair sorumuza da yanıt veren Büyükduman şöyle konuştu:
“BDDK tarafından yapılan düzenlemenin kısa vadede talep yönünde güçlü bir etki yapmasını beklemiyorum. Esas etki faiz oranlarındaki gerilemeden kaynaklanacak. Ancak yıl sonuna kadar da şu an 2,69 civarında olan faiz oranlarının ancak 2,30-2,20 bandına geldiği zaman ilave bir talep etkisi yaratacağını düşünüyorum. Talep ve satışlar artmasa dahi faiz oranlarının düşmesiyle birlikte fiyatlarda teorik olarak bir yükseliş olacaktır.”
Muhtemelen faiz düşüşleri ile birlikte konutta reel artış dönemine girildiğini düşündüğünü söyleyen Büyükduman, “Bu yüzden ihtiyaç için konut alacak olanların bir an önce hareket etmesinde fayda var” dedi.
"Yatırımcı şuna bakmalı: Para nerede kazanılıyor, para nerede harcanıyor"
Yatırımcılar açısından ise konutun kısa sürede al-sat yapılabilecek bir varlık olmadığına dikkat çeken Büyükduman, “Ciddi ölçüde işlem maliyetleri var. İşler eskisine göre çok daha çetrefilli. Alım satım sırasındaki emlakçı komisyonları, tapu harçları, 5 yıldan önce elden çıkartılma durumunda değer artış vergisi gibi unsurlar gayrimenkulü kısa süreli al-sat yaparak kazanç sağlama kapılarını kapatmış gibi görünüyor” açıklamasında bulundu.
“Gayrimenkul piyasasında fiyatların geleceği ve öne çıkacak bölgelerle ilgili iki tane anahtarımız var: Para nerede kazanılıyor, para nerede harcanıyor? Yatırımcılar Türkiye coğrafyasına buna göre bakabilirler. Önümüzdeki dönemde ekonomik canlılığın yaşanacağı bölgeler veya uzaktan çalışma modeli dolayısıyla ikamet talebinin artabileceği bölgelere göre pozisyon almalarında fayda var.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yurt içi tarafında en kritik veri, bir önceki yıla kıyasla %65'e yakın artan Ocak ayı bütçe açığı oldu. Bütçe açığı verisinde özellikle yıllık bazda %180 artan faiz harcamaları göze çarparken, faiz dışı taraftaki fazla ise daha da büyüdü.
17 Şub 2026

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.




