Türkiye’de pandemi sonrası perakende sektörü ve e-ticaret

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Yaşamımızı bilgisayar ve telefonlarımızın ekranlarına sığdırmaya çalıştığımız bu günlerde salgından olumsuz etkilenen sektörlerden biri de şüphesiz perakende sektörü. Tüketim alışkanlıklarımızı baştan aşağı değiştiren bu süreç, hâlihazırda büyümekte olan ve evlere kapanmamız ile B2C sektörünün kilit bir oyuncusu hâline gelen e-ticaret sektörüne önemli bir ivme kazandırmış durumda.
- Tüketici alışkanlıkları: 2019 yılında 136 milyar lira olarak gerçekleşen e-ticaret hacmi, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın açıklamalarına göre 2020’nin ilk beş ayında geçen yılın aynı dönemine göre %48 artış gösterdi. Salgın sürecinde e-ticarette artan hacimlerin yanı sıra tüketici profilinin de genişlediğini gördük. Bu noktada en büyük farkı internet üzerinden alışverişe mesafeli duran görece yaşlı nüfusun bu trendi benimsemesi yarattı. E-ticaretin ürün çeşitliliği, kolay ulaşılabilirliği ve temassız ödeme gibi özellikleri, bu uyumun sağlanmasında etken bir rol oynadı. Satış ve pazarlama ajansı Acosta tarafından paylaşılan çalışmaya göre mart ayında internet üzerinden alışveriş yapanların %28’ini ilk defa çevrim içi alışveriş yapanlar oluşturuyor. Türkiye’de pandemi sonrası perakende ihtiyaçlarını internet üzerinden karşılamayı düşünenlerin oranı ise %49. Zira alışkanlıklarımız değişiyor derken kıyafetleri dahi denemeden aldığımız, koltukları oturmadan sipariş ettiğimiz yeni bir alışveriş çağını kastediyoruz.
- İşletmelerin yaklaşımı: Perakendecilerin ve tüketicilerin akıllarındaki "Mağaza gezme devri bitti mi?" sorusu henüz cevap bulmuş değil. Xsights Araştırma ve Danışmanlık firmasının yaptığı araştırmaya göre pandemi sonrası perakende sektörü için tam anlamıyla normale dönüşün en erken eylül ayında gerçekleşmesi bekleniyor. Yine aynı araştırmaya göre tüketiciler yeterli önlemleri almayan mağazaları ziyaret etmeyi düşünmüyor. Normalleşme süreci ile birlikte tüketicilere her ne kadar güvenli, hijyenik bir alışveriş ortamı ve temassız ödeme imkânı sağlanıyor olsa da üçüncü çeyrekte de gıda dışı perakende sektöründe mağazalara tatmin edici oranda geri dönüş beklenmiyor. İflas açıklayan mağazalar ve boşalan dükkanların sıklığı satışa çıkarılan AVM’leri beraberinde getiriyor.
- Yeni yaklaşımlar: İşletmelerin satış gerçekleştirmek için şehir merkezinde yüksek kira bedelleri ile AVM’de mağaza sahibi olma zorunluluğu, yerini Gebze ve Hadımköy’deki birkaç metrekarelik depolarda yer edinmeye bıraktı. Hepsiburada, Trendyol, N11 gibi dijital pazar devleri, cüzi komisyonlar ile küçük işletmelere ve KOBİ’lere tüketiciyle zaman ve mekândan bağımsız olarak buluşma imkânı sunuyor. Bu durumun getirisi olarak KOBİ’lerin e-ticaretteki toplam cirosu geçtiğimiz yıla oranla %80 büyüyerek 1,6 milyar lirayı aştı. Yüksek yatırım maliyetlerinden tasarruf eden birçok yeni işletme normalleşme sonrası da fiziksel mağazalardaki hibrit süreci ortadan kaldıran dijital pazarda hayatını sürdürmeyi planlıyor.
- İmkânlar, lojistik ve teknolojik altyapı: E-ticaretteki bütün bu gelişmelerin ardından hizmet sektörünün diğer oyuncuları da yeni fırsatlar yaratmak için kollarını sıvadı. İnternet üzerinden yapılan alışverişlerin son ayağı olan lojistik sektöründe yaşanan yoğunluk, depolama ve dağıtımdaki eksikliği daha da hissedilir hâle getiriyor. Kargo şirketleri oluşan bu iş yüküne cevap verebilmek için istihdam ve altyapı yatırımlarını hızlandıracaklarını belirtiyor. Gelecekte öngörülen muhtemel istihdam ihtiyacına karşın, çevrim içi e-ticaret eğitimlerine olan talep %826 oranında artış göstererek rekor kırdı. Dijital pazar sitelerine altyapı hizmeti sağlayan Ticimax firmasının çevrim içi eğitimlerine dahil olan katılımcı sayısı son üç ayda 6 bini aştı. Firmanın hedefi yıl sonuna kadar 20 bin e-ticaret uzmanı yetiştirerek sektöre kazandırmak.
- Gelecek: Yıl başından bu yana gelen veriler, yatırımların yalnızca yerel seviyede kalmayacağını gösteriyor. Hâlihazırda Türkiye’nin ihracat hacminin üçte birini oluşturan Orta Doğu ülkelerinde internet üzerinden alışverişte artış, salgın süresinde %400 ila %850 seviyelerini gördü. Bu süreçte Türkiye’nin bölgeye e-ihracat hacmi ise %7,1 oranında artış gösterdi. Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu, konu ile ilgili çevrim içi platformlarda gerekli teknoloji, lojistik ve insan kaynağı yatırımlarının artırılarak, Türkiye’nin gelecekte bölgedeki en büyük beş oyuncudan biri olacağını öngördüklerini söylüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
20 Temmuz sabahından herkese merhaba. Bu haftanın bülteninde tüm sektörler için çalkantılı geçen ikinci çeyrek sonuçlarına bakıyoruz. Haftanın hikâyesinde Türkiye'de hızla büyüyen e-ticaret var.
20 Tem 2020

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?



