Türkiye'yi çevreleyen denizlerde plastik kirliliği artıyor


Fark yaratan güzellikle Türkiye’de 20’nci yıl: The Body Shop
Türkiye'de 20'nci yıl 2003 yılında İstanbul ’da açtığı mağazasıyla ilk defa Türkiye’deki müşterileriyle buluşan The Body Shop ; çevreye ve topluluklara fayda yaratan kampanyaları, her birinin ayrı bir hikâyeye sahip olduğu zengin ürün…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Doç. Dr. Ülgen Aytan, Türkiye'nin çevresindeki denizlerde mevcut olan plastik kirliliğine dikkat çekerek "Denizlerimiz mikroplastiklerle kontamine olmuş durumda, üç tarafımız artık denizlerle değil plastik denizlerle çevrili." cümlesini kurdu.
- Plastik vurgusu: Plastik atıklar, deniz ekosistemi içinde diğer kirleticilere kıyasla daha karmaşık bir dağılım sergiliyor ve bu nedenle son derece kompleks bir kirletici şeklinde adlandırılıyor:
- "Deniz suyuna göre yoğunlukları daha düşük olduğu için plastiklerin çok büyük bir kısmı yüzer sisteme girdiği andan itibaren akıntı ve rüzgarlarla kaynağından çok uzaklara taşınabiliyor. Herhangi bir karışımda deniz dibinden yüzeye çıkabiliyor."
- Karadeniz'de durum: Karadeniz'deki bazı alanlarda kilometrekare başına 1 milyondan fazla mikroplastik parçacığı bulunuyor. Az tuzluluk sebebiyle plastiklerin daha hızlı battığı Karadeniz'de, deniz tabanındaki mikroplastik durumunu tam anlamıyla tespit etmek de zor.

Fotoğraf: Yasin Akgül/AFP, Getty Images
- Marmara'da durum: Marmara Denizi'nin yaklaşık 25 milyonluk bir nüfusun atık sularının boşaltıldığı bir alan olması, yoğun endüstriyel ve kentsel baskıya maruz kalması nedeniyle plastik kirliliği açısından önemli ölçüde etkileniyor. İzmit Körfezi'nde yapılan tespitlerde, kilometrekare başına 8 milyonu aşkın mikroplastik parçacığı bulunuyor.
- Ege'de durum: Ege Denizi, Marmara ve Karadeniz'le kıyaslandığında plastik kirliliği açısından daha iyi durumda. Ancak İzmir Körfezi'nde de kilometrekare başına 8 milyon parçacığı aşan mikroplastik yoğunluğu olduğunu kaydediliyor ve İzmir Körfezi'nin özel hidrografik yapısı, körfeze giren tüm kirleticilerin hapsedilmesine yol açıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Çevre Haftası kutlamaları arasında renk yapımı ve insanlık tarihinin kesiştiği noktalar, aşırıya kaçan uygulamalar üzerine.
09 Haz 2023

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.



