Uçan Süpürge’de otuzuncu yıla doğru: Siz kadınlara çiçek mi dediniz?

2-7 Haziran tarihleri arasında Ankara'da düzenlenen, basın destekçileri arasında yer aldığımız 29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali sona erdi; festivalin tek ödülü olan FIPRESCI Ödülü, "Yo (Love Is a Rebellious Bird)" filmine verildi.
Uçan Süpürge’de otuzuncu yıla doğru: Siz kadınlara çiçek mi dediniz?

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Geçen hafta, Aposto olarak basın destekçileri arasında yer aldığımız, Uçan Süpürge Vakfı tarafından Ankara’da düzenlenen 29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’ndeydim. Festivalde üç gün boyunca, diğer festivallerde kaçırdığıma üzüldüğüm ya da Türkiye prömiyerlerini Uçan Süpürge’de yapan birkaç filmi izleme fırsatı buldum. 

Öte yandan vakfın ana yürütücüsü olduğu, Türkiye’de Sanat ve Kültür Yoluyla Değişime İlham Vermek: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Dezavantajlı Kılınan Kadınlar için Gençlik Savunuculuğu (Sanatla) Projesi kapsamındaki kısa film atölyesinde bir ortak düşünme oturumunun parçası oldum. Kadınların yönettiği, yarattığı filmleri izlemek kadar, filmleri ve sinemayı kadınlarla tartışmak da ilham verici.

Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri yolladığı tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 29 yıldır ayakta durmasının ve sürdürülebilmesinin yanında bunu Türkiye’deki birçok toplumsal, siyasi ve ekonomik engele rağmen başarmasıyla da övgüyü hak ediyor. Yıllardır eşitlik, fırsat eşitliği, kadın cinayetleri ve İstanbul Sözleşmesi gibi toplumsal sorunlara ses çıkaran, bunu sadece gösterdiği filmlerle değil yarattığı tartışma ortamı ve akademik işbirlikleriyle de yapan festivalin önemi hayati. 

“Çiçek mi dediniz?” teması ile düzenlenen bu yılki festivalin açılışından kapanışına kadar, 29. edisyonunun kutlandığı değil, 30. edisyonunun “her şeye rağmen” yapılacağının vurgulandığı ve bu konudaki kararlılığın gösterildiği bir ruha bürünmesi de bu hayati önemden kaynaklanıyor belli ki.

Lúcia Murat, ödülünü festival yönetmeni Alin Taşçıyan’dan aldı. | Kaynak: Uçan Süpürge Vakfı

Festivalin açılış gecesinde Türkiye ve dünya sinemasında festivalin savunucusu olduğu değerleri paylaşan ve yaşatan, duruşu sergileyen beş önemli isme ödüller verildi: Onur Ödülü oyuncu Emel Göksu’ya takdim edilirken, Bilge Olgaç Başarı Ödülleri Brezilya sinemasının feminist direnişçisi Lúcia Murat, yapımcı Dilde Mahalli ve oyuncu Melisa Sözen’e, Genç Cadı Ödülü ise oyuncu Ece Bağcı’ya sunuldu.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali FIPRESCI Jürisi: Nadia Meflah, Omnia Adel Hassan ve Ece Vitrinel | Kaynak: Uçan Süpürge Vakfı

Oyunbozanlar, Pembesiz Mavisiz, Yakın Plan gibi bölümlerinde gösterilen filmlere ek olarak, gösterilen filmleri FIPRESCI jürisinin değerlendirdiği Her Biri Ayrı Renk seçkisinde ABD, Almanya, Belçika, Brezilya, İspanya, Pakistan, Türkiye’den sekiz film yarıştı. Ödülü, bu yılki Berlin Film Festivali’nde Olağanüstü Sanatsal Katkı alanında Gümüş Ayı kazanan, Anna Fitch ve Banker White’ın yönettiği Yo (Love Is a Rebellious Bird) adlı belgesel film kazandı. Jüri her harfine katıldığım gerekçesini şöyle açıkladı:

"FIPRESCI jürisi, bir hatırlama biçimi olarak sinemaya saygı duruşunda bulunmadaki becerisi ve anıların kendi yaşamları olduğunu kanıtlaması nedeniyle ödülünü “Yo, Aşk Asi Bir Kuştur” filmine veriyor. Samimi bir belgesel ile sinematik bir hayalin kesişiminde yer alan film, Yo’nun son anlarını Anna’nın anılarından yarattığı dünyalarla iç içe geçiriyor. Çağları ve kıtaları aşan hikayeler aracılığıyla, özgürlüğünün rehberliğinde, dizginlenemeyen bir kadının sesi ortaya çıkıyor. Yaratıcılık, geçmiş ve şimdiki zamanı birleştirirken kederin dönüştüğü ve sevginin akmaya devam ettiği bir buluşma noktası hâline geliyor."

Festival programının dikkat çekici yapımlarından biri ise Macaristan sinemasının önemli kadınlarından Ildikó Enyedi’nin yönettiği Silent Friend’di. Geçen yılki Venedik Film Festivali’nde FIPRESCI jürisinin ödülüne layık görülen film, Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’nde de FIPRESCI Özel Gösterimi adı altında gösterildi. Almanya’da kökenleri Ortaçağ'a uzanan bir üniversite kasabasında, botanik bahçesinin tam ortasında asırlık, görkemli bir ginkgo ağacını merkezine alan film üç farklı dönemde yaşamış üç karakteri ağacın gözünden ve ağaç ile olan ilişkileri üzerinden anlatıyor. 

Silent Friend | Kaynak: Uçan Süpürge Vakfı

Silent Friend, doğa ile ve birbirimizle kurduğumuz ilişki, dünyayı algılayış ve dış etkenlere tepki veriş biçimlerimiz üzerine düşündürürken, üç dönemi yansıtan farklı biçimsel dilleriyle de dikkat çekiyor. Yavaş, sessiz, durgun sinemanın süresini hiç hissettirmeyen bu iki buçuk saatlik örneği, sinemanın gücünü hissettiren, sizinle uzun süre kalan filmlerden.

Silent Friend | Kaynak: Uçan Süpürge Vakfı

Festivalin Pembesiz Mavisiz bölümünde gösterilen iki film, Belçika’dan Cecilia Verheyden’den Skiff ile İran’dan Farnoosh Samadi’nin Between Dreams and Hope filmleri trans erkeklerin yaşadıklarını konu alırken, coğrafyanın kader olduğunu bir kez daha hatırlatıyordu. 

Silent Friend | Kaynak: Uçan Süpürge Vakfı

Skiff, kendini sadece kürek çekerken kendi gibi hisseden 15 yaşındaki Malou’nun havuzlardaki yapay akıntılara ve yerinde duran kürek makinesinin yarattığı illüzyondan dışarı taşarak özgürleşme yolculuğunu anlatıyor. Between Dreams and Hope ise cinsiyet uyum sürecindeki Azad’ın devlet otoriteleri tarafından istenen izin belgesini imzalatmak için yabancılaştığı, dahası kendisini öldürmek isteyen babası ile yüzleşmek zorunda kalışını... 

Belçika’daki trans bir çocuğun ailesiyle olan ilişkisi ve kabul edilişi ile İran’daki trans bir yetişkinin ailesi tarafından reddedilişi ve terk edilişini karşılaştırmak tabii ki mümkün değil. İki karakterin "özgürleşmek" için göze aldıkları, karşı koydukları ve maruz kaldıkları çok farklı boyutlarda olsa da, onları tutsak hissettiren bedenleri ve her şeye rağmen özgürleşme kararlıkları aynı.

Seneye, 30. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde görüşmek üzere.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Emre Eminoğlu

·

25 Eyl 2026

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Aslı Perker

·

25 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

25 Eyl 2026

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Mehmet Sindel

·

24 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.

Soner Can

·

24 Eyl 2026

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah