Venedik’te sürdürülebilir turizm pratiğine doğru


Senin için, sana özel: Custom Rebels İleri dönüşümün olağanüstü bir sanat koleksiyonu doğurabileceğini tahmin edebilir miydik? Belki edebilirdik; fakat önyargılarımız ne kadar biricik, anlamlı ve değerli bir anlayışın hayata gelebileceğine yeterince inanmayabilir di. Sanatçılarla moda meraklıları arasında köprü kurarak bu önyargıya meydan okuyan Custom Rebels , hızlı modayı döngüsel ekonomi kavramı ile birlikte şekillendirmeye davet ediyor. Nedir? Defolu ürünlere ileri dönüşüm, tasarım ve sevgi yoluyla ikinci bir hayat veren Custom Rebels’ın DNA’sında benzersiz ve eşsiz olmak var. 2014 yılında yalnızca bir moda markası olmayı değil bir sanatçı birliği yaratmayı amaçlayarak yola çıkan Custom Rebels, tamamen yaratıcılık, sınırlı ve özel üretimle ilgileniyor. İleri dönüştürülerek üretilen parçaların her biri sanat eseri ve anlattığı benzersiz hikâyeyle modanın geleceğini temsil ediyor. Her birinin yalnızca sınırlı sayıda üretildiği koleksiyonlardan biriyle sen de çevre açısından anlamlı ve benzersiz bir anlayışın parçası olabilirsin. Hızlı giyimi yavaşlatarak geri dönüşümün bir parçası olmak mümkün. Neden önemli? Hızlı modaya meydan okuyarak sektörel değişimin öncüsü olmayı hedefleyen Custom Rebels bir yandan büyük tekstil markalarına atık yönetimi çözümleri sunarken bir yandan sınırlı sayıda ürettiği parçalar aracılığıyla herkesin kendini ifade edebileceği bir yaratıcı topluluk oluşturmak için alan açıyor. Custom Rebels sürdürülebilirliğin sanatsal ve keyifli bir yolculuk olduğunu vurgulayarak her özel ileri dönüşüm parçasıyla yaratıcılığın, bireyselliğin ve kendini ifade etmenin değer gördüğü ve kutlandığı bir dünyayı teşvik ediyor. Custom Rebels : DNA’sına ileri dönüşümü kodlayan Custom Rebels, markalar ile tekstil atığını önlemek üzerine başlattığı iş birliklerini daha da ileri taşıyarak, kusurlardan yepyeni eşsiz parçalara dönüştürdüğü asi yolculuğunda önemli adımlar atıyor. Biricik ürünleri ve arkasındaki hikâyeleri keşfetmek için Custom Rebels ’ı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Venedik, aşırı turizmin çevresel etkilerini azaltmak için 25 kişinin üzerinde turist gruplarını ve yüksek sesli hoparlör kullanımını yasaklıyor. Bu yeni kurallar, Haziran ayından itibaren geçerli olacak.
- Neden? Şehir yönetimi, hoparlörlerin "karışıklık ve rahatsızlık yaratmasının" önüne geçmek amacıyla bu kararı aldı. Aşırı turizm, tarihî kanal şehri için acil bir sorun olarak değerlendiriliyor.
- Şehir, 2019’da 13 milyon turist ağırladı. Ancak bu yüksek rakam, Venedik’in ekolojik dengesine ve kültürel mirasına zarar verebilir. Eylül ayında, günlük ziyaretçiler için 5 avro giriş ücreti uygulaması denendi.
- Neler oluyor? Venedik’in bu adımları, kentsel çevre üzerindeki turistik baskıyı azaltma ve sürdürülebilir turizm pratiğine doğru bir yönelişin parçası. Şehrin sakinleri, artan turist sayısının tarihî adayı boğabileceği endişesiyle yerlerini terk ediyor. Vatandaş dernekleri, hem turistler hem de yerel halk için mevcut yatak sayısını takip etmek üzere çalışmalar yürütüyor. Turist yatak sayısının yerel halkınkini aşması, şehrin demografik yapısını ve yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.
- Daha önce: Temmuz ayında UNESCO uzmanları, iklim değişikliği ve aşırı turizmin şehri tehdit ettiği gerekçesiyle Venedik’in tehlikede olan dünya mirasları listesine eklenmesini önermişti. Yetkililer de kentin sorunlarına stratejik bir vizyon eksikliğiyle yaklaştıkları için eleştirilmişti.
- Ancak UNESCO sonunda Venedik’i listeye eklemedi.
- 2021’de, büyük yolcu gemilerinin tarihî merkezin dışında tutulması kararı alındı. Bu adım çevresel etkileri ve kentin altyapısına olan zararları azaltmayı amaçlıyor.
- Genel bakış: Venedik’in bu çabaları, aşırı turizmin çevresel ve kültürel miras üzerindeki etkilerine karşı atılan önemli adımlar olarak değerlendirilebilir. Şehrin bu politikaları, sürdürülebilir turizm ve çevresel koruma konusunda diğer turistik destinasyonlara örnek teşkil edebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Antik çağlardan modern döneme, orkalarla insan etkileşiminin tarihsel perspektifi üzerine sorulabilecek bir soru daha var: Orkalar, çevresel adaletin bir sembolü olabilir mi?
06 Oca 2024

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?



