
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Bir fotoğraf tutkunu hayal edin ki hayatı boyunca yüzlerce ölümsüz kare için deklanşöre basıyor fakat bunların çoğunu bastırmıyor. İçindeki ürettiği şeyi sergileyip insanların beğenisine sunma dürtüsünün ötesinde bu çektiği binlerce fotoğrafı kendisinin dahi merak edip görmemiş olması akıl almıyor. Bazılarınızın Vivian Maier’den bahsettiğimi tahmin ettiğinizi biliyorum, evet konumuz gizemli fotoğrafçı Vivian Maier ve niyetimiz arkasındaki gizemi şehirlere bıraktığı izler üzerinden çözmek.
Vivian Maier, 1954
Birçoğumuzun 2013 yapımı Finding Vivian Maier belgeseliyle tanıdığı Maier’ın ne zaman fotoğraflarından birini görsem uzun uzun düşüncelere dalıyorum. Sokak fotoğrafçılığının en çarpıcı örneklerinden olan bu çalışmalar günümüzün çokça kullanılan “anı yakalamak” terimini de tam olarak karşılayan eserler bence. Çoğu Şikago’da çekilen ve bir şehrin hafızasını oluşturan onlarca fotoğrafın bir tesadüf eseri keşfedilene dek hiç basılmamış olması ise her aklıma geldiğinde tekrar yüksek dozda şaşırıyordum. Ta ki Maier’ın ardındaki sırrı yavaş yavaş çözene dek. Artık ikinci el bir açık arttırmada keşfedilen, henüz hiç basılmamış onlarca film rulosunun bir tesadüf değil planlanmış bir işaret olduğuna eminim.

Vivian Maier, İsimsiz, 1966
1950’lerden 1990’lara dek dadılık yaparak hayatını kazanan ve Şikago’da yaşayan Vivian Maier, baktığı onlarca çocuğun ve ailelerinin anlattığına göre içine dönük ve gizemli bir karaktermiş. Kendisinin fotoğraf çektiğini bilen ise neredeyse yok denecek kadar az. İnsan ister istemez merak ediyor, bu kadın bu fotoğrafları neden çekiyor? Ben de keşfedene dek merak ediyordum ancak artık biliyorum.
Kendisini tanımak isteyenleri geçiştiriyor, “ben gizemli bir kadınım”, “Miss V. Smith”, “bir casusum” gibi cevapları ise saklı kalmak istemesinin ve kinayeli bir dille asıl mesleğine dikkat çekmesinin önemli işaretleri bence. Evet ben Maier’in bir fotoğraf casusu olduğuna inanıyorum. Sosyolojik bir veri casusu da diyebiliriz buna. Kimliğini saklaması gereken, bu yüzden dadılık mesleğini bir perde olarak seçen, aslında tüm işi gücü fotoğraf çekerek insanları belgelemek olan bir ajan. Tabii ek olarak gizemli olayları çözmeye çalıştığını da düşünebiliriz, biriktirdiği gazete yığınlarında yer alan cinayet, çocuk istismarı, taciz, tecavüz haberleri bunu kanıtlar nitelikte. Gizemli casusumuzun ardından keşfedilen eşyaları arasında bir de onlarca ses ve video kaydı bulunuyor.
Vivian Maier, İsimsiz, 1956
Diane Arbus’un meşhur “Fotoğraf, bir sır hakkındaki bir sırdır.” lafı Maier’de “fotoğrafçı bir sırdır”a dönüşüyor. Maier çözebilene fotoğraflarında birçok işaret bırakıyor. Gölgesini çekmesinin haricinde sık sık kendi portresine de rastlayabiliyoruz çalışmalarında. Bir şeylerden yansımasını çekmeyi çok seviyor. Bunun da keşfedilmeyi bekleyen minik işaretlerinden biri olduğunu düşünüyorum.
Maier’in üç kuşaktır ABD'de yaşayan bir aileden olduğu ve New York’ta dünyaya geldiği biliniyor. Resmî kayıtlarda geçen adı Vivian Dorothy Maier. İnsanlara Fransa doğumlu bir Fransız olduğunu söylese de resmî kayıtlara göre 1 Şubat 1926 New York doğumlu. Fransız bir anne ve Avusturyalı bir babanın kızı. Ancak bu bilgi yanında çalıştığı aileleri çok şaşırtıyor çünkü onlar Fransız aksanıyla konuşan ve kendisini bir "Fransız" olarak tanıtan Maier’i biliyorlar. Günümüzde Fransız aksanının sahte olduğuna yönelik tahminler de var. Bir durum ajan için çok da şaşırtıcı olmasa gerek.
Vivian Maier, İsimsiz, 1979
Peki Şikago’yla bütünleşmiş fotoğraflarından arındırarak başka şehirlerde hayal etsek Maier’i? Çoğu Şikago’da çekilen ve şehrin sosyokültürel yapısını yansıtan bu fotoğrafları çekenin imzası kadar çekildikleri mekân da önemli kılıyor diye düşünüyorum. Örneğin, bu fotoğraflar Paris’te çekilse ekonomik seviyesi daha yüksek insanların fotoğraflarıyla mı karşılaşacaktık? Belki şehrin moda tutkusu Maier’in de fotoğraflarının önemli bir ögesine dönüşecekti. Fransa’da küçük bir kasabada bir süre yaşadıktan sonra ABD'ye tekrar geri dönmesi gösteriyor ki Şikago’nun hayatında ve fotoğraflarındaki anlamı büyük.
Vivian Maier, İsimsiz
Maier hayatının bir döneminde bir dadı için şaşırtıcı olabilecek, bir yıldan uzun süren bir seyahate çıkıyor. Mısır, Tayland, Yemen, Hindistan, Çin ve hemen hemen tüm Güney Amerika’yı kamerasıyla geziyor. Ya bu seyahatte seçtiği bir ülkeye, şehre yerleşseydi? Onunla Şikago’nun yoksul mahallelerinin stereotiplerini değil de Kahire’yi özdeşleştirseydik? Nil Nehri kıyısında, bir çöl kenarında, piramitlerin arasında, kendi gizemli havasına uyum sağlayabilecek mistik bir şehirde nasıl izler bırakırdı Maier? İslam kültürü ne kadar ilgisini çekerdi acaba? Peki ABD'de olduğu gibi rahat bir şekilde fotoğraf çekebilir miydi, bir kadın olarak özgürce gezebilir miydi? İnsanlarla kendini ne derece özdeşleştirebilirdi, kimliğini ne derece gizleyebilirdi?
Vivian Maier, 1956
Tüm bu sorular bir fotoğraf casusunun ardındaki sır olarak saklı kalmaya devam edecek. Belki bir gün Maier’in hiç bilmediğimiz bir şehirde çekilmiş onlarca film rulosuna daha rastlanacak ve onlar üzerine tekrar konuşacağız. Tabii Maier bunu keşfetmemizi isteyip küçük işaretler bıraktıysa. Günlüğüne sarılan yalnız bir genç kız gibi foto günlükler yaratan, insanlardan bu kadar kaçarken fotoğraflarında yine onlara sığınan bir fotoğrafçının izlerini bu defa bambaşka bir şehirde sürebiliriz, neden olmasın?
Vivian Maier'ın görsel dünyasında kaybolmak ve kategoriler hâlinde fotoğraflarını incelemek için resmî websitesini ziyaret edebilirsiniz.
(Bu yazıda anlatılanlar tamamen kurgudur ya da değildir.)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hayal ve gerçek arasında: Kemal'in Füsun sandığı gölgeler, bir fotoğraf casusu; Vivian Maier'in şehri
09 Nis 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.



