Wicked: Perdeye sığmayan bir müzikal


Tuğçe Tatari’den çocuklara: ‘Biri ve Diğeri’
Gazeteci Tuğçe Tatari’nin Biri ve Diğeri adlı yeni çocuk kitabı Literatür Çocuk Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı. Tatari kitabında, yanına oyuncak bebeği ve hayallerinden başka hiçbir şey alamayan bir kız çocuğunun hikayesini…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Wicked: Part I
Yönetmen: Jon M. Chu
Süre: 160 dakika
Yapım yılı: 2024
Üç, dört, hatta beş neslin birden çocukluğunda izlediğini ve etkisi altında kaldığını söyleyebileceği çok az, belki de tek bir film vardır: Victor Fleming’in L. Frank Baum’un 1900 tarihli romanından uyarlanan, 1939 yapımı filmi The Wizard of Oz.
Roman ve film, Kansas’taki bir çiftlikten gökkuşağının ardındaki Oz Diyarı’na giden küçük Dorothy’nin (Judy Garland) burada beyni olmayan bir korkuluk, kalbi olmayan bir teneke adam ve cesareti olmayan bir aslan eşliğinde, Kötü Cadı’ya rağmen Oz Büyücüsü’ne ulaşmaya çalıştığı macerasını anlatır. Anneannemin ve annemin de Wizard of Oz’u izlediğini biliyor, Dorothy’nin artık Kansas’ta olmadığını anladığı o sahnede film birden renklendiğinde büyülendiğini tahmin edebiliyorum. İlk izlediğim filmlerden biri olmasını da tabii ki onların deneyimine ve büyülenişine bağlıyorum.
Wizard of Oz’u henüz anaokuluna bile başlamadığım yıllarda VHS kasetlerden tekrar tekrar izleyişlerim, belki de sadece bana çok kez anlatıldığı için hatırladığımı sandığım anılardan. Ama Oz Büyücüsü’nün, annemin beni birkaç kez götürdüğü, Atatürk Kültür Merkezi’nin büyük salonundaki çocuk oyunu uyarlamasını net bir şekilde hatırlıyorum. Tamam, belki de sadece tek bir kısmını: Yeşil suratlı Kötü Cadı’nın korkunç bir kahkaha ve dumanlar eşliğinde locada belirip beni ve koca salondaki tüm çocukları korkutuşunu...

Wicked | Kaynak: IMDb
Oz Diyarı, 2000’lerin başında yeni bir hikayeyle Broadway sahnesine taşınmış, müzikal tiyatro dünyasına yeni bir hit kazandırmıştı. Wicked müzikali, Dorothy’nin Oz Diyarı’nı ziyaretinden yıllar önce, Glinda ve Elphaba’nın İyi Cadı ve Kötü Cadı olmadığı, birer öğrenci ve yakın dost oldukları yılları ve Eplhaba’nın Kötü Cadı’ya dönüşmesinin ardındaki nedenleri anlatıyordu.
Tüm zamanların en çok kazanan müzikalleri sıralamasında The Lion King’in (1997-...) ardından ikinci sırada yer alan Wicked, 2003’ten beri pandemi dönemi dışında kesintisiz olarak sahnelendi ve 8.000. performansını geride bıraktı. Bu başarılı müzikal ve dev prodüksiyonun sinemaya transfer olmaması düşünülemezdi. Araya farklı yapımlar, pandemiler, grevler girse de Wicked’ın sinema uyarlaması, Crazy Rich Asians ve In the Heights ile tanıdığımız Jon M. Chu’nun yönetmenliğinde, sonunda karşımıza çıktı. Ufak bir (kötü) sürprizle: Sinemalarda izleyeceğimiz Wicked’ın adı aslında Wicked: Part I ve film fenomene dönüşmüş müzikalin şimdilik sadece ilk yarısını izleyebilmemizi sağlıyor.
Çok konuşulan Broadway müzikalleri sıklıkla beyazperdeye taşınıyor ve bu özellikle sahne prodüksiyonlarının ziyaret ettiği ülke ve şehirlerin dışında yaşayanların ya da biletlerini karşılayamayanların müzikallerle buluşması için inanılmaz bir fırsat. Müzikal tiyatro uyarlaması filmlerin, Chicago ya da Les Misérables gibi ödül sezonunun yıldızlarına dönüşmüş başarılı uyarlamaları da var. Üstelik müzikal uyarlamalarının görsel efektler ve kurgu yardımıyla tiyatronun sınırlarını aşmak gibi bir avantajı da var. Fakat filmin süresini mantıklı sınırlarda tutmak adına bazı şarkıların ya da sahnelerin kesildiği durumlar da söz konusu olabiliyor. Wicked ile ilgili, filmden zevk almamı engelleyen en büyük sorunum da burada başlıyor. AV Club’dan Emma Keates de, filmde yeni, özgün bir şarkı olmayacağını duyurduğu, yaklaşık 2 ay önceki yazısında şöyle diyor:
“Bölüm I olarak gösterime girecek film 2 saat 40 dakika uzunluğunda ve bu neredeyse tüm müzikalin süresine -ki 15 dakika ara da buna dahil- eşdeğer. Yani film bir şekilde geriye kalan bir perdelik boşluğu şarkıların ve hikayenin sadece yarısıyla dolduracak. Bu da endişe verici.”
Yazar endişe etmekte haklı. Wicked: Part I, hiçbir yeni şarkı eklemeden bir perdelik malzemeyi iki perdelik süreye uzatırken tahmin edilebileceği gibi gereksiz uzunlukta sahneler, bakışmalar ve sessizliklere, hikayeye hiçbir şey katmayan ekstra diyaloglara başvurmuş.

Cynthia Erivo, Wicked | Kaynak: IMDb
Gereksiz uzunluğu ve 2025’te bizi muhtemelen aynı gereksiz uzunluktaki bir ikinci bölümün beklediği gerçeğini bir kenara bırakırsak, filmin olumlu yönleri olumsuz yönlerine ağır basıyor. Cynthia Erivo ve Ariana Grande’nin performansları, bu hikayeye yakışacak şekilde, karikatür ve ciddi oyunculuğun, çocuksuluk ve yetişkinlik arasında bir denge sağlıyor. İkili hem solo performanslarında hem de karşılıklı sahnelerinde ve düetlerinde bu roller için çok iyi seçimler olduklarına ikna ediyorlar. (Orijinal müzikal kadrosundan Idina Menzel ve Kristin Chenoweth’in yaratıcı bir şekilde, kısa da olsa filme dahil edilmeleri de mutluluk verici.)
Filmin prodüksiyon tasarımı, kostümleri ve pratik efektleri çocukluğumda Oz Diyarı’na dair hayal ettiğim uzantılara çok yakışmış. Öte yandan bu muhteşem görselliğin ve rengarenk dünyanın (İstanbul’daki en iyi koşullarda izlememe rağmen) çoğu Disney filminde olduğu gibi çoğu sahnede karanlığa bulanmış olmasıysa affedilemez. Sanatsal ekibin ve oyuncuların başarısını gölgede bırakan görüntü yönetimi filmin görsel anlamdaki belki de tek olumsuz yanı.

Ariana Grande | Kaynak: IMDb
Cynthia Erivo’nun Defying Gravity ve Ariana Grande’nin Popular performanslarının yılın en akılda kalıcı sahneleri, en sinematik anları arasında anılacağına eminim. Koreografileriyle, yarattığı görsel dünyayla ve Oz Diyarı’nın nostaljisini arkasına alan hikayesiyle Wicked: Part I, tüm dünyada elde edeceği gişe gelirini de arkasına alarak muhtemelen yılın en iyileri ve Oscar adayları arasında çokça anılacak. Dışlananların ve ayrımcılığa uğrayanların görünürlüğünü sağlamak adına Cruella’dan sonra çocukluğumun bir diğer kabusuyla, Kötü Cadı’yla da empati kurmamı sağlayan Disney’den tek dileklerim, ikinci filmde yeni bir görüntü yönetmeniyle çalışmaları ve filmin süresini 2 saatin altında tutmaları.
Nerede izleyebilirsin? Wicked, bugün gösterime giriyor.
Benzer işler:
- Frozen (2013, Chris Buck ve Jennifer Lee)
- Wednesday (2022-..., Tim Burton)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
28 Kasım’a dek sürecek 14. Suç ve Ceza Film Festivali’nden öneriler, Broadway sahnesinden beyazperdeye uzanan “Wicked”.
22 Kas 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




