WOW ISTANBUL KOLEKTİF: DENİZ TAŞAR


Decathlon : Geleceğe 2. Şans verin Sporu her alanda, her zaman ve herkes için ulaşılabilir kılmak amacıyla faaliyetlerini sürdüren Decathlon , hayatlarımıza yeniliklerle dokunarak isteyen herkesin hayatına sporu dâhil etmek için tüm gücüyle çalışıyor. Öyle ki bugünün bülteninde sizi, sporseverlerin ihtiyaçlarına uzun ömürlü bir çözüm sunan Decathlon’un ikinci el mobil uygulaması yla tanıştırmak isteriz. Nedir? Sürdürülebilir bir spor hayatı için Decathlon ve harici tüm markaların spor malzemelerini ikinci el olarak hem rahatlıkla bulabileceğiniz hem de satabileceğiniz bir platform sunan Decathlon’un ikinci el mobil uygulaması 2. Şans , gözden çıkarmakla kalmayıp elinizden de çıkarmak istediğiniz spor eşyalarının değerlenmesi ve diğer sporseverler tarafından kullanılmasını sağlıyor. Decathlon’un ikinci el mobil uygulamasıyla App Store ve Google Play Store üzerinden buluşarak siz de spor hayatını sürdürülebilir kılmaktan dolayı Decathlon ailesinin duyduğu mutluluğa ortak olabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Geçtiğimiz hafta sonu kadınları ve kız çocuklarına karşılaştıkları güçlükleri ve daha eşit bir dünya için getirdikleri çözümlere temsil alanı tanıyan WOW Dünya Kadınlar Festivali Istanbul, Müze Gazhane'de gerçekleşmişti.
Peki Müzik sektöründe kadın olmak nasıl bir deneyim? Bu bağlamda WOW Dünya Kadınlar Festivali Istanbul'da benzer deneyimlere sahip kişilerle birlikte olmak nasıl hissettiriyor?
İstanbul ve Londra’dan 7 kadın müzisyenin birleştiği WOW Istanbul Kolektif performansını yakalayamadım — bu, neyse ki, sorularımın hem konserin öznelerinden hem de müzik direktörlerinden biri Deniz'e ulaşmasını engellemedi.

Müzik sektöründe kadın olmak nasıl bir deneyim?
Zorlanmak, kısıtlanmak beraberinde bazen güç ve yaratıcılığı getiriyor. Tabii ki dilerim bu konuları konuşmamız gerekmeyecek eşit bir gelecek çok yakın olsun, yalnızca müzik sektöründe değil hayatın her alanında yüzleşmemiz gereken bu adaletsizlikle mücadele hâlinde olmamız gerekmesin ama kişisel deneyim ve gözlemime gelirsek — tabii ki burada, eğitime, müziğe, sanata erişimi, keşfetmeye fırsatı olmuş kısmen ayrıcalıklı kesimden söz ediyorum — bizler bu dar alanda hareketi lehimize çevirmeyi başarabiliyoruz.
Bence bu sebeple kadın müzisyenleri lider pozisyonlarda, kendi hikâyelerini anlatırken, seslerini gür bir şekilde çıkartırken, kendi müziğini yazıp kendi ekibini toplayıp yönetirken izliyoruz. Evet, belki daha fazla çalışmamız ve daha fazla sorumluluk almamız gerekebiliyor; her şeyle bizzat kendimiz ilgilenmek durumunda kalabiliyoruz ama bunun da altından yine en iyi biz kalkıyoruz.
Bu hikâyeler, üretimler çoğaldıkça ve hepimiz birbirimizi destekledikçe eminim daha çok kadına ilham olacağız ve güç vereceğiz. Özellikle medyada kadın sanatçıları birbirlerine yalnızca rakiplermiş gibi göstermeyi çok seviyorlar. "Tatlı bir rekabet" gelişimi destekleyebilir ama bunun dışında eminim her bilinçli kadın bir başka meslektaşının başarısıyla gurur duyuyordur. Şahsen ben öyle hissediyorum. Ülkemizde de giderek daha da ilham verici kadın müzisyenler ve cesur hikâye anlatıcılarının işleriyle karşılaştığımızı düşünüyorum. Bu bana umut veriyor.
WOW Dünya Kadınlar Festivali Istanbul'da benzer deneyimlere sahip kişilerle birlikte olmak sana nasıl hissettirdi?
Harika hissettirdi! Açıkçası müziği yaparken bir cinsiyet düşüncesi zihnimden geçmiyor, kendimi tamamen o müzikal sohbete bırakıyorum. Önemli olan müzisyenlerin yetkinliği, yaratıcılığı, bir aradayken hissettiğiniz enerji! Bunu cinsiyet ve her türlü etiketten bağımsız olarak yaşıyorsunuz — zaten bence bu konserin de amacı buydu.
Müzik veya caz — bunlar erkek egemen bir alan olmak zorunda değil. Altı muhteşem kadınla tanıştım ve karakterlerine, müzisyenliklerine hayran kaldım. Dilerim tekrar çalma şansımız olur çünkü bu kadar ilham veren bir uyum kolay yakalanmıyor!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Şu ana kadar #HakkımVar dediklerimiz; WOW Istanbul Kolektif'ten Deniz Taşar; Londra'dan İstanbul'a uçak biletleri üzerine ayrıcalıklı konum analizi.
29 Mar 2022

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?




