
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Marmaris, Selimiye’deyim. Bu küçük köyde her yaz müzisyenleri ağırlayan Delice, bu hafta dört günlük bir müzik festivali düzenliyor. Onun için geldim. Sabah çarşaf gibi deniz, akşam denize doğru kurulan uzun sofralar, Delice’nin kıyısına bağlanmış teknede tatlı konserler, karşıdaki tepelerin arasından çıkan ay — kaldığım pansiyonun balkonlarında müzisyenler akşam çalacakları şarkıları prova ediyor. Henüz yayımlamadıkları müzikleri birbirlerine dinletiyor. Klip fikirleri, miks yorumları, Anadolu’da bağımsız müzisyenlerin gidip çalabileceği mekânların bilgileri paylaşılıyor sohbetlerde. Güneş Özgeç de burada, festivalin son gününde sahne alacak. Heyecanını görüyorum, yüzü hep gülüyor.
Güneş’in şarkılarına 2019’da rastladım. Kendisiyle tanışınca ne kadar ona benzediklerini anladım. Hayatta olmanın sevinciyle titreşen şarkılar. Moda’daki evinde buluştuğumuzda yayımlamaya hazırladığı Düş'ü dinledik beraber. Salonunu saran bitkilerin huylarından, tatlı kedileri Fatoş ve Basri’den bahsettik. HOOD Base’te podcast’i kaydedip sahile doğru yürüdük. “O zamanlar zengin mahallesi değildi,” dediği Moda’nın her sokağında bir anısı var.

Moda sahilden
Şurası ilk defa bisikletten düştüğü yer, burası babasıyla bir süre yaşadığı Hülya Apartmanı — Kayıkhane’nin yanındaki merdivenlerde oturup bekledikleri “Avam Kamarası”nı anlatıyor: 90’ların ortalarında içinde barı ve DJ’i olan bir tekne. Günde iki kere Moda İskelesi’ne yanaşıp rengarenk bir kalabalığı alarak açılıyor. Merdivenlerdeki o renkli bekleyiş, Hair müzikalini hatırlatıyormuş Güneş’e. 11 yaşında konservatuvara başlarken de Fame müzikali varmış aklında. Dünyanın en iyi dizisi Seinfeld’miş. Benden aldığı delikli monstera yaprağı köklenmiş. Dün yüzerken caretta caretta görmüş. İçinde yaşadığı her şeye dair hevesini hissediyorum. İstanbul’da da Selimiye’de de.
Masadan erken ayrılıp sabah herkesten önce uyananlardanım. Pansiyonda kahvaltı hazırlığı başlıyor; birkaç saate herkes aşağı inmiş olur. Kahve mi çay mı? Güneş Özgeç’in dünyasına adım atarken benim ağzımda kahve tadı var. Biraz da deniz tuzu. Beraber hazırladığımız Spotify listesinde de öyle.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İnsana zamansızlık hissini tattıran mahalleler, konservatuvarın rutubet kokulu bakışları, şehirden, doğadan ve ikisinin arasından parçalar.
03 Eki 2021

YAZARLAR

Artemis Günebakanlı
Duende müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Yıldız Tozu'nda bu haftaki konuğumuz tutkunun, hüznün, kırılganlığın cesur ve sıcak dili; İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar. Yeni bir Almodóvar filmine giderken sizi neyin beklediğini hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz. Büyük bir filmle de karşılaşabilirsiniz, küçük bir hayal kırıklığıyla da…

Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.

İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.




