Yapımcılığın ne olduğunu, yaparken öğrenmiş biri: Nefes Polat

"Herkes yönetmen olacaksa, kim yapacak bu filmleri?"
Yapımcılığın ne olduğunu, yaparken öğrenmiş biri: Nefes Polat

23 Kasım - Artıbir - Duende
Artıbir ile birlikte

+1 Sunar Salon İKSV konserleri müziğe ve eğlenceye +1 olmaya devam ediyor

Bu sezon kapılarını +1 keyifle açan Salon İKSV , eğlence dolu konserlerine mola vermeden devam ediyor. Eylül ayı itibarıyla Salon buluşmalarına +1 eğlence katan ve çalma listelerimizi taçlandıran isimlerin peşinden gittiğimiz +1 Sunar…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Nefes'i keşfetmek. "Ne hatırlıyorsun dersen, herkesin ağladığını hatırlıyorum. Yani izleyicinin deneyimini." diyor Nefes. 7 yaşındayken Kozyatağı'ndaki Apollon Sineması'nda Schindler's List'i izlemeye gitmiş ailesiyle. Meşhur kırmızı paltolu kızı gördüğünde çok mutlu olmuş: "Bir yandan çok üzücü, bir yandan da orada bağladığım duyguyla yaşamı bulduğum bir deneyim." Sinema eğitimini İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde tamamlayan Nefes'e, "Sinema okuyan biri yönetmen olmak ister, oyuncu olmak ister, haydi diyelim senarist olmak ister. Yapımcı olmaya nasıl karar verdin?" diye soruyorum. Duyguları tıraşlayacak kadar analitik düşünmeye yatkın biri olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Herkes neden yönetmen olmak istiyor sorusuyla yapımcı olmaya karar verdim ben. Herkes yönetmen olacaksa, kim yapacak bu filmleri?" 

Yapımcılık 101. Nefes Polat, benim ilk yapımcı konuğum. Biraz da o yüzden yapımcı nedir, ne yapar, anlatmasını istiyorum: "Yapımcılığın ne olduğunu yaparken öğrenmiş birine soruyorsun." diyor. Yanıtıysa çok açıklayıcı: “Bir filmin içeriğinin ve biçiminin kararı bağımsız film üretiminde bir kişide, o da yönetmen. Bu karar mekanizmasının aldığı kararların sorumluluğunu taşıyan kişi ise yapımcı.” Bir film fikrini ete kemiğe büründüren, bunun için finansal, fiziksel, zamansal tasarımı yapan, bir yandan da hukuksal ve muhasebesel süreci yürüten... "Komisyonculuk ya da iş insanlığı gibi de görünebiliyor ama bağımsız film yapımcılığı aslında kültür yöneticiliği."

Bir minik adım geriden. Çok değil, iki hafta önce. Ankara'daki ilk günümde, Kızılay Büyülü Fener Sineması'nın sokağının köşesinde Boğaziçi Pastanesi'nde otururken yanıma gelip kendini tanıtıyor Nefes. Adını sevdiğim filmlerin açılış ve kapanış jeneriklerinden ya da IMDb sayfalarından hatırlasam da bugüne kadar tanışmadığımıza şaşırıyorum. Biraz sonra izleyeceğim Kar ve Ayı'nın yapımcısı olduğunu öğreniyor, Keşif Sineması'nın sıkı bir takipçisi olduğunu söyleyince seviniyorum. Tam yanımdan ayrılacakken geri dönüyor: "Çorba nasıl, çok yağlı mı?". (Çok yağlı.) Kar ve Ayı'yı izledikten sonra, bu karşılaşmanın kaderin bir oyunu olduğunu anlıyorum. Ne zamandır Keşif Sineması'nda bir yapımcıyla sohbet etmeyi istediğimi hatırlıyor, hiç düşünmeden soruyorum.  "Senin gibi soru soran birisiyle sohbet etmek zihin açar, ufuk genişletir, keyif verir." diye kabul ediyor. Kar ve Ayı'nın Marakeş'teki gösteriminden sonra görüşmek üzere ayrılıyoruz. 

Karaköy'den Galata'ya yürürken, Kılıç Ali Paşa Camii'nin avlusunda bir mola

Kadın temsili. Keşif Sineması'nda oyuncu Gülçin Kültür Şahin'in konuk olduğu bölümde Nefes'in yapımcısı olduğu Kumbara hakkında konuştuğumuzu hatırlıyorum. "Sanki Gülçin'in karakteri senaryoda daha sönük bir yan karaktermiş de o oyunculuğuyla ve varlığıyla, onu bir yan karakterden fazlasına dönüştürmüş gibi..." dediğim aklımda. Bu dönüşüme çok minnettar olduğunu söylüyor Nefes: "Ben Kumbara'yı ilk okuduğumda bir kadın karakter yoktu ve Bechdel testine uygun bir film yapmak benim için çok elzemdi." Bir kadın karakterin varlığı, onun ailedeki temsili, filmdeki yeri, onun arzular dünyası üzerine düşünüldüğü ve Gülçin'in karakterinin bir "kermes teyzesine" dönüştürüldüğü hâlinden çok memnun: "Bir soru sorduk, üzerine bir şey yarattık ve o şu an kendi başına yaşıyor."

Kar ve ayı. Nefes, Selcen Ergun'un dünya prömiyeri Toronto'da yapılan, Antalya ve İstanbul'da ödüller kazanan filmi Kar ve Ayı'nın da kadın karakter temsilinin onu büyülediğini söylüyor. 2017 yılında Mars Prodüksiyon'dan ayrıldığı dönemde onu Selcen'le bir araya getiren kurgucu Çiçek Kahraman olmuş: "Kendi kuşağımdan insanlar ilk filmlerini yapmak istiyorlardı, ben de aynı şekilde. Film yapıyordum ama [artık] bir yaratımın baştan sona sorumluluğunu deneyimlemek istiyordum."

Derecelendirilemeyen bir olgu olarak politika. Kadın ve erkek, insan ve doğa, şehirli ve taşralı... "Her ne kadar sinemaya siyaset karıştırılmayacağını iddia eden festivallerimiz olsa da filmde politik olmayan tek bir şey yok gibi geliyor bana." deyip, "Peki senin bu filmle ilgili olarak özellikle politik olması ya da daha az politik olması için aldığın bir karar oldu mu hiç?" diye soruyorum: "Politikanın ölçülebilir olduğunu, derecelendirilebilir olduğunu düşünmüyorum. Politikanın yaşarken ürettiğimiz; tükürüğümüz gibi, göz yaşlarımız gibi, bütün beden sıvılarımız gibi, var oluşumuzdan çıkardığımız bir şey olduğunu düşünüyorum. O yüzden iki insanın yan yana gelip politik olmamasının tek yolu apolitik olmayı seçmeleridir, bu da politikanın temeli zaten."

Nefes ve Emre, Nefes'in yapımcısı olduğu kısa film Bugün Değil'i tartışıyorlar

Nefes'le keşfetmek. Konuşmak için şu sıra İspanya'yı Oscar yarışında temsil edecek Altın Ayı ödüllü Alcarràs filmiyle gündemde olan Carla Simón'u seçiyoruz. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi Summer 1993 / Estiu 1993 için "Ara ara ağladığım ve artık sonunda da gözyaşlarımı tutamayıp hıçkırarak ağladığım bir filmdi." diyor. Tanımlanması yetişkinler için dâhi zor olan yas duygusunu tanımlayışı, duygu dünyası ve ritmi, çocukların sinemadaki temsili ve çocuğun otoriteyle ilişkisi açısından da etkileyici bulmuş filmi.

Ekofeminizm. Simón'un yeni filmi Alcarràs ise bir diğer ilgi alanından. Onu ekofeminizm üzerinden yakalamış. Ekofeminizm üzerine çok fazla düşündüğünü, çalıştığını söylüyor: "Benim için dünyaya bakış kaynaklarından biri." Tohumlardan, enerjinin dönüşümünden, iklim değişikliği ve aciliyetinden ve bunların sinemada bir alt türe dönüşmesinden (cli-fi) söz ediyoruz. Her karakterin öfkesini nasıl ifade edişiyle, herkesin bir arzular dünyasına sahip oluşuyla ve her karakterin yaşayan bir karakter oluşuyla hayran kaldığı Alcarràs hakkında şunu ekliyor: "Oraya güneş paneli de getirecek olsan, sadece gücü elinde tutan, sermayeyi elinde tutan kişi için güneş paneli getiriyorsan o dünya yıkılır diyor film aslında." 

Çocuklarla oynamak. Carla Simón sinemasının en sevdiğim yanlarından birinin çocuk oyuncuları yönetmedeki başarısı olduğunu söyleyince şöyle diyor Nefes: "Çocuklarla birlikte olmayı o da seviyor. O da bundan keyif alıyor. Carla Simón çocuklara reji vermiyor, onlarla oyun oynuyor.” Çocuk oyuncularla çalışmak zor ama karşılıklı öğrenmeye çok açık. İnanılmaz besleyici bir tarafı var: "Çocuklarla anda, o anda olmalıyız. Ve onlar için dünyanın tamamı zamansız bir oyun alanı."

Diyor ki...

"Burada [Kar ve Ayı'nın] Türkiye coğrafyasıyla kesiştiği yerler üzerinden, gerçek mi değil mi üzerinden sorular gelirken, yurt dışındaki izleyici yaratmak istediğimiz o mekânsız ve coğrafyasız bütünlüğü daha güzel görebiliyor. O coğrafyayla ve dille bağı olmadığı için büyük ihtimalle. Burada hangi lehçede konuştukları sorusuna cevap veriyoruz, orada diyalogların içeriğine, alt metnine yönelik cevaplar veriyoruz."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎬 Keşif Sineması #2.6: Nefes Polat

Nefes Polat'la ekofeminizm, yaratıcı yapımcılık ve sinemanın politikliği üzerine. | Keşif: Carla Simón

23 Kas 2022

Artıbir ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar