Yapımcılığın ne olduğunu, yaparken öğrenmiş biri: Nefes Polat

"Herkes yönetmen olacaksa, kim yapacak bu filmleri?"
Yapımcılığın ne olduğunu, yaparken öğrenmiş biri: Nefes Polat

23 Kasım - Artıbir - Duende
Artıbir ile birlikte

+1 Sunar Salon İKSV konserleri müziğe ve eğlenceye +1 olmaya devam ediyor Bu sezon kapılarını +1 keyifle açan Salon İKSV , eğlence dolu konserlerine mola vermeden devam ediyor. Eylül ayı itibarıyla Salon buluşmalarına +1 eğlence katan ve çalma listelerimizi taçlandıran isimlerin peşinden gittiğimiz +1 Sunar konserlerinin hangilerinde birlikteydik Duende okuru? Hadi anılarımızı tazeleyelim ve +1 coşkusuyla dans edeceğimiz gelecek birlikteliklerimize göz atalım. Kimlerleydik? Hatırlarsın ki Fransız elektro-pop’un dinamik ismi Agar Agar ’la iki gece üst üste buluştuktan sonra hızımızı kesmemiz mümkün değildi. Hem ekim ayını hem Everything is Going To Be Alright albümünü selamladığımız +1 Sunar: Princess Chelsea konseriyle ivmemizi yakaladık ve önce Homeshake , sonrasında da Charlie Cunningham ’ın canlı performans şölenlerine eşlik ettik. Ekimi unutulmaz kılan +1 keyifli konserlerin konukları arasında elbette Mert Demir ve Arab Strap de vardı. Kasımda Salon bir başkadır dedirten +1 Sunar konserlerinin diğer yıldızları ise Emir Taha ve Vlad Holiday ’di. Kimlerle olacağız? Durulacağımızı sandıysan yanılıyorsun sevgili Duende okuru, bu cuma Flunk ile müziğe +1 olmak isteyenlerle Morning Star albümünün 18. yıl dönümünü kutlamak üzere Salon’da buluşacağız. Gelecek ay ufukta belirmişken ajandana 16 Aralık için “+1 eğlenceli bir gün” notu düşmek isteyebileceğini de önden paylaşmak isteriz. Malum Yung Ouza ’nın yeraltından sözleri, kara mizahı ve güçlü beat’leriyle bir randevumuz var. Müziği, keyfi ve eğlenceyi bizimle buluşturan, Salon İKSV’nin destekçisi +1 ’i buradan takip edebilir; +1 Sunar konserlerinin heyecanına ortak olmak içinse konser biletlerini şuradan edinebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Nefes'i keşfetmek. "Ne hatırlıyorsun dersen, herkesin ağladığını hatırlıyorum. Yani izleyicinin deneyimini." diyor Nefes. 7 yaşındayken Kozyatağı'ndaki Apollon Sineması'nda Schindler's List'i izlemeye gitmiş ailesiyle. Meşhur kırmızı paltolu kızı gördüğünde çok mutlu olmuş: "Bir yandan çok üzücü, bir yandan da orada bağladığım duyguyla yaşamı bulduğum bir deneyim." Sinema eğitimini İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde tamamlayan Nefes'e, "Sinema okuyan biri yönetmen olmak ister, oyuncu olmak ister, haydi diyelim senarist olmak ister. Yapımcı olmaya nasıl karar verdin?" diye soruyorum. Duyguları tıraşlayacak kadar analitik düşünmeye yatkın biri olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Herkes neden yönetmen olmak istiyor sorusuyla yapımcı olmaya karar verdim ben. Herkes yönetmen olacaksa, kim yapacak bu filmleri?

Yapımcılık 101. Nefes Polat, benim ilk yapımcı konuğum. Biraz da o yüzden yapımcı nedir, ne yapar, anlatmasını istiyorum: "Yapımcılığın ne olduğunu yaparken öğrenmiş birine soruyorsun." diyor. Yanıtıysa çok açıklayıcı: “Bir filmin içeriğinin ve biçiminin kararı bağımsız film üretiminde bir kişide, o da yönetmen. Bu karar mekanizmasının aldığı kararların sorumluluğunu taşıyan kişi ise yapımcı.” Bir film fikrini ete kemiğe büründüren, bunun için finansal, fiziksel, zamansal tasarımı yapan, bir yandan da hukuksal ve muhasebesel süreci yürüten... "Komisyonculuk ya da iş insanlığı gibi de görünebiliyor ama bağımsız film yapımcılığı aslında kültür yöneticiliği."

Bir minik adım geriden. Çok değil, iki hafta önce. Ankara'daki ilk günümde, Kızılay Büyülü Fener Sineması'nın sokağının köşesinde Boğaziçi Pastanesi'nde otururken yanıma gelip kendini tanıtıyor Nefes. Adını sevdiğim filmlerin açılış ve kapanış jeneriklerinden ya da IMDb sayfalarından hatırlasam da bugüne kadar tanışmadığımıza şaşırıyorum. Biraz sonra izleyeceğim Kar ve Ayı'nın yapımcısı olduğunu öğreniyor, Keşif Sineması'nın sıkı bir takipçisi olduğunu söyleyince seviniyorum. Tam yanımdan ayrılacakken geri dönüyor: "Çorba nasıl, çok yağlı mı?". (Çok yağlı.) Kar ve Ayı'yı izledikten sonra, bu karşılaşmanın kaderin bir oyunu olduğunu anlıyorum. Ne zamandır Keşif Sineması'nda bir yapımcıyla sohbet etmeyi istediğimi hatırlıyor, hiç düşünmeden soruyorum.  "Senin gibi soru soran birisiyle sohbet etmek zihin açar, ufuk genişletir, keyif verir." diye kabul ediyor. Kar ve Ayı'nın Marakeş'teki gösteriminden sonra görüşmek üzere ayrılıyoruz. 

Karaköy'den Galata'ya yürürken, Kılıç Ali Paşa Camii'nin avlusunda bir mola

Kadın temsili. Keşif Sineması'nda oyuncu Gülçin Kültür Şahin'in konuk olduğu bölümde Nefes'in yapımcısı olduğu Kumbara hakkında konuştuğumuzu hatırlıyorum. "Sanki Gülçin'in karakteri senaryoda daha sönük bir yan karaktermiş de o oyunculuğuyla ve varlığıyla, onu bir yan karakterden fazlasına dönüştürmüş gibi..." dediğim aklımda. Bu dönüşüme çok minnettar olduğunu söylüyor Nefes: "Ben Kumbara'yı ilk okuduğumda bir kadın karakter yoktu ve Bechdel testine uygun bir film yapmak benim için çok elzemdi." Bir kadın karakterin varlığı, onun ailedeki temsili, filmdeki yeri, onun arzular dünyası üzerine düşünüldüğü ve Gülçin'in karakterinin bir "kermes teyzesine" dönüştürüldüğü hâlinden çok memnun: "Bir soru sorduk, üzerine bir şey yarattık ve o şu an kendi başına yaşıyor."

Kar ve ayı. Nefes, Selcen Ergun'un dünya prömiyeri Toronto'da yapılan, Antalya ve İstanbul'da ödüller kazanan filmi Kar ve Ayı'nın da kadın karakter temsilinin onu büyülediğini söylüyor. 2017 yılında Mars Prodüksiyon'dan ayrıldığı dönemde onu Selcen'le bir araya getiren kurgucu Çiçek Kahraman olmuş: "Kendi kuşağımdan insanlar ilk filmlerini yapmak istiyorlardı, ben de aynı şekilde. Film yapıyordum ama [artık] bir yaratımın baştan sona sorumluluğunu deneyimlemek istiyordum."

Derecelendirilemeyen bir olgu olarak politika. Kadın ve erkek, insan ve doğa, şehirli ve taşralı... "Her ne kadar sinemaya siyaset karıştırılmayacağını iddia eden festivallerimiz olsa da filmde politik olmayan tek bir şey yok gibi geliyor bana." deyip, "Peki senin bu filmle ilgili olarak özellikle politik olması ya da daha az politik olması için aldığın bir karar oldu mu hiç?" diye soruyorum: "Politikanın ölçülebilir olduğunu, derecelendirilebilir olduğunu düşünmüyorum. Politikanın yaşarken ürettiğimiz; tükürüğümüz gibi, göz yaşlarımız gibi, bütün beden sıvılarımız gibi, var oluşumuzdan çıkardığımız bir şey olduğunu düşünüyorum. O yüzden iki insanın yan yana gelip politik olmamasının tek yolu apolitik olmayı seçmeleridir, bu da politikanın temeli zaten."

Nefes ve Emre, Nefes'in yapımcısı olduğu kısa film Bugün Değil'i tartışıyorlar

Nefes'le keşfetmek. Konuşmak için şu sıra İspanya'yı Oscar yarışında temsil edecek Altın Ayı ödüllü Alcarràs filmiyle gündemde olan Carla Simón'u seçiyoruz. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi Summer 1993 / Estiu 1993 için "Ara ara ağladığım ve artık sonunda da gözyaşlarımı tutamayıp hıçkırarak ağladığım bir filmdi." diyor. Tanımlanması yetişkinler için dâhi zor olan yas duygusunu tanımlayışı, duygu dünyası ve ritmi, çocukların sinemadaki temsili ve çocuğun otoriteyle ilişkisi açısından da etkileyici bulmuş filmi.

Ekofeminizm. Simón'un yeni filmi Alcarràs ise bir diğer ilgi alanından. Onu ekofeminizm üzerinden yakalamış. Ekofeminizm üzerine çok fazla düşündüğünü, çalıştığını söylüyor: "Benim için dünyaya bakış kaynaklarından biri." Tohumlardan, enerjinin dönüşümünden, iklim değişikliği ve aciliyetinden ve bunların sinemada bir alt türe dönüşmesinden (cli-fi) söz ediyoruz. Her karakterin öfkesini nasıl ifade edişiyle, herkesin bir arzular dünyasına sahip oluşuyla ve her karakterin yaşayan bir karakter oluşuyla hayran kaldığı Alcarràs hakkında şunu ekliyor: "Oraya güneş paneli de getirecek olsan, sadece gücü elinde tutan, sermayeyi elinde tutan kişi için güneş paneli getiriyorsan o dünya yıkılır diyor film aslında.

Çocuklarla oynamak. Carla Simón sinemasının en sevdiğim yanlarından birinin çocuk oyuncuları yönetmedeki başarısı olduğunu söyleyince şöyle diyor Nefes: "Çocuklarla birlikte olmayı o da seviyor. O da bundan keyif alıyor. Carla Simón çocuklara reji vermiyor, onlarla oyun oynuyor.” Çocuk oyuncularla çalışmak zor ama karşılıklı öğrenmeye çok açık. İnanılmaz besleyici bir tarafı var: "Çocuklarla anda, o anda olmalıyız. Ve onlar için dünyanın tamamı zamansız bir oyun alanı."

Diyor ki...

"Burada [Kar ve Ayı'nın] Türkiye coğrafyasıyla kesiştiği yerler üzerinden, gerçek mi değil mi üzerinden sorular gelirken, yurt dışındaki izleyici yaratmak istediğimiz o mekânsız ve coğrafyasız bütünlüğü daha güzel görebiliyor. O coğrafyayla ve dille bağı olmadığı için büyük ihtimalle. Burada hangi lehçede konuştukları sorusuna cevap veriyoruz, orada diyalogların içeriğine, alt metnine yönelik cevaplar veriyoruz."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎬 Keşif Sineması #2.6: Nefes Polat

Nefes Polat'la ekofeminizm, yaratıcı yapımcılık ve sinemanın politikliği üzerine. | Keşif: Carla Simón

23 Kas 2022

Artıbir ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Soner Can

·

14 Eyl 2026

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?
DuendeDuende

HİKAYE

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Eda Solmaz

·

14 Eyl 2026

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Tuba Büdüş

·

14 Eyl 2026

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

Aslı Perker

·

11 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende

HİKAYE

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Emre Eminoğlu

·

11 Eyl 2026

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?