Yapımcılığın ne olduğunu, yaparken öğrenmiş biri: Nefes Polat


+1 Sunar Salon İKSV konserleri müziğe ve eğlenceye +1 olmaya devam ediyor Bu sezon kapılarını +1 keyifle açan Salon İKSV , eğlence dolu konserlerine mola vermeden devam ediyor. Eylül ayı itibarıyla Salon buluşmalarına +1 eğlence katan ve çalma listelerimizi taçlandıran isimlerin peşinden gittiğimiz +1 Sunar konserlerinin hangilerinde birlikteydik Duende okuru? Hadi anılarımızı tazeleyelim ve +1 coşkusuyla dans edeceğimiz gelecek birlikteliklerimize göz atalım. Kimlerleydik? Hatırlarsın ki Fransız elektro-pop’un dinamik ismi Agar Agar ’la iki gece üst üste buluştuktan sonra hızımızı kesmemiz mümkün değildi. Hem ekim ayını hem Everything is Going To Be Alright albümünü selamladığımız +1 Sunar: Princess Chelsea konseriyle ivmemizi yakaladık ve önce Homeshake , sonrasında da Charlie Cunningham ’ın canlı performans şölenlerine eşlik ettik. Ekimi unutulmaz kılan +1 keyifli konserlerin konukları arasında elbette Mert Demir ve Arab Strap de vardı. Kasımda Salon bir başkadır dedirten +1 Sunar konserlerinin diğer yıldızları ise Emir Taha ve Vlad Holiday ’di. Kimlerle olacağız? Durulacağımızı sandıysan yanılıyorsun sevgili Duende okuru, bu cuma Flunk ile müziğe +1 olmak isteyenlerle Morning Star albümünün 18. yıl dönümünü kutlamak üzere Salon’da buluşacağız. Gelecek ay ufukta belirmişken ajandana 16 Aralık için “+1 eğlenceli bir gün” notu düşmek isteyebileceğini de önden paylaşmak isteriz. Malum Yung Ouza ’nın yeraltından sözleri, kara mizahı ve güçlü beat’leriyle bir randevumuz var. Müziği, keyfi ve eğlenceyi bizimle buluşturan, Salon İKSV’nin destekçisi +1 ’i buradan takip edebilir; +1 Sunar konserlerinin heyecanına ortak olmak içinse konser biletlerini şuradan edinebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Nefes'i keşfetmek. "Ne hatırlıyorsun dersen, herkesin ağladığını hatırlıyorum. Yani izleyicinin deneyimini." diyor Nefes. 7 yaşındayken Kozyatağı'ndaki Apollon Sineması'nda Schindler's List'i izlemeye gitmiş ailesiyle. Meşhur kırmızı paltolu kızı gördüğünde çok mutlu olmuş: "Bir yandan çok üzücü, bir yandan da orada bağladığım duyguyla yaşamı bulduğum bir deneyim." Sinema eğitimini İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde tamamlayan Nefes'e, "Sinema okuyan biri yönetmen olmak ister, oyuncu olmak ister, haydi diyelim senarist olmak ister. Yapımcı olmaya nasıl karar verdin?" diye soruyorum. Duyguları tıraşlayacak kadar analitik düşünmeye yatkın biri olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Herkes neden yönetmen olmak istiyor sorusuyla yapımcı olmaya karar verdim ben. Herkes yönetmen olacaksa, kim yapacak bu filmleri?"
Yapımcılık 101. Nefes Polat, benim ilk yapımcı konuğum. Biraz da o yüzden yapımcı nedir, ne yapar, anlatmasını istiyorum: "Yapımcılığın ne olduğunu yaparken öğrenmiş birine soruyorsun." diyor. Yanıtıysa çok açıklayıcı: “Bir filmin içeriğinin ve biçiminin kararı bağımsız film üretiminde bir kişide, o da yönetmen. Bu karar mekanizmasının aldığı kararların sorumluluğunu taşıyan kişi ise yapımcı.” Bir film fikrini ete kemiğe büründüren, bunun için finansal, fiziksel, zamansal tasarımı yapan, bir yandan da hukuksal ve muhasebesel süreci yürüten... "Komisyonculuk ya da iş insanlığı gibi de görünebiliyor ama bağımsız film yapımcılığı aslında kültür yöneticiliği."
Bir minik adım geriden. Çok değil, iki hafta önce. Ankara'daki ilk günümde, Kızılay Büyülü Fener Sineması'nın sokağının köşesinde Boğaziçi Pastanesi'nde otururken yanıma gelip kendini tanıtıyor Nefes. Adını sevdiğim filmlerin açılış ve kapanış jeneriklerinden ya da IMDb sayfalarından hatırlasam da bugüne kadar tanışmadığımıza şaşırıyorum. Biraz sonra izleyeceğim Kar ve Ayı'nın yapımcısı olduğunu öğreniyor, Keşif Sineması'nın sıkı bir takipçisi olduğunu söyleyince seviniyorum. Tam yanımdan ayrılacakken geri dönüyor: "Çorba nasıl, çok yağlı mı?". (Çok yağlı.) Kar ve Ayı'yı izledikten sonra, bu karşılaşmanın kaderin bir oyunu olduğunu anlıyorum. Ne zamandır Keşif Sineması'nda bir yapımcıyla sohbet etmeyi istediğimi hatırlıyor, hiç düşünmeden soruyorum. "Senin gibi soru soran birisiyle sohbet etmek zihin açar, ufuk genişletir, keyif verir." diye kabul ediyor. Kar ve Ayı'nın Marakeş'teki gösteriminden sonra görüşmek üzere ayrılıyoruz.

Karaköy'den Galata'ya yürürken, Kılıç Ali Paşa Camii'nin avlusunda bir mola
Kadın temsili. Keşif Sineması'nda oyuncu Gülçin Kültür Şahin'in konuk olduğu bölümde Nefes'in yapımcısı olduğu Kumbara hakkında konuştuğumuzu hatırlıyorum. "Sanki Gülçin'in karakteri senaryoda daha sönük bir yan karaktermiş de o oyunculuğuyla ve varlığıyla, onu bir yan karakterden fazlasına dönüştürmüş gibi..." dediğim aklımda. Bu dönüşüme çok minnettar olduğunu söylüyor Nefes: "Ben Kumbara'yı ilk okuduğumda bir kadın karakter yoktu ve Bechdel testine uygun bir film yapmak benim için çok elzemdi." Bir kadın karakterin varlığı, onun ailedeki temsili, filmdeki yeri, onun arzular dünyası üzerine düşünüldüğü ve Gülçin'in karakterinin bir "kermes teyzesine" dönüştürüldüğü hâlinden çok memnun: "Bir soru sorduk, üzerine bir şey yarattık ve o şu an kendi başına yaşıyor."
Kar ve ayı. Nefes, Selcen Ergun'un dünya prömiyeri Toronto'da yapılan, Antalya ve İstanbul'da ödüller kazanan filmi Kar ve Ayı'nın da kadın karakter temsilinin onu büyülediğini söylüyor. 2017 yılında Mars Prodüksiyon'dan ayrıldığı dönemde onu Selcen'le bir araya getiren kurgucu Çiçek Kahraman olmuş: "Kendi kuşağımdan insanlar ilk filmlerini yapmak istiyorlardı, ben de aynı şekilde. Film yapıyordum ama [artık] bir yaratımın baştan sona sorumluluğunu deneyimlemek istiyordum."
Derecelendirilemeyen bir olgu olarak politika. Kadın ve erkek, insan ve doğa, şehirli ve taşralı... "Her ne kadar sinemaya siyaset karıştırılmayacağını iddia eden festivallerimiz olsa da filmde politik olmayan tek bir şey yok gibi geliyor bana." deyip, "Peki senin bu filmle ilgili olarak özellikle politik olması ya da daha az politik olması için aldığın bir karar oldu mu hiç?" diye soruyorum: "Politikanın ölçülebilir olduğunu, derecelendirilebilir olduğunu düşünmüyorum. Politikanın yaşarken ürettiğimiz; tükürüğümüz gibi, göz yaşlarımız gibi, bütün beden sıvılarımız gibi, var oluşumuzdan çıkardığımız bir şey olduğunu düşünüyorum. O yüzden iki insanın yan yana gelip politik olmamasının tek yolu apolitik olmayı seçmeleridir, bu da politikanın temeli zaten."

Nefes ve Emre, Nefes'in yapımcısı olduğu kısa film Bugün Değil'i tartışıyorlar
Nefes'le keşfetmek. Konuşmak için şu sıra İspanya'yı Oscar yarışında temsil edecek Altın Ayı ödüllü Alcarràs filmiyle gündemde olan Carla Simón'u seçiyoruz. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi Summer 1993 / Estiu 1993 için "Ara ara ağladığım ve artık sonunda da gözyaşlarımı tutamayıp hıçkırarak ağladığım bir filmdi." diyor. Tanımlanması yetişkinler için dâhi zor olan yas duygusunu tanımlayışı, duygu dünyası ve ritmi, çocukların sinemadaki temsili ve çocuğun otoriteyle ilişkisi açısından da etkileyici bulmuş filmi.
Ekofeminizm. Simón'un yeni filmi Alcarràs ise bir diğer ilgi alanından. Onu ekofeminizm üzerinden yakalamış. Ekofeminizm üzerine çok fazla düşündüğünü, çalıştığını söylüyor: "Benim için dünyaya bakış kaynaklarından biri." Tohumlardan, enerjinin dönüşümünden, iklim değişikliği ve aciliyetinden ve bunların sinemada bir alt türe dönüşmesinden (cli-fi) söz ediyoruz. Her karakterin öfkesini nasıl ifade edişiyle, herkesin bir arzular dünyasına sahip oluşuyla ve her karakterin yaşayan bir karakter oluşuyla hayran kaldığı Alcarràs hakkında şunu ekliyor: "Oraya güneş paneli de getirecek olsan, sadece gücü elinde tutan, sermayeyi elinde tutan kişi için güneş paneli getiriyorsan o dünya yıkılır diyor film aslında."
Çocuklarla oynamak. Carla Simón sinemasının en sevdiğim yanlarından birinin çocuk oyuncuları yönetmedeki başarısı olduğunu söyleyince şöyle diyor Nefes: "Çocuklarla birlikte olmayı o da seviyor. O da bundan keyif alıyor. Carla Simón çocuklara reji vermiyor, onlarla oyun oynuyor.” Çocuk oyuncularla çalışmak zor ama karşılıklı öğrenmeye çok açık. İnanılmaz besleyici bir tarafı var: "Çocuklarla anda, o anda olmalıyız. Ve onlar için dünyanın tamamı zamansız bir oyun alanı."
Diyor ki...
"Burada [Kar ve Ayı'nın] Türkiye coğrafyasıyla kesiştiği yerler üzerinden, gerçek mi değil mi üzerinden sorular gelirken, yurt dışındaki izleyici yaratmak istediğimiz o mekânsız ve coğrafyasız bütünlüğü daha güzel görebiliyor. O coğrafyayla ve dille bağı olmadığı için büyük ihtimalle. Burada hangi lehçede konuştukları sorusuna cevap veriyoruz, orada diyalogların içeriğine, alt metnine yönelik cevaplar veriyoruz."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Nefes Polat'la ekofeminizm, yaratıcı yapımcılık ve sinemanın politikliği üzerine. | Keşif: Carla Simón
23 Kas 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




