Yatırımın travmatolojisi: Şokların yatırımcı üstündeki etkisi

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
“Ne olduysa gene olacak, ne yapıldıysa gene yapılacak.
Güneşin altında yeni bir şey yok.”
-Eski Ahit - Ecclesiastes 1:9
2019 yılının son günlerinde dünya yeni bir salgın hastalıkla tanıştı ve bu yüzyılın en büyük karmaşalarından birinin kapısı aralanmış oldu. Korona adlı virüsün sebep olduğu salgın, yayıldığı yılın adıyla müsemma, Covid-19 olarak anıldıysa da gerçek manada yayılım 2020 yılına tekabül etti.
Pek çok ülkede salgın hızla yayılır, virüsün bulaştığı insanlar karantina altına alınır ve gerek sosyal gerekse ticari hayatlar sekteye uğrarken Türkiye olayları uzaktan izliyor ve bu durum çeşitli tevatürlere neden oluyordu. Öyle ki, bazı bilim insanları (!) Türk geninin bu virüse karşı bağışıklığı olduğunu savunuyor ve klasik “Türk’e bir şey olmaz!” mottosu yeniden vücut buluyordu.
Ta ki takvimler 11 Mart 2020 tarihini gösterene kadar.
11 Mart günü öğle saatlerine doğru dönemin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ilk vakanın tespit edildiğini açıkladığında, herkes gibi finansal piyasa aktörleri de bir masalın sona erdiğini anlamış ve panik içinde sağa sola koşuşturmaya başlamıştı. Bu koşuşturmanın tezahürü olarak BIST 100 endeksi günü %7 civarı bir düşüşle kapattı. Takip eden günlerde bilhassa bankacılık, turizm, ulaştırma ve enerji gibi sektörlerin hisseleri yoğun satış baskısına maruz kalırken, döviz kurlarında oynaklık arttı. Teknoloji ve sağlık sektörü hisseleri ise gerçekle bağdaşmayan, algısal bir yükselişe sahne oluyordu.
Pandemi döneminde bozulan ekonomik ve finansal dengelerin ardından bunları yeniden sağlayacak adımlar atma gereği hasıl olmuş, dönemin TCMB Başkanı Naci Ağbal ise buna uygun adımlar atmaya başlamıştı ki, yine bir Mart ayında, bu kez takvimler 20 Mart 2021’i gösterirken Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile görevden alındı ve finansal piyasalar yalnızca bir yıl sonra kendini yine bir şok ve panik dalgasının ortasında buluverdi.
Ağbal'ın görevden alındığı haberi piyasalar kapalıyken duyuruldu ve Borsa İstanbul haftanın ilk işlem gününde ciddi bir satış baskısı altında kaldı. BIST 100 Endeksi, açılışta %9 civarında düşüş yaşadı. Döviz kurlarında ve ülke risk priminde sert yükselişler görülürken, süreç bugün dahi onarılamamış ekonomik hasara ve yatırımcı nezdinde travmalara yol açtı.
Travmatoloji, Türk Dil Kurumu'nun açıklamasına göre; Fransızca kökenli (fr:traumatologie) bir sözcük olup, "sarsıntı bilimi" anlamına gelmektedir.
İçinde bulunduğumuz ve bitmesi için gün saydığımız Ağustos ayında, üç-dört yıl önce ortaya çıkan bu iki travmanın yeniden hortladığına tanıklık ettik.
Bu kez Afrika kıtası kaynaklı bir hastalığın, maymun çiçeği, dünyada hızla yayılmaya başladığına dair haberler manşetlere düşmüştü ki, kıymeti kendinden menkul Dünya Sağlık Örgütü’nün tartışmalı genel direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus’un kırmızı alarmı ile yatırımcılar panik hâline geçti. Bu duruma içeride pandemi ünlüsü bazı bilim insanlarının hazırda bekleyen uyarıları da eklenince eski refleksler devreye girdi ve yine ulaştırma ile turizm sektörü hisseleri başta olmak üzere hisse senetlerinde satışlar görürken, sağlık sektörü hisselerinde sert alımlara şahit olduk.
Bir diğer travmatik refleksi ise geçtiğimiz cuma günü ortaya atılan Mehmet Şimşek’in istifa ettiği haberiyle yaşadık ki, birkaç gün öncesinde aynı dedikodu istifaya yeltendiği ancak ikna edildiği şeklinde ortaya atılmış, yine benzer bir harekete sebep olmuştu.
Ateş olmayan yerden duman çıkar mı bilinmez ya, şüyuunun vukuundan beter olduğu su götürmez bir gerçek.
Yatırımcı travması, finansal piyasalardaki kayıplar ya da beklenmedik dalgalanmalar sonucunda ortaya çıkan, yatırımcıların duygusal ve psikolojik sağlığını olumsuz etkileyen bir durumdur. Yatırımlarla ilgili kararlar alırken yaşanan stres, kayıplar karşısında hissedilen hayal kırıklığı ve finansal belirsizlikler, yatırımcıların ciddi psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalmasına neden olabilir.
Yatırımcı travmasının nedenlerini dört ana başlıkla açıklamak mümkün sanırım.
- Piyasa Dalgalanmaları (Oynaklık): Finansal piyasalar doğası gereği dalgalıdır. Bu dalgalanmalar sırasında yapılan yatırımların değeri hızla düşebilir ve yatırımcılar büyük kayıplar yaşayabilir. Bu tür ani değişimler, yatırımcılar için büyük bir stres kaynağı olabilir.
- Kayıp Korkusu: Yatırımcılar, potansiyel kazançlardan daha çok kayıplara odaklanma eğilimindedirler. Bu psikolojik eğilim, kayıplar yaşandığında yatırımcıların durumunu daha da zorlaştırabilir. Kayıp korkusu, yatırımcıların daha fazla risk almalarına veya tamamen piyasadan çekilmelerine yol açabilir.
- Aşırı Beklentiler: Yatırımlardan hızlı ve büyük kazançlar elde etme beklentisi, yatırımcıların hayal kırıklığına uğramasına neden olabilir. Gerçekçi olmayan beklentiler, finansal sonuçlar beklenildiği gibi olmadığında yatırımcıda travmatik etkiler yaratabilir.
- Yetersiz Bilgi ve Deneyim: Piyasalar hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan yatırımcılar, yanlış kararlar verebilir ve büyük kayıplar yaşayabilirler. Bu durum, yatırımcıların kendilerine olan güvenlerini sarsabilir ve uzun vadede yatırım yapmaktan kaçınmalarına neden olabilir.
Peki bu travmanın belirtileri nelerdir? Benzeri durumları yaşadığımızda hangi hisler bize geçmiş refleksleri tekrar ettirir?
- Anksiyete: Piyasa hareketlerine aşırı tepki vermek, sürekli olarak yatırımlar hakkında endişelenmek ve kayıplardan korkmak gibi belirtiler anksiyete göstergesi olabilir.
- Depresyon: Yatırımlarda yaşanan kayıplar, umutsuzluk, üzüntü ve motivasyon kaybı gibi depresif belirtilere yol açabilir. Yatırımcılar, bu süreçte kendilerini çaresiz hissedebilirler.
- Uyku Bozuklukları: Yatırımcılar, finansal kayıplar nedeniyle uyku sorunları yaşayabilirler. Uykusuzluk, kabuslar ve gece boyunca sık sık uyanma gibi belirtiler görülebilir.
- Kaçınma Davranışları: Travmatik deneyimlerden sonra, yatırımcılar finansal konulardan tamamen uzaklaşmayı tercih edebilirler. Bu tür bir kaçınma, gelecekteki potansiyel kazanç fırsatlarını kaçırmalarına yol açabilir.
- Duygusal Dalgalanmalar: Yatırımcılar, piyasa hareketlerine göre aşırı duygusal tepkiler verebilirler. Öfke, korku, üzüntü gibi duygusal dalgalanmalar günlük yaşamı da etkileyebilir.
Bunlar başa çıkılabilir durumlar mıdır? Benzer koşulları en az maddi ve manevi zararla atlatmanın yolları neler olabilir?
- Finansal Okuryazarlık: Yatırımcılar, piyasalar ve yatırım stratejileri hakkında daha fazla bilgi edinerek daha bilinçli kararlar alabilirler. Finansal okuryazarlık, belirsizlik ve korkularla başa çıkmada yardımcı olabilir.
- Duygusal Farkındalık: Yatırımcılar, duygusal tepkilerini tanıyıp bu tepkilerin yatırımları üzerindeki etkisini kontrol edebilmelidirler. Bu, duygusal kararlar vermekten kaçınmalarına yardımcı olabilir.
- Çeşitlendirme Stratejisi: Yatırımları çeşitlendirmek, riskleri minimize etmenin etkili bir yoludur. Portföy çeşitlendirmesi, kayıpların etkisini azaltabilir ve yatırımcıların duygusal yükünü hafifletebilir.
- Uzun Vadeli Perspektif: Çeşitlendirilmiş bir portföyde riskli varlıklara ayrılan kısma dair yatırım vadesinin uzun tutulması, kısa vadeli dalgalanmalara karşı daha dirençli olunmasını sağlarken, geçmiş travmaların etkisinin de yıllar içerisinde ortadan kalkmasını sağlayabilir.
- Gerçekçi Hedefler Belirlemek: Yatırımcılar, piyasa koşullarına göre gerçekçi finansal hedefler belirlemeli ve riskleri bu doğrultuda yönetmelidir. Bu, hayal kırıklıklarını ve stres seviyesini azaltabilir.
Hisse senedi yatırımı zaten görece zor bir yatırım iken, bunu Türkiye gibi denetimin, düzenlemenin, likiditenin ve liyakatin düşük olduğu ülkelerde yapmak daha da meşakkatli hatta netameli olabilir. Bunun doğal bir sonucu olarak bünyemiz yaralanmaya daha açık ve bilinçsiz tercihlerin açtığı yaraların kapanması çok daha fazla zaman alabiliyor.
Bu sebeple travmalara sebep olan sarsıntılara bilimsel bir çerçeveden bakmak ve buna uygun önlemler almak faydalı.
Ve şunu akıldan çıkarmamak mühim.
“Ne olduysa gene olacak, ne yapıldıysa gene yapılacak. Güneşin altında yeni bir şey yok.”
Ve hayatın kendisi dışında hiçbir şey hayat memat meselesi değil.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
TCMB tarafından açıklanan endeksler, özellikle sanayi tarafında daralmanın derinleştiğine işaret ederken; TÜİK tarafından açıklanan endeksler ise perakende sektörünün hâlâ ayakta olduğuna işaret etti.
27 Ağu 2024

YAZARLAR

Burak İhsan Çetinçeker
Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri bölümünde lisans eğitimini tamamlayan Çetinçeker, kariyerine 2009 yılında Strateji Menkul Değerler A.Ş.'de başladı. 2015 yılından beri Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi olarak çalışıyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



