YEREL ÜRETİM NE ANLAMA GELİYOR?

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Büyümek,
daha çok kazanç,
küreselleşme,
daha fazla müşteriye erişim,
daha fazla pazar payı hayali,
daha fazla ülkeye ihracat yapma ihtiyacı,
daha da çok…
Hayallerimiz, daha çoğuna duyduğumuz istek, “aşırı” kavramının bitmek tükenmek bilmediği bir dünya. Bize bugüne kadar, mevcut kullanılan ekonomik sistemde (lineer ekonomi) sürekli büyüme trendinin, hızla büyüyen nüfuslara sahip olduğu ülkelerde istihdam için vazgeçilmez bir yol olduğu öğretildi. Bu bilginin doğruluğunu sorgulamadan önce aklıma takılan asıl soru şu; sürekli büyüme eğiliminde olan ve döngüsel sistemi reddeden ekonomilerde, aşırı tüketim sonucu ortaya çıkan kaynak kıtlığıyla birlikte küresel ekonominin sürdürülebilir olma ihtimali var mı?
YEREL ÜRETİM NEDİR? NEDEN ÖNEMLİDİR?
Yerel üretim, üretilen ürünün tüm aşamalarının fiziki olarak üretildiği yerde sürdürülmesi anlamına gelir. Çoğunlukla yerel üretim yapan yerel markalar, büyüme ve küreselleşme gibi hırslardan arınmış, yavaş üretimi destekleyen ve aşırı kavramından uzaklaşmaya çalışan bir düşünce yapısına sahiptir.
Yerel üretimi desteklemek için birçok sebep var. Öncelikli sebeplerimizden biri; moda endüstrisini hâkimiyeti altına almış, aşırı tüketim kavramını misyon edinmiş hızlı moda markalarının oluşturdukları sisteme hizmet etmemektir. Büyümek her zaman kelimenin anlamındaki gibi yüce bir şey değildir. Büyürken, beraberinde dünya kaynaklarını küçültüyorsanız, insan gücünü sömürüyorsanız, hayvanların canına kast ediyorsanız, her şeyi ezip geçiyorsanız; bu bir yücelik değildir, bu sizin hâlâ uyanmak bilmediğiniz ve başarı olarak addettiğiniz bir kabustur.
Moda endüstrisi, tüm giysilerin üretimi dâhil olmak üzere, tedarik zincirleri ve yoğun enerji üretimi sebebiyle küresel sera gazı emisyonlarının %10’una sebep olmaktadır. Yani moda endüstrisi, havacılık ve denizcilik endüstrisinin toplamından daha fazla enerji tüketmektedir. Endüstrinin, sera gazı ayak izini azaltmada karşılaştığı zorluklardan biri, değişen nüfus ve tüketim modellerinin sektördeki büyümeyi sürdürme olasılığıdır. Herhangi bir azaltma önlemi alınmazsa, hacimlerde öngörülen artış, karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar yılda yaklaşık 2,7 milyar metrik tona çıkabileceği yönündedir.
Büyümek, küreselleşmek, yerel olandan uzaklaşmak sonucunda doğan bu ve bunun gibi birçok korkunç ihtimal sebebiyle, yerel üretimi desteklemek, giysilerimizin kat etmesi gereken mesafeyi azaltmak, gereksiz sera gazı ve karbon emisyonlarından kaçınmanın bir yoludur.
Yerel marka demek sürdürülebilir moda markası demek değildir. Türkiye’de üretim yapan ve hızlı moda trendini benimseyen, uygun fiyatlara düşük kalitede üretim yapan birçok Türkiye merkezli marka var. Tabii ki bu markaların benimsedikleri misyon sebebiyle yerli üretim yapmaları tek başına yeterli bir fayda sağlamıyor. Bu sebeple bu ince çizgiye dikkat etmek, bilinçli tüketici olma yolunda oldukça önemli. Bunun sebebi, günümüzde artan sürdürülebilirlik çalışmalarıyla birlikte, “sürdürülebilirliği” sadece pazarlama stratejisi olarak kullanan birçok markanın varlığıdır. Bu durumun önüne geçmek için kişisel tüketim alışkanlıklarımızda sorgulayıcı olmak zorundayız ve bununla birlikte tabii ki markalar da bizlere karşı şeffaf olmak zorunda.
Desteklediğimiz yerli üretim yapan markalar, kaliteli ham madde kullanarak az adette üretim yapmalı ve bununla birlikte tüketiciye uzun ömürlü tasarımlar sunmalı. Hızlı moda trendinde olduğu gibi “al-kullan-at” sistemine destek vermemeli.
YEREL MARKALARDAN NE BEKLİYORUZ?
- Yavaş modayı desteklemelerini ve müşterilerini bu konuda teşvik etmelerini,
- Sürdürülebilirliği amaç ve stratejilerinin merkezine yerleştirmelerini,
- Üretim aşamasında ham madde karışımlarını iyileştirmelerini,
- Gelişmiş teknolojiler kullanarak, talebi öngörmelerini ve buna uygun şekilde fazla stok sorununu azaltmalarını,
- Sürdürülebilir kargo-ulaşım kullanımlarını artırmalarını ve bununla birlikte ambalajlarını iyileştirmelerini,
- Üretici ve tüketici arasındaki iletişimi geliştirerek, şeffaf bir sistem sunmalarını.
Markaların yalnızca yerli üretim yapmaları sistemsel ve çevresel anlamda yeterli değil. Desteklediğimiz yerel markaların etik çalışma şartlarına uygun üretim yapması, uzun ömürlü tasarımlar ve doğal ham maddeler tercih etmesi gerek. Bilinçli tüketici olma yolunda markalardan bunları talep etmek zorundayız. Düzen değişmek zorunda. Düzeni değiştirmek için taleplerimizin farkına varmak zorundayız. Tüketici var olmadığı sürece üreticinin kazanç sağlamasına imkân yok demektir. Gücümüzün farkına varmalıyız.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Modanın bireysel başarı odaklı dünya görüşü, sürdürülebilir göz boyama, yerli üretimin anlamı ve faydaları, Fihrist'ten yerli markalar, moda ve toplumsal cinsiyet ilişkisi.
28 Mar 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?



