YEREL ÜRETİM NE ANLAMA GELİYOR?

"Yerel markaları destekleyelim"; evet destekleyelim; ama hangisini ve neden desteklememiz gerektiğini bilerek.
YEREL ÜRETİM NE ANLAMA GELİYOR?

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Merve Odabaş

Büyümek,
daha çok kazanç,
küreselleşme,
daha fazla müşteriye erişim,
daha fazla pazar payı hayali,
daha fazla ülkeye ihracat yapma ihtiyacı,
daha da çok…

Hayallerimiz, daha çoğuna duyduğumuz istek, “aşırı” kavramının bitmek tükenmek bilmediği bir dünya. Bize bugüne kadar, mevcut kullanılan ekonomik sistemde (lineer ekonomi) sürekli büyüme trendinin, hızla büyüyen nüfuslara sahip olduğu ülkelerde istihdam için vazgeçilmez bir yol olduğu öğretildi. Bu bilginin doğruluğunu sorgulamadan önce aklıma takılan asıl soru şu; sürekli büyüme eğiliminde olan ve döngüsel sistemi reddeden ekonomilerde, aşırı tüketim sonucu ortaya çıkan kaynak kıtlığıyla birlikte küresel ekonominin sürdürülebilir olma ihtimali var mı?

YEREL ÜRETİM NEDİR? NEDEN ÖNEMLİDİR?

Yerel üretim, üretilen ürünün tüm aşamalarının fiziki olarak üretildiği yerde sürdürülmesi anlamına gelir. Çoğunlukla yerel üretim yapan yerel markalar, büyüme ve küreselleşme gibi hırslardan arınmış, yavaş üretimi destekleyen ve aşırı kavramından uzaklaşmaya çalışan bir düşünce yapısına sahiptir. 

Yerel üretimi desteklemek için birçok sebep var. Öncelikli sebeplerimizden biri; moda endüstrisini hâkimiyeti altına almış, aşırı tüketim kavramını misyon edinmiş hızlı moda markalarının oluşturdukları sisteme hizmet etmemektir. Büyümek her zaman kelimenin anlamındaki gibi yüce bir şey değildir. Büyürken, beraberinde dünya kaynaklarını küçültüyorsanız, insan gücünü sömürüyorsanız, hayvanların canına kast ediyorsanız, her şeyi ezip geçiyorsanız; bu bir yücelik değildir, bu sizin hâlâ uyanmak bilmediğiniz ve başarı olarak addettiğiniz bir kabustur. 

Moda endüstrisi, tüm giysilerin üretimi dâhil olmak üzere, tedarik zincirleri ve yoğun enerji üretimi sebebiyle küresel sera gazı emisyonlarının %10’una sebep olmaktadır. Yani moda endüstrisi, havacılık ve denizcilik endüstrisinin toplamından daha fazla enerji tüketmektedir. Endüstrinin, sera gazı ayak izini azaltmada karşılaştığı zorluklardan biri, değişen nüfus ve tüketim modellerinin sektördeki büyümeyi sürdürme olasılığıdır. Herhangi bir azaltma önlemi alınmazsa, hacimlerde öngörülen artış, karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar yılda yaklaşık 2,7 milyar metrik tona çıkabileceği yönündedir. 

Büyümek, küreselleşmek, yerel olandan uzaklaşmak sonucunda doğan bu ve bunun gibi birçok korkunç ihtimal sebebiyle, yerel üretimi desteklemek, giysilerimizin kat etmesi gereken mesafeyi azaltmak, gereksiz sera gazı ve karbon emisyonlarından kaçınmanın bir yoludur.

Yerel marka demek sürdürülebilir moda markası demek değildir. Türkiye’de üretim yapan ve hızlı moda trendini benimseyen, uygun fiyatlara düşük kalitede üretim yapan birçok Türkiye merkezli marka var. Tabii ki bu markaların benimsedikleri misyon sebebiyle yerli üretim yapmaları tek başına yeterli bir fayda sağlamıyor. Bu sebeple bu ince çizgiye dikkat etmek, bilinçli tüketici olma yolunda oldukça önemli. Bunun sebebi, günümüzde artan sürdürülebilirlik çalışmalarıyla birlikte, “sürdürülebilirliği” sadece pazarlama stratejisi olarak kullanan birçok markanın varlığıdır. Bu durumun önüne geçmek için kişisel tüketim alışkanlıklarımızda sorgulayıcı olmak zorundayız ve bununla birlikte tabii ki markalar da bizlere karşı şeffaf olmak zorunda. 

Desteklediğimiz yerli üretim yapan markalar, kaliteli ham madde kullanarak az adette üretim yapmalı ve bununla birlikte tüketiciye uzun ömürlü tasarımlar sunmalı. Hızlı moda trendinde olduğu gibi “al-kullan-at” sistemine destek vermemeli. 

YEREL MARKALARDAN NE BEKLİYORUZ?

  • Yavaş modayı desteklemelerini ve müşterilerini bu konuda teşvik etmelerini,
  • Sürdürülebilirliği amaç ve stratejilerinin merkezine yerleştirmelerini,
  • Üretim aşamasında ham madde karışımlarını iyileştirmelerini,
  • Gelişmiş teknolojiler kullanarak, talebi öngörmelerini ve buna uygun şekilde fazla stok sorununu azaltmalarını,
  • Sürdürülebilir kargo-ulaşım kullanımlarını artırmalarını ve bununla birlikte ambalajlarını iyileştirmelerini,
  • Üretici ve tüketici arasındaki iletişimi geliştirerek, şeffaf bir sistem sunmalarını.

Markaların yalnızca yerli üretim yapmaları sistemsel ve çevresel anlamda yeterli değil. Desteklediğimiz yerel markaların etik çalışma şartlarına uygun üretim yapması, uzun ömürlü tasarımlar ve doğal ham maddeler tercih etmesi gerek. Bilinçli tüketici olma yolunda markalardan bunları talep etmek zorundayız. Düzen değişmek zorunda. Düzeni değiştirmek için taleplerimizin farkına varmak zorundayız. Tüketici var olmadığı sürece üreticinin kazanç sağlamasına imkân yok demektir. Gücümüzün farkına varmalıyız. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

ANGST 22: KİM, KİMİNLE, NASIL, NEREDE, NEDEN ÜRETİYOR?

Modanın bireysel başarı odaklı dünya görüşü, sürdürülebilir göz boyama, yerli üretimin anlamı ve faydaları, Fihrist'ten yerli markalar, moda ve toplumsal cinsiyet ilişkisi.

28 Mar 2021

ANGST 22: KİM, KİMİNLE, NASIL, NEREDE, NEDEN ÜRETİYOR?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Metin V. Bayrak

·

25 Eki 2026

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası
AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine