Yıldız Tozu | Robert de Niro'nun çizdiği modern Amerikan erkeği portresi

Robert De Niro’nun sinemadaki büyüklüğünü, canlandırdığı şiddet dolu erkeklerde değil, o şiddetin altında yatanı gösterebilme yeteneğinde aramak gerekir. Öfkenin altındaki korkuyu, kontrolün altındaki güvensizliği, suskunluğun altındaki arzuyu, sertliğin altındaki kırılganlığı… O, bunları karakterin bedenine yerleştirdi ve seyirciye keşfetmenin alanını açtı.
Yıldız Tozu | Robert de Niro'nun çizdiği modern Amerikan erkeği portresi

Bir önceki yazıma konuk ettiğim yaşayan efsane Meryl Streep’in hemen ardından, sıranın kimde olabileceğine dair bir anket yapsak en çok oyu alacak birkaç isimden ilkini tahmin etmek çok da zor olmasa gerek. Sözünü ettiğim kişi sinema tarihindeki yerini yalnızca oynadığı büyük rollerle açıklamanın çok güç olduğu bir diğer yaşayan efsane elbette Robert de Niro… 

Yani Travis Bickle, Jake LaMotta, Vito Corleone, Noodles, Jimmy Conway, Ace Rothstein, Neil McCauley ve modern Amerikan sinemasının hafızasına kazınmış daha nice karakter… Ve tabii onları birbirine bağlayan asıl kesişim noktası, De Niro’nun oyunculuğa getirdiği kendine özgü anlayış…

Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.

Aposto Premium
Ayda

  • Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
  • Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
  • Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
  • Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.
Aposto Premium üyesi misin? Giriş yap
demet
Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Mehmet Sindel

1970'de dünyaya geldi; uzun süre sessiz kaldı. Komşu teyzenin müdahalesi üzerine konuşmaya başladı ve bir daha susmadı. Boğaziçi'nde işletme okudu, derecesiz mezun oldu. Otomobil kullanmayı bilmeden otomotiv sektöründe CMO'luk, finanstan anlamadan banka genel müdür yardımcılığı, "bu fiş neden bu prize girmiyor" seviyesindeyken .com CEO'luğu yaptı. Bilmediği işlerde çalışmayı bir yöntem olarak benimsedi; konfor alanının dışında kalmayı ise bir yaşam biçimi olarak. Hobisi olan sinemayı önce yazarlığa taşıdı. Atlas Tarih ve Arka Pencere dergilerinde sinema yazıları yazdı. Bireysel ve kurumsal film okuma atölyeleri düzenliyor, sinema üzerine keynoteler veriyor. Kurucusu olduğu Sindel Kültür Sanat Platformu bünyesinde film okumaları yapıyor; dünya çapında akademisyenleri bir araya getirerek derinlikli seminerleri organize ediyor. Filmlerle yaşıyor. Öğretmek için değil, öğrenmek için konuşuyor. Bir patronunun onu eleştirmek için söylediği "Sen de çok güzel hikaye anlatıyorsun" cümlesini hayatının en güzel övgüsü olarak taşıyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

OKUMAYA DEVAM EDİN

DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Apple TV’nin tahttaki yeri kalıcı mı?

Korku komedisi "Widow’s Bay"in 14 ödülle rekor kırdığı 78. Primetime Emmy Ödülleri’nde Apple TV, HBO ve Netflix’i geride bıraktı; drama kategorilerinde "The Pitt", mini-dizi kategorilerinde "DTF St. Louis" öne çıktı.

Emre Eminoğlu

·

18 Eyl 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Apple TV’nin tahttaki yeri kalıcı mı?
DuendeDuende

HİKAYE

Ezhel ile sohbet: 'Gurbet memlekete dönemeyince gurbet oluyor'

“Artık ‘Berlinli Sercan’ oldum” diyen Ezhel için Türkiye’den Almanya'ya gelmesinin üzerinden geçen yıllar, onun için yalnızca başka bir ülkede yaşamaya başlamak anlamına gelmemiş; müziğini, dinleyicisini ve kendisini de değiştirmiş. Almanya’daki diaspora, Gastarbeiter kuşağının hikayeleri, dil öğrenmenin zorlukları, Türkiye’ye dönememenin yarattığı gurbet duygusu ve Yunanistan’da bulduğu memleket izleri üzerine konuştuğumuz Ezhel, “Türkiye kadar Almanya da benim bir gerçekliğim” diyor.

Vartan Estukyan

·

18 Eyl 2026

Ezhel ile sohbet: 'Gurbet memlekete dönemeyince gurbet oluyor'
DuendeDuende

HİKAYE

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Soner Can

·

14 Eyl 2026

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?
DuendeDuende

HİKAYE

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Eda Solmaz

·

14 Eyl 2026

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Tuba Büdüş

·

14 Eyl 2026

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları