Yolu İstanbul’dan geçen tüm topluluklardan bir parça

Mahallelinin meslek ayrımı olmaksızın buluşup tartışabileceği, öğrenebileceği "Perşembe Toplantıları"nın üssü.
Yolu İstanbul’dan geçen tüm topluluklardan bir parça

18 Eylül - Koç Holding x İstanbul Bienali - Soli
Koç Holding x İstanbul Bienali ile birlikte

Koç Holding , tüm sanatseverleri Bienal ’e davet ediyor İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve 2007 yılından bu yana sponsorluğunu Koç Holding ’in üstlendiği İstanbul Bienali , 17’nci edisyonuyla başladı. Bir yıl ertelenmesi ve pandemi koşulları altında düzenlenmesi nedeniyle; ölçeği, yöntemi ve hedefleri açısından bizi farklı bir deneyimle karşılayacak olan Bienal’i 20 Kasım’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edebilirsin. Nerelerde? 17. İstanbul Bienali, bu yıl aralarında kitapçılar, sahaflar, hastaneler, huzurevleri, kafeler, metro durakları ve Açık Radyo'nun da bulunduğu şehrin pek çok farklı noktasında konumlanıyor . Dahası: Vehbi Koç Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren kültür kurumlarından Topluluk şirketlerinin bu alanda yürüttüğü çalışmalara kadar kültür sanata desteğini hız kesmeden sürdüren Koç Holding , İstanbul Bienali sponsorluğunu 2036 yılına kadar uzatmış olmanın mutluluğunu paylaşıyor. Koç Holding’in bu yıl Bienal’i karşıladığı, “Sanatla Değiş, Dünyayı Dönüştür” söylemini sahiplenerek sanatın iyileştirici ve dönüştürücü gücüne dikkat çeken filmini buradan izleyebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Mahalle: Çemberlitaş. Mahalleli ve yazı: Emir Barın. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu.

Çemberlitaş semti oldukça küçük bir alanı kapsıyor. Merkezinde Çemberlitaş Sütunu olacak şekilde bir çember çizersek kuzeyinde Nuruosmaniye Camii, batısında Cağaloğlu Anadolu Lisesi, güneyinde Çemberlitaş Öğrenci Kız Yurdu ve doğusunda Çemberlitaş Anadolu Lisesi olmak üzere bu yapıların arasında kalan alanı Çemberlitaş olarak tanımlayabiliriz. Ya da Kapalıçarşı’nın turistinin azaldığı, tepsicilerin akşamüstü boşları toplarken etrafından vızır vızır geçtiği, Şerefiye Sarnıcı’nın meydanında kuşların soluklandığı, hâlâ "bugün git yarın ödersin"lerin söylendiği, zanaat ve el emeği işlerin ustadan çırağa aktarıldığı ve İstanbul’u geçmişte ziyaret eden her topluluğun izlerine rastlanan semt de diyebiliriz. Burası, Çemberlitaş, hani şu Çemberlitaş Hamamı ve diğer turistik durakların gölgesinde kalan Çemberlitaş Sütunu’nun olduğu yer. Tramvayda Sultanahmet’ten sonraki durak. 

Emir. Poz vermeden, olduğu gibi


Bugün İstanbul’un en turistik noktalarından biri fakat bu kadar “yol geçen hanı” bir yer olarak anılması aslında yeni değil. Bizans döneminden beri Çemberlitaş Sütunu'yla Topkapı Sarayı arasındaki yol protokol yolu olarak bilinir. Sefirler, vezirler ve askerler Çemberlitaş’ta konaklar, ardından saraya kabul edilirmiş. Bu yolda devletin en önemli yürüyüşleri ve alayların geçişleri yapılırmış. Bu sebeple bölge Bizans döneminde de oldukça önemli bir merkezmiş ve Osmanlı’da da bu şekilde devam etmiş. Dolayısıyla da geçmişten bu yana ağırladığı topluluklar semte hem kültürel hem de mimari anlamda kendilerinden izler bırakmış. Bu izler arasında herkesin bildiği ve İstanbul’un Bizans döneminden beri ayakta kalan en eski anıtı olarak nitelendirilen Çemberlitaş Sütunu ve Çemberlitaş Hamamı dışında bölgenin pek bilinmeyen yapıları arasında kesinlikle İstanbul’un en bakımlı mezar taşlarının bulunduğu II. Mahmut Türbesi ve mezarlıkları, Basın Müzesi, Şerefiye Sarnıcı ve meydanı, İstanbul’un en eski kütüphanelerinden Köprülü Kütüphanesi ve günümüzde hâlâ yayınlarına ve eğitimine devam eden Kubbealtı Medresesi var.

Çemberlitaş, turistleri ve yerlileri


Basın, matbaa, zanaat ve son olarak turizm merkezi

Çemberlitaş’ın ahalisi, 2000’li yıllardan önce son derece entelektüel bir kitleydi. Semt 1800’lerden beri Türkiye’nin basın ve matbaa sektörünün merkezi olduğu için bölgenin eski insanları da daha çok matbaacılar, mücellitler, kartpostalcılar ve bu sektörlere malzeme tedariği sağlayan insanlardı. 1900’lerden itibaren firmaların organize sanayi bölgelerine taşınması ve turizm furyası sonucunda bahsettiğimiz insanların sayısı semtte azaldı. Şu anda daha çok oteller, restoranlar, turistik eşya satan mağazalar ve semtin Kapalıçarşı’ya yakın olmasından ötürü eski atölyelerde de kuyumcular var. 

Çemberlitaş Hamamı, Çemberlitaş Sütunu, Binbirdirek Sarnıcı ve hanlar gibi tarihî miraslara ve bugün unutulmaya yüz tutmuş bazı zanaatların icra edildiği atölyelere, eskiden daha sık görmeye alışık olduğumuz esnaf kültürüne ev sahipliği yapması Çemberlitaş’ı turistik açıdan bu kadar çekici kılarken aynı zamanda dokuya zarar verecek bazı gelişmelerin yaşanmasına da sebep olabiliyor tabii. Tam bir “turizm, turizmi bitirebilir mi?” açmazı. 

Turistlerin gözbebeği halılar


Özellikle Sultanahmet’le Kapalıçarşı’nın tam ortasında bulunduğu için Çemberlitaş bölgesinde gün içinde çok yoğun turist akışı oluyor. Birçok yer, turistik eşya satan mağaza ve otele dönüştü. Tabii diğer yandan hâlâ köklü kırtasiyeler, baskı aletleri satan dükkânlar ve çok az sayıda mücellithaneler bulunuyor ki biz de Barın Han olarak onlardan biriyiz. Bu yerlerin geçtiğimiz yıllarda çok azaldığını ve giderek bölgede tutunmalarının da zorlaştığını belirtmek gerek. Ancak bu atölyelerin varlığı bile bir bakıma dönüşüme karşı direniş diyebiliriz. Özellikle kuyum işiyle ilgilenenlerin bölgede bulunması ve Kapalıçarşı’nın hâlen canlı bir merkez olmasıyla en azından atölyelerin Çemberlitaş mahallesinde uzun yıllar kalacağını öngörebiliyoruz.

Barın Han ve mahallelinin “Perşembe Toplantıları”

Çemberlitaş tarih boyunca hep kütüphaneleri, medreseleri, basımevleri ve müzeleriyle entelektüel kesimin uğradığı bir bölge olarak anılıyor. Zaanatkârların da bölgede yoğunlaşması sayesinde tasarım anlamında da önemli bir merkez hâline geliyor. Geleneksel sanatlar anlamında da birçok müzede ve camide çok değerli hattatların yazıları ve eserleri olduğu için de hattat ve cilt sanatçısı Prof. Emin Barın bu bölgeden oldukça fazla besleniyordu. Ayrıca bu bölgenin kitap sanatları konusundaki uzmanlığı da Emin Barın’ın eserlerine yansımıştı. Emin Barın’ın geçmişi geleceğe taşımak konusunda yaptığı çalışmalara Barın Han’ın ve atölyesinin bulunduğu Çemberlitaş ve civarının çok büyük katkısının olduğunu söyleyebiliriz. 

Barın Han'dayız. Emir'den dinliyoruz.


2000’li yıllara kadar Barın Han, mahalleyle çok yakın temastaydı. Özellikle Emin Barın’ın ustalığa ve zanaatkârlara verdiği değer verdiği için mahalleyle ve mahalleliyle ilişkileri çok kuvvetliydi. Bu sebeple Barın Han’ı semtteki diğer atölyelerden ayrı bir yerde tutabiliriz. Barın Han’da fikirleşmeyi, dayanışmayı ve işbirliğini desteklemek amacıyla başlatılan ve yaklaşık yirmi beş yıl devam eden “Perşembe Toplantıları” katılımcılarına bakarsak da sanatçılar, koleksiyonerler ve müze müdürlerinin yanı sıra mahalledeki esnaftan (Örneğin Çemberlitaş Turşucusu’ndan) da toplantılara katılanların olduğunu görüyoruz. Bu da aslında mahallenin o dönemde uzmanlık alanı ayırmaksızın birbiriyle fikir alışverişi, işbirliği içinde olduğunun ve Barın Han’ın mahalleyle ilişkisinin önemli bir göstergesi. 

Peşlerine takıldık gidiyoruz. Yol bizi nereye çıkaracak göreceğiz. 


20 yıl sonra yeniden mahallede ve “birlikte”

2019’da, yaklaşık 20 sene sonra tekrar mahalleye geldiğimizde bazı esnafların günümüzde de işlerine devam ettiğini görmek bizi umutlandırdı. Mahalledeki komşularımız da Barın Han’ın dönüşüyle burada tekrar kültür ve sanat etkinliklerinin başlamasına ve Çemberlitaş’ın eski canlı günlerine geri dönmesine çok sevindi. Bize ellerinden gelen desteği de veriyorlar. Birkaç örnek vermem gerekirse çok uğrak yerlerden pastaneler, kafeler ve börekçiler camlarına Barın Han’da gerçekleşen sergilerin afişlerini asıp broşürleri kasanın etrafına koydular ve gelen müşterilerine Barın Han’ı tanıttılar. Yan komşumuz olan restoran her açılışta bize atıştırmalıklar hazırlayıp yolluyor. Belirli aralıklarla da restoranlardan ve kafelerden çalışanlar gelip sergileri geziyorlar. Barın Han uzun yıllar boş kalmasına rağmen mahalleyle ilişkisi yeniden açıldığından beri kaldığı yerden devam ediyor.

Kaybolan mahalle kültürünün en önemli yapısı komşularımıza, mahalleliye saygılı bir şekilde davranmak ve bireysellikten ziyade bir arada yaşamanın getirdiği düşünce tarzında hareket etmek Barın Han’da dikkate aldığımız konular olduğu için mahalleyle çok yakın bir ilişkimiz var. Gerçekleştirdiğimiz sergilere, performanslara ve etkinliklere de komşularımızı davet ederek onların günlük hayatlarına kültür ve sanatın girmesine katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

Barın Han'da konser hazırlıkları


Barın Han’da ağırladığımız projelerdeki sanatçılar da en çok mahalleyle iletişim kurabilmeyi, onları da dâhil eden üretimler yapmayı ve mahallelinin de projelerine dâhil olmasını arzu ediyor. Ancak mahalleye çıkmadan bile Barın Han’ın giriş katındaki atölyede de bu kolektif üretimi birebir yaşayabiliyoruz. Cilt atölyesindeki ustalar sanatçılarla görüşüyor, fikir alışverişinde bulunuyor, yeri geldiğinde ebru sanatının inceliklerini, cilt tekniklerini öğreniyor ve beraber üretim yapıyorlar. Bu handa elli yıldan fazla süren kolektif üretimin de bugün devam etmesi bizim en öncelikli konularımızdan.

Eski ve yeniyi, sanat ve zanaatı nasıl daha çok konuşturabiliriz? 

Tüm bu sebeplerle 1950’lerden beri birçok insanın buluşma noktası olan Barın Han, 17. İstanbul Bienali’nin de önemli buluşma noktalarından biri olarak şehirle olan iletişim ve diyalogu artırmaya çalışan bir alanı temsil ediyor. Hanın bulunduğu Çemberlitaş’ın da eşi benzeri zor bulunan çok güçlü bir zanaat geçmişi olması, bu anlamda semti de bienalin önemli noktalarından birine dönüştürüyor.

Emin Barın'ın cilt atölyesi


Hanın içinde hâlâ faaliyet gösteren, 1950’li yıllardan beri sayısız kitabın titizlikle ustalar tarafından ciltlendiği ve Emin Barın’ın kurduğu cilt atölyesiyle, bienal izleyicilerine unutulmaya yüz tutmuş bir zanaat hatırlatılmak isteniyor. Önce Emin Barın’ın çok değerli öğrencisi İslam Seçen’in öğrencileriyle çalıştığı, ardından da o hocaların kendi öğrencileriyle bir araya gelerek aktarımlar yaptığı ve usta-çırak ilişkisini devam ettirdiği atölye, usta-çırak ilişkisi ve kolektif üretimi gözlemleyebilmek için de önemli bir lokasyon. Bu atölyeye benzer atölyeler ve çalışma alanları varoldukça kolektif üretim ve aktarımın devam edebileceğini düşünüyoruz. 

Bir han, kolektif üretime nasıl alan açabilir? 

Yüzyıllardır kültürümüzün bir parçası olmuş hanlar, kolektif üretim ve aktarım anlamında oldukça önemli bir role sahipti. Günümüzde özellikle eski İstanbul’daki iş hanlarının işlevini yitirdiği görüşü ve kârlılık gözetilerek yıkılıp yerine otellerin yapılması bu değerlerin kaybolmasının bir sebebi. Hanları bir yaşam alanı olarak devam ettirebilseydik ve yeni meslek sahiplerinin buralarda çalışabilmesini sağlasaydık aynı çatı altında birbirine saygılı ve kolektif bir şekilde üretme bilincini de bir kültür olarak yaratırdık. Artık herkes kendi ofislerinde ve atölyelerinde; aktarımı, kolektif üretimi, birbirinden öğrenmeyi ve yardımlaşmayı güçleştiren bir ortamda. 

Barın Han'da bienal hazırlıkları


Barın Han olarak bu kültürü sürdürmek bizim hedefimiz. 17. İstanbul Bienali programının ardından Barın Han’da sanatçı inisiyatiflerinin, farklı kolektiflerin ve kurumların uluslararası ve ulusal projelerini ağırlamaya devam edeceğiz. Tabii ki bütün bu çalışmalarda, bulunduğumuz bölgenin geçmişi ve bugünüyle bağ kuran işler ve paylaşımlar izleyicilerle buluşacak. İstanbul’un en eski yerleşim yerinde güncel sanatı, kolektif üretimi ve zanaatla sanat; eskiyle yeni arasındaki iletişimi yaygınlaştırmaya, bir kültüre dönüştürmeye çalışacağız.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

📍 Çemberlitaş, Emir Barın

Güncel sanatın, zanaatin, eskiyle yeni arasındaki iletişimin ve kolektif üretimin paylaşılma alanındayız. Çemberlitaş'tayız. Ellerimizde Çemberlitaş börekleri Barın Han'dan Emir Barın'la yollardayız.

18 Eyl 2022

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Barge cruise hareketi: Avrupa kentlerinin dingin kanallarında mikro yolculuklar

"Bu bir cruise değil" mottosuyla kalabalık ve kaotik cruise anlayışını tersine çeviren lüks yat seyahatlerine paralel olarak barge cruise yani mavnalarla seyahat hareketi de yaygınlaşıyor. Barge cruise seyahatine çıkanlar Avrupa kentlerinin küçük nehir ve kanallarında dingin ve butik bir deneyim yaşıyor.

Deniz Aytekin

·

19 Tem 2026

Barge cruise hareketi: Avrupa kentlerinin dingin kanallarında mikro yolculuklar
SoliSoli

HİKAYE

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

Elif Bayram

·

12 Tem 2026

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat
SoliSoli

HİKAYE

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

Deniz Aytekin

·

12 Tem 2026

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?
SoliSoli

HİKAYE

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Doruk Başkır

·

11 Tem 2026

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar
SoliSoli

HİKAYE

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Orhun Canca

·

10 Tem 2026

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi